Resûlullah'ın Hadd Tatbik Ettikleri Kimseler
Kütübü Sitte - 6.Cilt · Sayfa 34
Kütübü Sitte - 6.Cilt kitabının "Resûlullah'ın Hadd Tatbik Ettikleri Kimseler" bölümü 34. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 6.Cilt.
"Eğer ben bir kimseyi delilsiz olarak recmetseydim falanca kadını recmederdim. Zîra hakkındaki şüpheyi, sözleri, dış görünüşü ve yanına giren kimse(ler) te'yid etmektedir."
Nevevî'ye göre "Burada, üzerine delil gösterilemeyen, kadın tarafından da itiraf edilmeyen, buna rağmen pek çok kimsenin işitmiş bulunduğu bir kötülük, kadından zuhur ettiği şuyû bulan bir kötülük kastedilmektedir. Bu rivayet de ifade ediyor ki, bir fenalık haberinin yaygınlaşmasına dayanarak hadd tatbik edilmez, mutlaka delil aranır."{69}
Hz. Ömer'den Bir Misal: İbnu Abbâs'tan gelen bir rivayete göre, adamın biri, fuhuş ithamında bulunduğu câriyesini ateşin üzerine oturtarak fercini yakar. Hâdiseyi duyan Hz. Ömer (radıyallahu anh) adamı çağırtarak sigaya çeker:
"Fuhuş yaptığını bizzat gördün mü?"
"Hayır!"
"Pekâla, kendisi itiraf etti mi?"
"Hayır!"
Hz. Ömer adamı döver ve şunu söyler: "Eğer Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in: "Efendiye kölesi sebebiyle kısas yapılmaz" dediğini işitmeseydim sana kısas uygular (seni aynı şekilde yakar)dım" der. {70}
İKİNCİ FASIL
RESÛLULLAH'IN HADD TATBİK ETTİKLERİ KİMSELER
1. Hadis-i Şerif
عن بريدة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]أتَى مَاعِزُ بْنُ مالِكٍ الاسْلَمِيُّ رَضِىَ اللّهُ عَنْه النَّبِيَّ ﷺ فقَالَ يَا رسُولَ اللّهِ: إنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى وَزَنَيْتُ، وَإنِّى أُرِيدُ أنْ تُطَهِّرْنِى فَرَدَّهُ، فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ أتَاهُ، فقَالَ يَارسُولَ اللّهِ: إنِّى قَدْ زَنَيْتُ، فَرَدَّهُ الثَّانِيَةَ، فَأرْسَلَ رسولُ اللّهِ ﷺ إلى قَوْمِهِ فقَالَ: هَلْ تَعْلَمُونَ بِعَقْلِهِ بَأساً تُنْكِرُونَ مِنْهُ شَيْئاً: فقَالُوا: مَا نَعْلَمُهُ إلَّا وَفِيَّ الْعَقْلِ مِنْ صَالِحِينَا فِيمَا نَرَى فَأتَاهُ الثَّالِثَةَ فَأرْسَلَ إلَيْهِمْ أيضاً فَسَألَ عَنْهُ، فَأخْبَرُوهُ أنَّهُ لَا بَأسَ بِهِ وَلَا بِعَقْلِهِ، فَلَمَّا كَانَ الرَّابِعَةَ حَفَرَ لَهُ حُفْرَةً، ثُمَّ أمَرَ بِهِ فَرُجِمَ. قالَ: فَجَاءَتِ الغَامِديَّةُ، فقَالَتْ يَارسُولَ اللّه: إنِّى قَدْ زَنَيْتُ، فَطَهِّرْنِى فَرَدَّهَا، فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ قَالَتْ يَارسُولَ اللّهِ: لِمَ تَرُدُّنِى؟ لَعَلكَ أنْ تَرُدَّنِى كَمَا رَدَدْتَ مَاعِزاً فَوَاللّهِ إنِّى لَحُبْلَى. قَالَ: فَاذْهَبِى حَتَّى تَلِدِى، فَلَمَّا وَلَدتْ أتَتْهُ بِالصَّبِيِّ في خِرْقَةٍ. قالَتْ: هذَا قَدْ وَلَدْتُهُ. قَالَ: فَاذْهَبِى فَأَرْضِعِيهِ حَتَّى تَفطُمِيهِ، فَلَمَّا فَطَمَتْهُ أتَتْهُ بِالصَّبِيِّ فِي يَدِهِ كِسْرَةُ خُبْزٍ، فقَالَتْ: هذَا يَا نَبيَّ اللّهِ قَدْ فَطَمْتُهُ وَقَدْ أكَلَ الطَّعَامَ، فَدَفَعَ الصَّبيَّ إلى رَجُلٍ مِنَ المُسْلِمِينَ، ثُمَّ أمَرَ بِهَا فَحُفِرَ لَهَا إلى صَدْرِهَا، وَأمَرَ النَّاسَ فَرَجَمُوهَا فَأقْبلَ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ رَضِىَ اللّهُ عَنْه بِحَجَرٍ فَرَمَى رَأسَهَا فَنَضَحَ الدَّمُ عَلى وَجْهِهِ فَسَبَّهَا، فَسَمِعَ النَّبيُّ ﷺ سَبَّهُ إيَّاهَا، فقَالَ مَهْلًا يَا خَالِدُ: فوَالَّذِى نَفْسِى بِيَدِهِ لَقَدْ تَابَتْ تَوْبَةً لَوْ تَابهَا صَاحِبُ مَكْسٍ لَغُفِرَ لَهُ، ثُمَّ أمَرَ بِهَا فَصَلَّى عَلَيْهَا وَدُفِنَتْ[. أخرجه مسلم وأبو داود .
1. (1605)-Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm)'a, Mâiz İbnu Mâlik el-Eslemî (radıyallâhu anh) gelerek:
"- Ey Allah'ın Resûlü, ben nefsime zulmettim, zinâ fazihasını işledim, beni temizlemeni istiyorum" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu reddetti (geri çevirip meselenin üzerine gitmedi). Ancak Mâiz ertesi gün tekrar geldi. Yine:
"- Ey Allah'ın Resûlü, ben zinâ fazihasını irtikab ettim!" diye ikinci sefer itirafta bulundu. Adamı ikinci sefer geri çeviren Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) adamın kavmine birisini yollayarak:
"Onun aklında bir noksanlık biliyor musunuz, normal bulmadığınız bir davranışına rastladınız mı?"diye tahkik ettirdi. Ancak hep beraber:
"Biz onu gördüğümüz kadarıyla, aramızdaki sâlih kişilere denk akıl (ve feraset) sahibi biliyoruz" dediler. Mâiz üçüncü sefer müracaatta bulundu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onlara yine birini göndererek adam hakkında sordurdu. Yine ne kendinde, ne aklında bir kusur olmadığını söylediler.
Adam dördüncü sefer müracaat edince, ona bir çukur kazdırdı. Taşlanmasını emretti ve taşlandı.
Râvi der ki: Gâmidiye adında bir kadın da gelerek:
"Ey Allah'ın Resûlü, ben zina fazîhasını işledim. Beni temizle!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), onu da geri çevirdi. Ertesi gün gelen kadın:
"Ey Allah'ın Resûlü, beni niye reddediyorsun. Görüyorum ki, beni de Mâiz gibi geri çevirmek istiyorsun. Allah'a kasem olsun ben hamileyim de!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Öyle ise hayır. Sen git ve çocuğu doğurunca gel" dedi. Kadın gitti, çocuğu doğurunca, bir beze sarılmış olarak çocukla geldi.
"İşte çocuk, doğurdum!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Git, sütten kesinceye kadar emdir, sonra gel!" buyurdu. Kadın gitti, o çocuğu sütten kesince çocukla birlikte geldi. Çocuğun elinde bir ekmek parçası vardı.
"Ey Allah'ın Resûlü, işte çocuk, sütten kestim, yemek de yedi" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çocuğu alıp, Müslümanlardan birine teslim etti. Sonra bir çukur kazılmasını emir buyurdu. Göğsüne kadar derinlikte bir çukur kazıldı. Bundan sonra halka taşlamalarını emretti. Herkes taşladı. Hâlid İbnu Velid (radıyallâhu anh) elinde bir taş ilerledi, başına attı. Kan yüzüne fışkırmıştı, kadına küfretti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hâlid'in kadına küfrettiğini işitince:
"Ey Hâlid ağır ol!" dedi ve ilâve etti:
"Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e kasem olsun, bu kadın öyle bir tevbe yaptı ki, şâyet alışverişte sahtekârlık yapanlar aynı tevbe ile tevbe yapsalardı, onların bile mağfiretine yeterdi!"
Sonra Resûlullah (tekfin) emretti. Kadının üzerine namaz kıldırdı ve defnedildi." [Müslim, Hudud 22, (1695); Ebû Dâvud, Hudud 24, 25, (4434, 4441).]{71}
AÇIKLAMA:
1- İslâm dini, insanlar arasında işlenen cürümler içerisinde en ibaretâmiz cezayı zinâ fazihasına takdir etmiştir: Recm, yani taşlayarak öldürme... Cezanın ağırlığı, işlenen bu fiilin çirkinliğinden ve Allah indinde kötülüğünün büyüklüğünden ileri gelir. Bir insanın, ceza olarak taşlanarak öldürülmesi, işlediği cürmün büyüklüğünü idrakte hissî bir şok sağlar. Cezanın ağırlığı nisbetinde, tatbikini imkânsız kılacak şartlar koşulmuştur: İtiraf veya dörtten aşağı düşmeyecek sayıda, fiil halinde görgü şahidi. Bu durum, recm vak'asını İslâm cemiyetlerinde parmakla sayılacak kadar azaltmıştır. Ancak, zinâ hadiselerinin İslâm cemiyetlerinde asgarî seviyede sınırlandırılmasında, mü'minlerin bunun cezasının recm olduğunu bilmeleri yetmiştir.
2- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında, recm tatbikatının bir kaç örneği var. Hemen
Kütübü Sitte - 6.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir