Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 234
Kıyamet Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 234. sayfası — Kıyamet Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
ilgilendiren mesâili bilmiyordu. Bizzat Kur'ân-ı Kerim, (meâlen): "(Ey Muhammed)... Sen Kitab nedir, iman nedir önceleri bilmezdin..." (Zuhruf 53) buyurmaktadır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bu eksiklikleri çeşitli vahiylerle zaman içinde telâfi edilecektir. İşte, sadedinde olduğumuz âyet-i kerime böyle bir durumu ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bidâyette, vahyin mekanizmasını bilmemektedir. Bu sebeple bazı aceleci davranışlara tevessül etmektedir.
İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)'ın sadedinde olduğumuz açıklamasına göre, âyet-i kerimede Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e yasaklanmış olan "dil oynatma" hâdisesinin sebebi, vahiyden duyulan şiddettir. Yani, vahiy esnasında duymuş olduğu şiddet hâlinden bir an önce kurtulmak için Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) -İbnu Hacer'in yorumuyla- vahyi yakalamada acele ediyordu, ne kadar çabuk yakalarsa, o hal o kadar çabuk zâil olacak ve böylece vahiy hâlinin verdiği meşakkatten bir an önce kurtulacaktı.
Sadedinde olduğumuz İbnu Abbas rivayeti, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın dil ve dudaklarını kımıldatmak suretiyle izhar ettiği isti'câlin sebebini, duyduğu meşakkatten bir an önce kurtulma arzusu ile izah ederse de, meseleyi başka sebeplerle izah eden rivayetler de mevcuttur.
Bunlardan bir diğerine göre isti'câlin sebebi, gelen vahyi unutma korkusudur. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), iyice bellemek, öğrenmek için acele edip, tekrar etmekte, dil ve dudaklarını kımıldatmaktadır. İşte bu duruma âyet-i kerime müdâhele ederek: "(Ey Muhammed! Cebrail sana Kur'ân okurken, unutmamak için) acele edip beraber söyleme, (yalnız dinle)" diye emretmektedir.
Âyet-i kerimenin bu tefsiri umumiyetle benimsenmiştir. Türkçe meallere bakıldığı zaman mana böyle tesbit edilir. Maalesef, bir kısım meallerde tefsirî mahiyette ilave edilen kelimeler parantez içerisinde alınmadığı için, Arapça bilmeyen okuyucular tarafından, sebebe müteallik açıklamalar vahyin aslından zannedilmektedir.
Rivayetlerde gelen üçüncü bir sebebe göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) vahye duyduğu muhabbet ve sevgiden dolayı bir an önce kıraat arzu etmekte, vahiy sırasında gelenleri peyder pey tilâvete geçip dil ve dudaklarını kımıldatmaktadır. Bu mânâda, sadedinde olduğumuz âyet, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a vahyin kesilmesine kadar teenni emretmiş olmaktadır.
Bu farklı yorumlar birbirini nakzeder mahiyette olmadığı için şârihlerimiz: "Nüzûl sebebinin müteaddit olması ihtimalden uzak değildir" demekle yetinirler.
Âyette "dilin kımıldatılması" mevzubahis olduğu halde, hadiste "dudakların kımıldatılması"nın söz konusu olması mühim bir farklılık sayılmamalı, zira konuşma kastedilince dil ve dudaklar beraber kımıldarlar. Âyet-i kerime, dudakların da kımıldamasını tazammun eden "dil"i mevzubahis ederken İbnu Abbas, hâricen görünen "dudakları" zikrederek aynı şeyi ifade etmiş olmaktadırlar. Hattâ bazı rivayetlerde İbnu Abbas: "Ben Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in kıpırdattığı gibi dudaklarımı kıpırdatıyorum" demiş, fiilen göstermiştir. Ondan rivayet eden Said İbnu'l-Müseyyeb de: "Dudaklarımı, İbnu Abbas'ta gördüğüm gibi ben de kımıldatıyorum" diyerek kımıldatmış ve hadisi müselsel olarak rivayet etmiştir.
Bu ayet, vahiy sırasında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a ârız olan değişik halin mahiyetini aydınlatmaktadır. Rivayetlerde tasrih edildiği üzere, vahiy geleceği an Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) çok farklı bir hâle girmektedir: Dayanılması zor bir şiddet ve sıklek hissetmekte, en soğuk günlerde bile terlemekte, üstünü örttürmekte, bayılmaya benzeyen farklı bir hâl izhâr etmektedir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın, âyetlerle de te'yid edilen bu hâlini, sara hastalığı ile yorumlayan müsteşrik ve ilimden ziyade İslâm'a duyulan gayz ve kinin ifadesi olan bu saçmalıklara inanan yerli zındıklara bu âyet demektedir ki: Vahiy sırasında gelen o hâlin, insanlara şu veya bu sebeple gelen baygınlıkların hiçbirisiyle ilgisi yoktur. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) o halde iken, tam bir şuur ve idrak hâlindedir. Vahyedilmekte olan kelimât-ı âyetiyeyi kelime bekelime anında idrak etmekte, anlamakta ve dilediği takdirde tekrâren telaffuz edebilmektedir, hem de -şuur hâlinin daha müessir, daha kesâfetli ifâdesi olan- acelecilikle.
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir