Tahrim Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 211
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Tahrim Sûresi" bölümü 211. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.
Nevevî'ye göre ise şâz kıraattır, usulcüler nezdinde sıhhat yönünden haber-i vâhit kıymetinde bile değildir. Kur'ân'ın okunuşuna dâhil edilemez, bu husus icmâ ile sabittir.
3- Yukarıdaki rivayet Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anh)'in hanımını boşaması vak'asında vârid olmuştur. İbnu Ömer bazı rivayetlerde Âmine Bintu Gıfar, -bazılarında da Nevâr- diye zikri geçen hanımını{365} hayız halinde boşar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelip: "Abdullah İbnu Ömer karısını hayızlı iken boşadı" diye haber verir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"- Oğlun karısına dönsün, kadın temizlendiği zaman onu boşasın veya nikâhında tutsun!" diye emreder.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu hükmüne delil zımnında Talâk suresinin ilk ayetini, sadedinde olduğumuz rivayette olduğu üzere لِقُبُل kelimesini açıklayıcı mahiyette ilâvesiyle tilâvet buyurur: "...Onları boşayacağınızda iddetlerinin önünde boşayın."
Bilindiği üzere, evlilikte kadın üç bağla erkeğe bağlıdır. Sünnete uygun boşamada (talâku'ssünne), kadın üç temizlik esnasında boşanır. Yani, bir çırpıda "boş olsun" veya "boşadım" demekle boşanmaz. Her boşamada, tâbir caizse, bir bağ koparılarak üç temizlik müddeti içerisinde her seferinde bir bağ koparılmak suretiyle boşama işi tamamlanılır.
Yukarıdaki rivayet bu boşama fiilinin hayızlı halde olmayıp, kadın hayızdan kurtulup temizlik hâline girdiği zamanda olacağını açıklığa kavuşturmaktadır.
Mevzu üzerine geniş açıklama Talâk'la ilgili bölümde gelecektir (4045-4088 numaralı hadisler.){366}
TAHRİM SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كانَ رسولُ اللّه ﷺ يُحِبُّ الْعَسَلَ وَالْحُلْوَ، وَكانَ إذَا انْصَرَفَ مِنْ صَلَاةِ الْعَصْرِ دَخَلَ عَلَى نِسَائِِهِ فَيَدْنُو مِنْ إحْدَاهُنَّ فَدَخلَ على حَفْصَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْها فَاحْتَبَسَ أكْثَرَ مِمَّا كانَ يَحْتَبِسُ. فَغِرْتُ فَسَألْتُ عَنْ ذَلِكَ، فقِيلَ لِى أهْدَتْ لَهَا امْرَأةٌ مِنْ قَوْمِهَا عُكَّةً مِنْ عَسَلٍ، فَسَقَتِ النَّبيَّ ﷺ مِنْهُ شَرْبَةً. فقُلْتُ: أمَا وَاللّهِ لَنَحْتَالَنَّ لَهُ. فقُلتُ لِسَوْدَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْها إنَّهُ سَيَدْنُو مِنْكِ فإذَا دَنَا مِنْك فقُولِى لَهُ يَا رسُولَ اللّهِ؟ أكَلْتَ مَغَافِيرَ! فَإنَّهُ سَيَقُولُ لَكِ لَا. فقُولِى لَهُ مَا هذِهِ الرِّيحُ الَّتِى أجِدُ مِنْكَ؟ وكَانَ يَشْتَدُّ عَلَيْهِ أنْ يُوجَدَ مِنْهُ الرِّيحُ. فإنَّهُ سَيَقُولُ سَقْتِنى حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ: فقُولِى لَهُ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ، وَسَأقُولُ ذلِكَ. وَقولِى أنْتِ يَا صَفيَّةُ ذلِكِ. قالت: تقُولُ سوْدَةُ. فَواللّهِ الَّذِى لَا إلهَ إلَّا هُوَ مَا هُوَ إلَّا أنْ قَامَ عَلى البَابِ، فَأرَدْتُ أنْ أبَادِيَهُ بِمَا أمَرْتِنِى فَرَقاً مِنْكِ، فَلَمَّا دَنَا مِنْهَا قَالَتْ لَهُ سَوْدَةُ: يَارَسُولَ اللّهِ أكَلْتَ مَغَافِيرَ؟ قَالَ لَا. قَالَتْ: فَمَا هذِهِ الرِّيحُ الَّتِى أجِدُ مِنْكَ؟ قَالَ سَقَتْنِى حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ. قَالَتْ: لَعَلَّ نَحْلَهُ جرَسَتِ الْعُرْفُطَ. قَالَتْ عائشةُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهَا: فَلَمَّا دَارَ إليَّ قُلْتُ لَهُ مِثْلَ ذلِكَ. فَلَمَّا دَارَ إلى صَفِيَّةَ قَالَتْ لَهُ مثْلَ ذلِكَ. فَلَمَّا دَارَ إلى حَفْصَةَ قَالَتْ يَارَسُولَ اللّهِ: أَلَا أسْقِيكَ مِنْهُ؟ قَالَ لَا حَاجَةَ لِى فِيهِ، قَالَتْ سَوْدَةُ رَضِىَ اللّهُ عَنْها: وَاللّهِ لَقَدْ حَرَّمْنَاهُ. فَقُلْتُ لَهَا: اسْكُتِى[. أخرجه الخسمة إلَّا الترمذى .
1. (838)-Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) balı ve tatlı
şeyleri severdi. Ayrıca, ikindi namazlarını kıldıktan sonra (hergün) kadınlarını teker teker ziyaret eder, herbirine yaklaşır (sohbette bulunurdu.) Bu ziyaretlerinin birinde Hz. Hafsa (radıyallahu anhâ)'nın yanına girmişti. Bu defa onun yanında, her zamanki kaldığı mutad müddetten fazla kaldı. Ben bunu kıskanarak sebebini (Resûlullah'ın diğer hanımlarından) sordum. Bana: "Yakınlarından bir kadın Hafsa'ya bir okka (Tâif) balı hediye etti, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a ondan şerbet yapıp ikram etmiş olmalı, (o da şerbet hatırına sohbetini biraz uzatmıştır)" dediler. Ben:
"- Öyleyse, kasem olsun biz de ona mutlaka bir hile kurmalıyız!" dedim. Sevde (radıyallahu anhâ)'ye:
"- (Hafsa'dan sonra sıra senin) O girince sana yaklaşacak. Sana yaklaşınca O'na: "Ey Allah'ın Resûlü! Sen megâfih{367} mi yedin?" diyeceksin. (Ben biliyorum ki, o sana:) "Hayır!"diyecek. O zaman sen de: "Öyleyse senden burnuma gelen bu koku da ne?" diyeceksin." Bir rivayette Hz. Aişe şu açıklamayı yapar: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisinde kötü bir koku hissedilmesine tahammül edemez, buna çok üzülürdü (Bu sebeple gerçeği itiraf ederek) muhakkak "Hafsa bana bal şerbeti ikram etti" diyecek. O zaman sen kendisine "Demek ki arı, balını urfut ağacından almış" diyeceksin. (Senden sonra bana uğradığı zaman) ben de böyle hareket edip aynı şeyleri söyleyeceğim. Ey Safiyye, sana uğradığı zaman sen de aynı şeyleri söyle! dedim."
Hz. Aişe anlatmaya devam etti:
"Sevde (bilâhere bana) dedi ki: "Kendinden başka ilâh bulunmayan Allah'a kasem olsun, bana tenbih ettiğin şeyleri, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kapıdan görünür görünmez, senden korktuğum için (unutmadan) hemen söylemek istedim." Ne ise, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisine yaklaşınca Sevde: "Ey Allah'ın Resûlü meğâfir mi yediniz?" der: "Hayır!" cevabını alır. Bunun üzerine aralarında şu konuşma geçer:
"- Öyleyse bu koku da ne?"
"- Hafsa bana bal şerbeti ikram etti."
"- Demek ki arı urfut yemiş."
Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatmaya devam ediyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana uğrayınca ben de aynı şeyleri söyledim. Keza, Safiyye (radıyallahu anhâ)'ye uğrayınca o da aynı şeyleri söyledi.
Müteâkiben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hafsa (radıyallahu anhâ)'nın yanına girince:
"- Ey Allah'ın Resûlü sana o şerbetten ikram edeyim mi?" diye sorar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"- Hayır, ihtiyacım yok!" cevabını verir. (Bu durumu işittiği zaman) Sevde (radıyallahu anhâ):
"- Allah'a kasem olsun balı ona haram ettik!" dedi. Ben kendisine:
"- Sus, (sesini çıkarma)" dedim." [Buhârî, Talâk 8, Nikâh 103, Et'ime 32, Eşribe 10, 15, Tıb 4, Hiyel 5; Müslim, Talâk 20, (1474); Ebû Davud, Eşribe 11, (3715); Nesâî, Talâk 16, (6, 151, 152).]{368}
2. Hadis-i Şerif
وفي رواية: ]شَرِبْتُ عَسَلًا عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ وَلَنْ أعُودَ إلَيْهِ. فَنَزلَتْ: لِمَ تُحَرِّمُ مَا أحَلَّ اللّهُ لَكَ. إنْ تتُوبَا إلى اللّهِ. لِحَفْصَةَ وَعَائِشَةَ؛ وَإذ أسَرَّ النَّبيُّ إلى بَعْضِ أزْوَاجِهِ حَدِيثاً. هُوَ قَوْلُهُ: بَلْ شَرِبْتُ عَسَلًا وَلَنْ أعُودَ لَهُ، وقَدْ حَلَفْتُ فَلَا تُخْبِرِى بِذَلِك أحَداً[."المَغَافيرُ" بغين معجمة وفاء وياء مثناة من تحت: شئ يَنْضُحُهُ العُرْفط حُلْوٌ كالنَّاطِف له ريح كريهة. ومعنى "جَرَسَتْ" أكلت. "والْعُرْفُطُ" شجر من العضاه زهرته مدَحْرَجَةٌ. "وَالْعِضَاهُ" كل شجرة تعظم ولها شوك كالطَّلحِ وَالسَّمُرِ والسلم ونحو ذلك. "وَالْفَرَقُ" بفتح الراء: الخوف والفزع.
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir