Necm Sûresi

Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 172

KitapKütübü Sitte - 4.Cilt
Sayfa172–179
SeviyeAlt başlık

Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Necm Sûresi" bölümü 172. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.

2. Hadis-i Şerif

وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما عن النبى ﷺ قال: ]إدْبارُ النَّجُومِ الرَّكْعَتَانِ قَبْلَ الْفَجْرِ، وَإدْبَارُ السُّجُودِ الرَّكْعَتَانِ بَعْدَ الْمَغْرِبِ[. أخرجه الترمذى .

2. (798)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)'ın rivayetine göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra dahi tesbih et" (Tur, 49) âyetinde geçen "yıldızların batışından sonra" kılınacak namazın (idbâre'ssücud), sabahın farzından önce kılınan iki rekat; (Kâf suresinde geçen) edbâre'ssücud ile de akşamın farzından sonra kılınan iki rek'at olduğunu söylemiştir." [Tirmizî, Tefsir, Tûr, (3271).]{290}

AÇIKLAMA:

Kâf suresinde geçen edbâre'ssü'cud ibaresiyle ilgili açıklamayı 795 numaralı hadiste yaptık.{291}

NECM SÛRESİ

1. Hadis-i Şerif

عن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ ]في قَوْلِهِ تعالى: فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أوْ أدْنَى؛ وفي قَوْلِهِ: مَاكَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأى؛ وفي قَوْلِهِ: لَقَدْ رَأى مِنْ آياَتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى قَالَ فِيهَا كُلّهَا: رَأى جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلَامُ لَهُ سِتُّمائَةِ جَنَاحٍ[. أخرجه الشيخان والترمذى .

1. (799)-İbnu Mes'ud (radıyallahu anh), Necm suresinde geçen, "İki yay kadar, yahud daha yakın oldu"; keza, "Onun gördüğünü kalb yalan çıkarmadı"; keza, "Andolsun ki, O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını görmüştür" (Necm, 9, 11, 18) âyetlerinde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Cibril (aleyhisselam)'i altı yüz kanadıyla gördüğüne işaret bulunduğunu söylemiştir. [Buharî, Tefsir, Necm 1, Bed'ü'l-Halk 6; Müslim, İman 280-282 (174); Tirmizî, Tefsir, Necm (3279).]{292}

2. Hadis-i Şerif

وفي رواية مسلم رحمه اللّه: ]رَأى جِبْريلَ في صُورَتِهِ[ .

2. (800)-Müslim merhum bir rivayetinde: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Cebrâil'i aslî

Sayfa 173

sûretinde gördü" demiştir.{293}

AÇIKLAMA:

Necm suresi, Fahr-i Kâinat efendimizin, ruh maal cesed (yani cesed ve ruhuyla birlikte) semâvata uruçla akrebiyet-i İlâhiye'ye mazhar oluşu demek olan, mirac vak'asını tasvir eder.

Mirac, sadece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın değil, insanlığın mazhar olduğu en büyük mucizedir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan önceki peygamberler de (aleyhimüsselam) mucizelere ve hatta mirac nevinden mucizelere mazhar olmuşlardır. Ancak 5568 numaralı hadiste görüleceği üzere Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in mazhar olduğu mahiyet ve muhtevada bir miraca hiçbirisi mazhar olmamış. Resûlullah'ın erdiği kurbiyyete hiçbiri erememiştir.

Mirac hadisesinin, safahat ve mahiyetini yukarıda numarasını verdiğimiz hadise bırakarak burada, sadedinde olduğumuz hadisin anlaşılmasını sağlayacak açıklama ile yetineceğiz.

Hadis, Necm suresinin baş kısmında, Mi'rac hadisesiyle ilgili bâzı tabirleri açıklamaktadır. Tâbirler, şehâdet âleminin haricinde, gayb âleminde cereyan ettiği ve o âlemin hakikatleri, bilmecburiye şehadet âlemine ait tâbirler ve maddî vasıtalarla iade edildiği için anlaşılması oldukça zor bir tasvir ortaya çıkmaktadır. Bilhassa zamirlerin mercii farklı tevcihlere müsaittir ve bidayetten beri âlimler ihtilâf etmişlerdir. Sözkonusu bahis, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le ilgili ayetlerden Cebrail'e, ondan sonra Mirac'a müteallik bazı tavsiflere geçer, ifade, dediğimiz gibi:

1. Gaybe müteallik,

2. Son derece veciz,

3. Âyetlerin mâkabli ve kelimelerin ifade ettiği mânâlar, zamirleri farklı tevcihlere müsaid olduğu için, bazı zamirler Allah'a mı, Cebrail'e mi veya yerine göre Zât-ı Risâletpenâhî'ye mi ait, ihtilâf edilmiştir. Sûre ile alâkalı Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den meseleler üzerine çok kesin açıklamalar vârid olmayınca, ulemâ, Ashab'dan intikal eden bazı farklı rivayetlere müsteniden, ihtilâflı manalar üzerinde durmuşlardır. Necm suresinin baş kısmındaki Mirac tasviri şöyledir:

"Battığı dem yıldıza andolsun ki, sâhibiniz (Muhammed doğru yoldan) sapmadı. Bâtıla da inanmadı. O, kendi (fikir ve) hevâsına göre konuşmaz. O(nun söyleyip getirdikleri) kendisine (Allah tarafından yapılan) vahiyden başka bir şey değildir. O'nu müthiş kuvvetlere mâlik olan (Cebrail) öğretti. (Ki o), akıl ve re'yinde kâmil (bir melek)dir. Hemen (kendi suretine girip doğruldu. O (Cebrail) en yüksek ufukta idi. Sonra (Cebrail, Muhammed'e) yaklaştı. Derken sarktı. (Bu suretle o, Muhammed'e) iki yay kadar, yahud daha yakın oldu da, (Allah'ın) kuluna vahyettiğini etti. O'nun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı. Şimdi siz onun (peygamberin) bu görüşüne karşı da kendisiyle mücadele mi edeceksiniz? Andolsun ki onu (Cebrai'i aslî suretinde) diğer bir defa da Sidretü'l-Münteha'nın yanında gördü ki, Cennetü'l-Me'vâ onun yanındadır. O (gördüğü) zaman Sidre'yi bürüyordu onu bürümekte olan (Peygamberin) göz(ü, gördüğünden) ne şaştı, ne aştı. Andolsun ki O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını görmüştür." (Necm, 1-18).

Hadiste, İbnu Mes'ud (radıyallahu anhümâ)'un açıklamasına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın iki yay miktarı ulaştığı yakınlık Hz. Cibril'e olan yakınlıktır.

Halbuki, başta bir kısım âlimlere göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın teşrif edildiği bu yakınlık Rabbü'l-âlemin'e olan yakınlıktır. Yani Resûl-i Ekrem Mirac sırasında iki arşına tekabül eden Kâb-ı Kavseyn'den daha da ileri bir yakınlıkla Cenab-ı Hakk'ın mekândan münezzeh zâtına takarrüb etmiş

Sayfa 172   Okuyucuda devam et

Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir