Hûd (Aleyhisselam) Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 3
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Hûd (Aleyhisselam) Sûresi" bölümü 3. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.
Cebrail'in çamur tıkma fiiline gelince, bunu Cebrail, kendi düşüncesiyle değil, Allah'ın emriyle yapmıştır.
Fahreddin Râzi hazretlerinin: "Cibril (aleyhisselam)'in Firavun'un tevbe etmesine mâni olması caiz değildir, aksine, tevbe ve diğer ibadetlerine yardımcı olması gerekirdi" sözü, Cebrail (aleyhisselam)'in mükellefiyetinin de bizim mükellefiyetimiz gibi olması hâlinde doğrudur. Tabii ki bu durumda bize vacip olan ona da vacib olurdu. Amma mesele başka şekilde olunca, yani Cebrail (aleyhisselam) sadece Allah'ın emrettiği şeyleri yapmak, onun dışına hiç çıkmamak durumunda olunca Firavun'un imânına mani olan, Allah Teâla olmakta, Cibril de Allah'ın emrinin infazcısı bulunmaktadır. Bu durumda, Allah'ın yardım etmediği bir kimseye onun yardım etmesi nasıl gerekli ve vacib olur? Nitekim, Kur'an-ı Kerim, Allah'ın, Firavun hakkında küfre hükmettiğini ve onun elem verici azabı görmeden iman etmeyeceğini haber vermektedir.
Şu da söylenebilir: Cebrâil (aleyhisselam) ya Allah'ın emriyle tasarruf etmekte ve sadece Allah'ın emrini yapmaktadır, ya da Allah'ın emriyle değil, kendi arzusuna göre dilediğini yapmaktadır. Bu iki duruma göre, Firavun'a, tevbe hususunda yardım etmesi gerekmediği gibi, onu bundan men etmesi de haram olmaz. Çünkü ona gerekli olan şey kendisine emredileni yapmasıdır, haram olan şey de yapması yasaklanan şeydir. Hemen ilave edelim ki, Allah Teâla Kur'an'da Firavun'a yardım etmesini emrettiği veya tevbe etmesine mâni olmasını yasakladığına dair bir ihbarda bulunmamıştır.
Yâni, melekler, bizim tâbi olduğumuz tarzda bir mükellefiyete tâbi değildirler."
Hâzin'de daha geniş tahlil mevcuttur.{4}
HÛD (ALEYHİSSELAM) SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]قال أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: يَا رَسُولَ اللّهِ قَدْ شِبْثَ! قالَ: شَيَّبْتِنِى هُودٌ، وَالوَاقِعَةُ، وَالْمُرْسَلَاتُ، وَعَمَّ يَتَسَاءَلُونَ وَإذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ[. أخرجه الترمذى .
1. (659)-İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh): "Ey Allah'ın Resûlü, saçların ağardı, yaşlandın" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Beni, Hûd, Vakı'a, Mürselât, Amme yetesâelun ve İza'ş-Şemsü Küvviret sûreleri ihtiyarlattı" cevabını verdi." [Tirmizî, Tefsir, Vâkı'a, (3293).]{5}
AÇIKLAMA:
Aliyyu'l-Kârî'nin açıklamasına göre, Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) bu sözüyle Resûlulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın başında ihtiyarlık alâmeti olan beyaz kılların fazlaca gözükmesini kastedmemiştir. Çünkü bâzı rivayetler Resûl-i Ekrem'in, vefat anında saç ve sakalındaki beyaz kılların 14 adet olduğunu belirtiyor. Hz. Ebû Bekir bu sözüyle, henüz yaşlılığa saçların ağarma yaşına girmeden, erken bir çağda akların görülmeye başladığını ifade etmek istemiştir.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın: "Beni şu sûreler.. ihtiyarlattı" buyurması o sûrelerdeki muhtevânın kendisini fazlaca düşündürüp, ağzının tadını kaçırdığını ifâde etmek içindir. Zîra zikredilen bu sureler, eski milletlerin başına gelen belâları ve bilhassa kıyâmet ahvâlini haber vermekte, insanın hakiki istikbalinde başına gelecek dehşetli hadiseleri safha safha anlatmaktadır. Gerçek iman sahipleri onları düşündükçe ehl-i dünya gibi neşeli, eğlenceli olamaz. Nitekim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Benim bildiğimi bilseniz az güler çok ağlardınız" buyurmakta, hayatın fâni zevklerine olan bağları zayıflatmak, kırmak için ölümü çokca hatırlamayı tavsiye buyurmaktadır.{6}
2. Hadis-i Şerif
وعنه رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. ]أنَّهُ سُئِلَ عنْ قولهِ تعالى: أَلَا إنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا مِنْهُ. قالَ: كانَ أُنَاسٌ يَسْتَحْيُونَ أنْ يَتَخَلّوْا فَيُفْضُوا إلى السَّماءِ، وَأنْ يُجَامِعُوا نِسَاءَهُمْ فَيُفْضُوا إلى السَّماءِ فنزَلَ ذلِكَ فِيهمْ[. أخرجه البخارى .
2. (660)-Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)'ın anlattığına göre, kendisine Cenâb-ı Hakk'ın şu meâldeki kelâmından suâl sorulmuştur: "Bilin ki, onlar, Kur'an okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. Bilin ki elbiselerine büründüklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Çünkü O, kalplerde olanı bilendir (Hud, 5).
İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) şu açıklamayı yapmıştır: "Bunlar helâda soyununca avret mahallerinin açılıp, o manzaralarının semaya ulaşmasından, keza hanımlarıyla cinsî mukarenet sırasında soyununca çıplak hallerinin semaya ulaşmasından korkup haya duyan, (bu yüzden kendilerine sıkıntı veren) kimseler hakkında nâzil olmuştur." [Buharî, Tefsir, Hud 1.]{7}
3. Hadis-i Şerif
وعن أبى موسى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رسولُ اللّهِ ﷺ: إنَّ اللّهَ تعالى لَيُمْلِى لِلظَّالِمِ حَتَّى إذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ. ثُمَّ قَرَأ: وَكَذَلِكَ أخْذُ رَبِّكَ إذَا أخَذَ القُرَى وَهِىَ ظَالِمَةٌ إنَّ أخْذَهُ ألِيمٌ شَدِيدٌ[. أخرجه الشيخان والترمذى .
3. (661)-Ebu Mûsa el-Eş'arî (radıyallahu anh) anlatıyor: Resul-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allahu Teâla, zalime biraz fırsat tanır, amma bir de yakaladı mı artık paçayı kurtaramaz." Sonra da şu âyeti okudular: "Allah kasabaların zâlim halkını yakalayınca böyle yakalar, yakalaması da şiddetli ve elimdir" (Hud, 102).
Tirmizî, rivayetinde: "Fırsat tanır (yümlî) değil, "mühlet tanır" (yümhil) olması muhtemeldir" demiştir. [Buharî, Tefsir, Hud 5; Müslim, Birr 61, (2583); Tirmizî, Tefsir, Hud, (3109); İbnu Mâce, Fiten 22, (4018).]{8}
4. Hadis-i Şerif
وعن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]جاءَ رَجُلٌ فقَالَ: يَا رَسُولَ اللّهِ إنّى عَالَجْتُ امْرَأةً في أقْصى الْمَدِينَةِ، وَإنِّى أصَبْتُ مِنْهَا مَا دُونَ أنْ أمَسَّهَا، وأنَا هذا فَاقْضِ فيَّ مَا شِئْتَ. فقالَ عُمرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: لَقَدْ سَتَرَكَ اللّهُ تعالى، لَوْ سَتَرْتَ عَلَى نَفْسِكَ. وَلَمْ يَرُدَّ النَّبيُّ ﷺ شَيْئاً؛ فَقَامَ الرَّجُلُ فانْطَلَقَ النَّبيُّ ﷺ رَجُلًا فَدَعَاهُ فَتَلَا عَلَيْهِ هذِهِ الآية: وَأقِمِ الصَّلَاةَ طَرَفَىِ النَّهَارِ وَزُلَفاً مِنَ اللَّيْلِ إنَّ الحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئاتِ ذلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ. فقَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللّهِ هَذَا لَهُ خَاصَّة؟ قَالَ بَلْ لِلنَّاسِ كَافَّةً[. أخرجه الخمسة إِلَا النسائى .
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir