Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 304
İhtilâfın Cevazı
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 304. sayfası — İhtilâfın Cevazı bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
müdahale eder. Mamafih, bu çeşit örnekler Hz. Osman zamanında sağlanan icmadan önceye aittir.
6. Hz.Osman Zinnureyn efendimiz (radıyallahu anh) Kur'ân-ı Kerim'i, Kureyş imlâsı üzerine yazdırmış, Kureyş lehçesine göre okunmasını emretmiş ve böylece ümmet, tek bir kıraate sevkedilmiştir. Bütün Ashâb bu dâvete uymuş, neticede kıraat birliği, icma ile sâbit olmuştur.
Bu icmaya rağmen, âlimler, Kur'an'ın yedi harf üzerine okunup okunmayacağını münakaşa etmiştir. Taberî ve diğer bazı âlimler, sadece Hz.Zeyd İbnu Sâbit'in okuduğu şekil caizdir, öteki kıraatler caiz değildir, demiştir. Bakillânî de bu görüşü benimser.
Eş'ârî hazretleri ise cevâzın asıl olduğu, bunu yasaklamanın mümkün olmadığı kanaatindedir. Şöyle der: "Müslümanlar, Allah tarafından indirilen ve okunmasına müsaade edilmiş bulunan kıraatleri menetmenin câiz olmayacağında ittifak etmişlerdir. Allah'ın müsaade ettiği bir şeye mâni olmak kimsenin yetkisine girmez. Bu yedi harf kıraatlerimizde mevcuttur. Ancak Kur'ân'ın muhtevasında dağınık halde bulunmakta ve nerelerde olduğu kesinlikle bilinmemektedir. Buna göre tevâtüren nakledilen yerlerde bir harfi, diğerinden ayırmaksızın Kur'ân'ı vücuh üzere okumak câizdir. Meselâ Nâfi'in harfi, Kisâî ve Hamza'nın harfleri ile birlikte ezberlenebilir. Bunda bir zorluk da yoktur. Zira Cenâb-ı Hakk, kullarına kolaylık olsun diye Kur'ân'ı yedi harf üzere indirmiştir."
Kıraat hususunda Ashab'ın icma ettiğine inanan Hattâbî de şöyle demiştir: "Bu meselede en mâkul söz şudur: "Kur'ân-ı Kerim, okuyanın, kolayına geldiği şekilde okuyabilmesi için yedi harf üzere indirilmiştir. Bu bir ruhsattır. Ancak bu ruhsat, mânanın birbirini tuttuğu, yahut birbirine yakın olduğu yerlerde câizdir. Sonra bu, kıraat hususunda Ashab'ın icmaından önceki devrede caizdi. Şimdi ise, icmaya muhalif kıraat, câiz olamaz."
Tahavî de buna yakın bir kanaat beyan eder. Ona göre, "Yedi harf üzerine kıraat, hassaten İslâm'ın bidayetindeki zaruret sebebiyle câiz idi. Çünkü Arap kabileleri arasında ciddi lehçe farkları vardı. Hepsini öğrenmek güç olduğu gibi, hepsini aynı lehçeye icbar da mümkün değildi. Müslümanlar arasında okuma yazma bilenlerin sayısı artınca, zaruret ortadan kalktı ve kıraatler de birleştirildi."
Bu meselede en muteber izah İbnu Mes'ud'a aittir. Bu yüce sahabi (radıyallahu anh), hadiste geçen "yedi harf"le Arap lehçelerinin kastedildiğine işareten şöyle der: "Ben muhtelif kabilelerden Kur'ân okuyanların kıraatlerini dinledim, işittim. Hepsini mâna itibariyle birbirine yakın buldum. Sizin aranızda, "geliniz" mânasına olan helümme, akbil demeniz gibi -ki hepsi bir kapıya çıkar- artık nasıl öğrendiyseniz öyle okuyunuz."
7. "Yedi harf" tabiriyle, çoğunluk, "Arap lehçeleri"nin kastedildiğini kabul etmiş ve şu lehçeleri zikretmiştir: Kureyş, Hüzeyl, Sakif, Havâzin, Kinâne, Temim ve Eymen.
Kur'ân, hicretten önce sadece Kureyş lehçesi ile okunurdu. Hicretten sonra İslâm çeşitli kabilelerde intişara başlayınca farklı okuyuşlara ihtiyaç hasıl olmuş, bunun üzerine -yukarıda belirtildiği üzere- kolaylık için Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), lehçelere göre okunabilmesi için ısrarla ruhsat taleb etmiş, her talebine müsbet cevap almış ve bu yediye kadar çıkmıştır. Bu ruhsat da, yukarda belirtildiği üzere, Hz. Peygamber'in öğretmiş olma şartına bağlı idi. Hz. Osman'dan sonra tekrar Kureyş lehçesine dönülmüş, birlik sağlanmıştır.{527}
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir