Tekâsür Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 262
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Tekâsür Sûresi" bölümü 262. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.
Meselâ: İçinde mısır ekilmiş bir tarla farzedelim ki, bin tane ekilmiş. Bazı habbeleri yedi sümbül vermiş farzetsek, her bir sümbülde yüzer tane olmuş ise, o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne (üçte ikisine) mukabil oluyor. Mesela birisi de on sünbül vermiş, her birinde iki yüz tane vermiş, o vakit bir tek habbe asıl tarladaki habbelerin iki misli kadardır. Ve hâkeza kıyas et....
Şimdi, Kur'ân-ı Hâkim'i, nuranî, mukaddes ve mezraa-i semaviyye (semavî tarla) tasavvur ediyoruz. İşte herbir harfi asıl sevabiyle birer habbe hükmündedir. Onların sümbülleri nazara alınmayacak. Sure-i Yâsin, İhlâs, Fâtiha, Kul yâ eyyühelkâfirûn, İzâ zülziletil-ardu gibi sâir, faziletlerine dair rivayet edilen sure ve âyetlerle muvazene edilebilir. Meselâ: Kur'ân-ı Hakim'in üç yüz bin altı yüz yirmi harfi olduğundan sûre-i İhlâs besmele ile beraber altmış dokuzdur. Üç defa altmış dokuz, ki yüz yedi harftir. Demek sure-i İhâs'ın herbir harfinin haseneleri bin beş yüze yakındır. İşte sure-i Yâsin'in hurufatı hesap edilse Kur'ân-ı Hakim'in mecmu-u hurufatına nisbet edilse ve on defa muzâaf olması nazara alınsa şöyle bir netice çıkar ki: Yâsin-i Şerif'in her bir harfi, takriben beş yüze yakın sevabı vardır. Yani o kadar hasene sayılabilir. İşte buna kıyasen başkalarını dahi tatbik etsen, ne kadar latif ve güzel ve doğru ve mücâzefesiz bir hakikat olduğunu anlarsın."{449}
4. Hadis-i Şerif
وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قَرَأ رسُولُ اللّهِ ﷺ: يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أخْبَارهَا. قالَ: أَتَدْرُونَ مَا أخْبَارُهَا؟ قَالُوا: اللّهُ وَرَسُولُهُ أعْلَمُ. قَالَ: هُوَ أنْ تَشْهَدَ عَلى كُلِّ عَبْدٍ وَأمَةٍ بِمَا عَمِلَ عَلى ظَهْرِهَا، تَقُولُ: عَمِلَ يَوْمَ كَذَا وَكذَا وَكذَا وَكَذَا فَهذِهِ أخْبَارُهَا[. أخرجه الترمذى وصححه .
4. (880)-Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz: "(Arz) o gün Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatır" meâlindeki âyeti okudu ve:
"- Arzın anlatacağı haberleri nelerdir, biliyor musunuz?" diye sordu. Yanındakiler:
"- Allah ve Resûlü bilir!"
diye cevap verdiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı:
"- Bu haber, kadın ve erkek her kulun arz üzerinde işlemiş oldukları amellere şâhidlik etmesidir. Her kul için arz: "Şu ayda, şu günde, şu şu işlemi yaptı" diyecektir." [Tirmizî, Kıyâmet 8, (2431), Tefsir, Zilzâl, (3350).]{450}
TEKÂSÜR SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن الزبير رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ في قولهِ تعالى: ]ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ. قَالَ: قُلْتُ يَا رَسُولَ اللّهِ وَأيُّ النَّعِيمِ نُسْأَلُ عَنْهُ؟ إنَّمَا هُوَ الاسْوَدَانِ: التَّمْرُ وَالْمَاءُ، قَالَ: أمَا إنَّهُ سَيَكُونُ[ .
1. (881)-Hz. Zübeyr (radıyallahu anh)'in anlattığına göre Tekâsür suresinde geçen: "Andolsun o
gün elbet ve elbet nimet(ler)den hesaba çekileceksiniz" (8. âyet), âyeti ile ilgili olarak Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e şöyle demiştir:
"- Ey Allah'ın Resûlü! (yeyip içtiğimiz) hurma ve su olan iki siyahtan ibaretken hangi nimetlerden hesâba çekileceğiz?"
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verir:
"- O, mutlaka olacak!" [Tirmizî, Tefsir, Tekâsür, (3354); İbnu Mâce, Zühd, 12 (4158).]{451}
AÇIKLAMA:
1. Tekasür sûresi, ölüm ve kıyamet hâlini açıklamada mühim sûrelerden biridir. Yukarıdaki metni kaydedilen rivayet, daha ziyade sûrenin âhirette verilebilecek hesapla ilgili olan son âyetine açıklama getirmektedir.
Rivayetin Tirmizî'deki aslında tasrih edildiği üzere Zübeyr İbnu'l-Avvâm (radıyallahu anh) sorusunu, Tekâsür sûresi nâzil olduğu zaman sormuştur.
2. Âyette geçen naim'den maksad kendisinden lezzet alınan her çeşit nimettir. Hayat, sıhhat, âfiyet, içilen bir yudum soğuk su buna dahildir.
Bazı İslâm mütefekkirleri ciğere çekilen her soluğu, ciğerde vazifesini bitirdikten sonra geri atılan her nefesi ayrı ayrı birer nimet sayarak, "Bir solumaya mukabil iki hamd borcumuz var" demiştir.
3. Hz. Zübeyr (radıyallahu anh), İslâmî telâkkinin tekevvününü henüz tamamlayıp, ruhlarda İslâmî görüş açısının yeterince kemâle ermediği bir safhada, su ve hurma nimetini yeterince takdir edemeyip, "bu iki siyahtan da mı hesap vereceğiz?" mânasında sualde bulunur. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) iki farklı mânânın çıkarılabileceği bir cevap verir:
"- O, mutlaka olacak."
Yani:
1. Evet, âyetin haber verdiği hesap, senin "iki siyah" dediğin su ve hurma için de olacak!
2. Şimdi elinizde fazla nimete sahip değilseniz de ileride (hesabı zorlukla verilecek) nimete ereceksiniz.
Şârihler, bu iki mana üzerinde de dururlar.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hurma yiyip soğuk su içtiği zaman, الحَمْدُ لِلَّذِى اطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ
"Bize yedirip içiren ve mü'min kılan Allah'a hamdolsun" diye dua ederdi. Demek ki su ve hurma nimetine sahip olmasak bile sıhhatimizi, imanımızı en büyük nimet bilip hamdetmemiz gerekecektir.
Hz. Ömer (radıyallahu anh)'den yapılan bir rivayette soru şöyle vaz'edilmiştir:
"- Ey Allah'ın Resûlü, hangi nimetten hesap vereceğiz,diyârımızdan, mallarımızdan çıkarılmadık mı?"
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın cevabı aynı meâlde:
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir