Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 236
Abese Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 236. sayfası — Abese Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Keza müteâkip âyette gelen cimâlât "cemel" kelimesinin cem'idir. Bu kelime de iki farklı mânaya gelmektedir: Biri umumiyetle bilindiği gibi erkek deve; diğeri de daha az bilinen halat manasındadır. İbnu Abbâs, bu kelime ile ilgili olarak, insan beli kadar kalın, gemi halatları açıklamasını getirmiştir.
Türkçe Kur'ân meâllerinde her nedense İbnu Abbâs'ın verdiği manalara yer verilmez. Hasan Basrî Çantay merhumun meâli şöyle: "...Çünkü o (ateş), öyle kıvılcım atar ki herbiri sanki bir saraydır. Herbiri sanki sarı sarı erkek develerdir" (Mürselât 32-33).
İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)'ın bu te'vilinin kendi kıraatına da uygun olduğu belirtilmiştir. Çünkü O, âyet-i kerimeyi كَالْقَصَرِ (kaf'ı sükûnla değil fetha ile) okumuştur. Bu durumda kasar kelimesi, قَصَرَة kelimesinin cem'idir. Kasare ise boyun manasına gelir, ağaç köküne de kasare dendiği belirtilir. Böylece kıvılcım "deve boynuna" benzetilmiş olmaktadır.
İbnu Kuteybe: "Kasr evdir, kasar okuyan, insan boynuna benzeyen hurma kütüğünü kasteder" der.
İbnu Mes'ud'dan, sadedinde olduğumuz âyetlerle ilgili olarak rivayet edilen bir açıklamada şöyle buyurmuştur: "Burada atılan kıvılcım ne ağaç ne de halatlar gibidir, aksine, şehirler ve kaleler gibidir."{401}
AMME SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن عكرمة. ]في قَوْلِهِ تعالى: وَكَأساً دِهَاقاً. قالَ: مَلاى مُتَتَابِعَةً[. أخرجه البخارى .
1. (854)- İkrime (merhum), Amme suresinde geçen "(Müttakiler için)... dolu kadehler (vardır)" (34. âyet) âyetini "mütemâdiyen dolu kalan" diye açıklamıştır. [Buharî, Menâkıbu'l-Ensar, 26.]{402}
ABESE SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
﹛عن عروة أنّ عَائِشَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْها قَالَتْ: ]أُنْزِلَتْ عَبَسَ وَتَوَلَّى في ابْنِ أمِّ مَكْتُومٍ الاعْمى:
أتَى رسولَ اللّه ﷺ. فَجَعَلَ يَقُولُ: يَا رسُولَ اللّهِ أرْشِدْنِى، وَعِنْدَ رسولِ اللّه ﷺ رَجُلٌ مِنْ عُظَمَاءِ الْمُشْرِكِينَ، فَجَعَلَ رسول اللّه ﷺ يُعْرِضُ عَنْهُ وَيُقْبِلُ عَلَى الآخَرِ وَيَقُولُ: أتَرَى بِمَا أقُولُ بَأساً؟ فَيَقُولُ لَا. فَفى هذَا أُنْزِلَتْ[. أخرجه مالك والترمذى .|﹜
1. (855)-Urve anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) buyurdu ki: Abese ve Tevellâ suresi âmâ olan İbnu Ümm-i Mektum hakkında nâzil oldu. Şöyle ki: Bir gün Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in yanına geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü beni irşad et" diye talebde bulunmaya başladı. O sıra Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanında müşriklerin büyüklerinden biri vardı. İbnu Ümm-i Mektum'a cevap vermedi, o ısrar edince ondan yüzünü çeviriyor, öbürüne yöneliyor ve: "(Tevhid üzerine) söylediklerimde bir beis görüyor musun?" diye soruyordu. Müşrik: "Hayır!" diye cevap vermişti. İşte sure bunun üzerine
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir