Mugayyebat-I Hamse Meselesi
Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 97
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Mugayyebat-I Hamse Meselesi" bölümü 97. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.
[Buhârî, Tefsir, Lokman 2, En'âm 1,İstiska 29.]{163}
AÇIKLAMA:
Bu hadis, Kurtubî'nin açıkladığı üzere, mü'minleri, söylenen bu beş meseleyi bilme hevesine kapılmaktan men ediyor. İbnu Mesud (radıyallahu anh)'un bir rivayetinde, bu meseleleri Hz.Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in de bilemediği daha açık olarak ifade edilmiştir:
اوتى نبِيُّكُمْ صلّى اللّه عليه وسلّم كلّ شيء سوى هذه الخمس
"Bu beş şey hariç, herşeyin ilmi peygamberimize verilmiştir." İbnu Hacer: "Müneccim olsun olmasın herkesin âdi şeylerde gaybla ilgili "zan" da bulunmaları caizdir, ama "ilim" iddiası caiz değildir" der.
İbnu Abdilber, gaybtan haber vermek iddiasıyla ücret vermek ve ücret almanın haram addedilmesinde ulemânın icmaından haber verir.
Bu beş şey dışında kalan meselelerde mutlak gaybtan bahsedilemiyeceği, bazıları için gayb olurken, diğer bazılarınca bilinebileceği de belirtilmiştir. Bir başka ayette: "O bütün gaybı bilendir. Öyle ki gaybına kimseyi muttali etmez, meğer ki beğenip seçtiği bir peygamber ola. Çünkü O, bunun önünden ardından gözetleyiciler dizer" (Cin, 26-27). Bu âyette gayba peygamberlerin muttali kılınabileceği belirtilmiştir. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de Hz. İsâ'nın: "...yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim.." (Âl-i İmran 49) diyerek; keza Hz. Yusuf'un da: "...daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu haber veririm..." (Yusuf 37) diyerek gayba ıttılâ peyda edebileceklerine dair ifadelerde bulunmuşlardır. Âlimler bu âyetlerde ifade edilen gaybe nüfuz keyfiyetinin, Cin suresinden yukarıda kaydettiğimiz âyette yer verilen "beğenip seçtiği peygamber" istisnasına dahil olduğunu belirtir.
Bazan velilerin de bazı gaybî umura aşina oldukları da görülmektedir. Peygamber olmadıkları halde bunların gayba nasıl âşina olabilecekleri itiraz konusudur, zira Cin suresinde إلَّا مَنِ ارْتَضى مِنْ رَسُولٍ
"razı olduğu peygamber hariç" diye istisna yapılmış ise de bu peygamberedir, başkasına değil denmiştir. Buradan hareketle Mutezile kerameti inkâr etmiştir.
Bu fikre katılmayan Ehl-i Sünnet âlimleri, velilerin Allah'ın izniyle gayba muttali olabileceğini kabul etmiştir. Onlara göre, velinin gaybı bilmesindeki fazilet kendine ait değildir, bu kendine izafe edilemez, peygambere izafe edilir. "Çünkü veli ancak muhabbet-i Resûl ile ve ancak o vâsıta ile mazhar-ı kerâmet olur. Veliyyullah demek Allahu Teâla'yı ve O'nun sıfatlarını mümkün olabildiği kadar ârif olan, taatlara müdâvim, mâsiyetlerden ve dünyevî lezzet ve şehvetlere dalmaktan müctenib ve bütün bunlarla beraber mensub olduğu peygamber uğrunda her şeyini feda etmiş bulunan bir zât demektir. Onun kerametinde peygamberlik dâvâsı yoktur. Bilakis peygamberin mu'cizesini te'yid ve isbat vardır."{164}
MUGAYYEBAT-I HAMSE MESELESİ
Âyet-i kerimede beş şeyin ilminin Allah'a mahsus olduğu, bunları peygamberler dahil başka hiçbir kimsenin bilemeyeceği ifade edilmiştir. Bu beş şey şunlardır:
1. Kıyametin ne zaman kopacağı,
2. Yağmurun yağması (Ne zaman, nereye, ne miktar yağacak),
3. Anne rahmindeki çocuk,
4. Yarınki kazanç,
5. Ecel.
Bu beş şeyden ikisi hususunda, Kur'ân-ı Kerim'in beyanına aykırı iddialar her devirde olagelmiştir: Yağmur ve anne karnındaki çocuk. Yani: "Barometre veya bazı tecrübelerle yağmurun yağacağı önceden biliniyor." veya "Anne karnındaki çocuğun kız mı erkek mi olduğu önceden biliniyor" iddiasında bulunanlar çıkıyor.
Bu bir iki noktayı belirtmek isteriz:
1. Yağmurla ilgili olarak önceden söylenen, henüz tahmini bilgi olmaktan öte geçememiştir. İlim ise kesin bilgidir, zan ve tahmin bulaşığı giren şeyde ilimden bahsedilemez. Bu sebeple barometre ile, sun'î peyklerden alınan fotoğraflarla yapılan hava tahminleri hal-i hazırda da ilim denebilecek yüzde yüz kesinlik kazanmış değildir, bu tahminlerin Kur'an-ı Kerim'in yağmurun mugayyebâttan olma hükmünü cerhetmez.
Ayrıca, şunu da gözden uzak tutmamak gerekir: Yağmurun yağacağına dair tahminler, yağmuru haber veren alâmetlere bakılarak yapılmaktadır. Öyle ise bu alâmetlerin zuhuru, yağmuru "gayb"tan çıkarmış demektir. Bu durumdaki gayb mutlak değil, izafidir. Yani bazılarına gayb iken diğer bazılarına ma'lumdur. Çünkü alâmetleri belirmiş, bu alâmetleri bilip değerlendirme ihtisasına sahip olanlar yağmurun yağacağını söyleyebiliyorlar, tahminde bulunabiliyorlar. Bu duruma gaybı bilmek desek, o kadar çok şey "gaybı bilme" olarak vasıflanır ki, Kur'ân-ı Kerim'in bu meseledeki esprisinden, demek istediğinden uzaklaşılır. Söz gelimi belli kanunlara bağlı olarak vukua gelen hadiseler var, kanunu bilenler nazarında malumdur, bilmeyenlere göre meçhuldür, aygüneş tutulması gibi, gece ve gündüzün uzama, kısalma müddetleri gibi. Hiç kimse ayın ne zaman tutulacağını söyleyen kimseye "gaybı bildiğini iddia ediyor" diye târizde bulunamaz
Şu halde âyet-i kerime, yağmurun kesin bir kanuna bağlanmadığını, onun bağlandığı kanuna her an değişmeye maruz birçok şartların, müessir âmillerin iştirak ettiğini haber vermiş olmaktadır. Öyle ise, bütün bu müşârik şartlar istikrarsızlık ve değişkenlikleri ile tavsif edilerek ortaya konup kesin tahminlere ulaşılsa bile âyetin hükmü bâki kalır. Çünkü zuhuruyla, "yağmuru gâib olmaktan çıkarmış bulunan" maddî alâmetlere dayanılmıştır.
2. Ana rahmindeki çocuğun bilinmesine gelince: Hemen şuna dikkat çekmek gerek: Ayet-i kerime, "Anne karnındaki çocuğun erkek mi, kız mı olacağını sadece Allah bilir" demiyor. Eskiden beri insanlar en çok bunu merak ettikleri için, âyeti de bu mânada yorumlamışlar. Âyet: "Rahimlerde olanı O bilir" buyurmaktadır.
Rahimlerde olan çocuğun merak edilecek durumları o kadar çok ki, erkeklikdişilik sadece bir tanesidir. Halbuki çocuğun anne karnında yaratılışını açıklayan hadisler, dördüncü ayından itibaren Cenab-ı Hakk'ın emriyle meleğin yazdığı ahvâl sadece erkeklikdişilik değildir, "rızkı", "eceli", "sağlam veya sakat olacağı", "bedbaht veya mes'ud olacağı", "erkek veya dişi olacağı", "ne amelde bulunacağı", "ne gibi eser bırakacağı", "ahlâkı", "ikiz veya tek olacağı", "noksan veya tam olacağı", "maruz kalacağı musibetler" vs. de yazılmaktadır. Öyle ise ceninin maddî ve manevî bütün ahvalini, şahsiyetini bilmektedir.
Bunlardan bazı maddî ahvalin, insanlar tarafından -alametlerin zuhurundan sonra- bilinmesi, tıpkı yağmur meselesinde açıkladığımız gibi Kur'ân'ın hükmünü cerhetmez. Şâyet Kur'ân: "Erkek mi dişi mi olduğunu" demiş olsaydı, bu meselede söz edenler biraz haklı sayılabilirlerdi. Kur'ân-ı Kerim'in ifadesinde ise maddî ve mânevî ahvaliyle şahsiyet-i cenin maksuddur. Bunu insanoğlu hiçbir zaman bilemez.
Hemen ilâve edelim ki, biz bu ayette genetik sahasında insanları maceraya sevkedecek fütüristlere bir cevap görüyoruz. İnsanın maddîmanevî ahvalini; fizikî, ruhî kuvvelerini tayin eden âmiller zabt u rabt altına
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir