Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 205
Cum’a Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 205. sayfası — Cum’a Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
imân edenler, yapamayacağınız şeyi niçin söylersiniz? Yapamayacağınızı söylemeniz, en şiddetli bir buğzu (davet etmiş olmak) bakımından Allah indinde büyüdü" (Saff, 1-3). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanımıza gelerek vahyi okudu." [Tirmizî, Tefsir, (3306).]{352}
AÇIKLAMA:
Âyet-i kerime yapamayacağını söyleyen, vâdedip de sonradan vazgeçip yerine getirmeyen kimseleri bu davranışlarından dolayı zecretmektedir. Selef büyükleri, bu âyetle istidlâl ederek, ahde vefanın mutlak bir vâcib olduğu hükmüne varmışlardır. Mev'ûd'e (yani vâdedilen şeye) azim terettüp etse de etmese de hüküm böyledir.
İmam Mâlik, vaadedildiği zaman mev'ude azmedilmiş ise, buna vefanın vâcib olduğunu söylemiştir.
Cumhur ise mutlak olarak vâcib olmadığına hükmetmiştir. Bunlar, âyet-i kerimenin, cihadın farz kılınmasını temenni ettikleri halde farz kılınınca bazılarının cihada katılmaktan kaçınmaları üzerine indiğine hamletmişlerdir.
İbnu Abbâs (radıyallahu anh) der ki: "Mü'minlerden birçoğu, cihad farz olmazdan önce, "Allah, kendisine en sevgili amelin ne olduğunu bize bildirse de onu yapsak ne kadar sevineceğiz" demişlerdi. Allah da Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ine en sevgili amelin kendisine şeksiz şüphesiz iman etmek, sonra da imana muhalefet eden isyan ehliyle cihad etmek olduğunu bildirdi. Ancak bunu mü'minlerden bir kısmı hoş bulmadı ve nefislerine ağır geldi. İşte bunun üzerine, "Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?" diye gelen vahiyle ayıplandılar.
Âyetin iniş sebebiyle ilgili başka açıklamalar da yapılmıştır.{353}
CUM'A SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]بَيْنَا نَحْنُ نُصَلِّى مَعَ النَّبيِّ ﷺ إذْ أقْبَلَتْ عِيرٌ تَحْمِلُ طَعَاماً فَالْتَفَتُوا إليْهَا حَتّى مَابَقِىَ مَعَ النَّبِيِّ ﷺ إلَّا اثْنَا عَشَرَ رَجُلًا، مِنْهُمْ أبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما. فَنَزلَتْ: وَإذَا رَأوْا تِجَارَةً أوْ لَهْواً انْفَضُّوا إلَيْهَا وتَرَكُوكَ قَائِماً الآية[. أخرجه الشيخان والترمذى.وفي رواية: أنَّهُ كانَ قَائماً يَخْطُبُ وَذَكَرَ نَحْوَهُ .
1.(831)-Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le birlikte namaz kılarken yiyecek maddesi taşıyan bir kervan geldi. Cemaatte bulunanlar, (camiyi bırakıp) kervanı karşılamaya koştular. Câmide on iki kişi kaldı. Hz. Ebu Bekir ve Ömer (radıyallahu anhümâ) kalanlar arasındaydı. Bu durum üzerine şu âyet nâzil oldu. (meâlen): "Onlar bir ticâret, yahud bir oyun, bir eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar. Seni ayakta bıraktılar. De ki: Allah nezdindeki (sevab, mü'minler için) eğlenceden de, ticâretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır" (Cum'a, 11). [Buharî,
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir