Kütübü Sitte - 6.Cilt — Sayfa 188
Hülafâ-İ Raşidîn ve Onların Seçimleri
Kütübü Sitte - 6.Cilt kitabının 188. sayfası — Hülafâ-İ Raşidîn ve Onların Seçimleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
bunda da Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh)'e uymuş olur.
Ulemâ, iş başındaki imamın tayiniyle hilâfet akdinin gerçekleşeceğinde icma ettiği gibi, halifenin tayin etmemesi halinde ehl-i hal ve akdin bir şahıs hakkında akidde bulunmalarıyla da geçrekleşeceğinde icma etmişlerdir.
Keza, Hz. Ömer'in yaptığı gibi, halifeyi bir cemaat arasında şûra yoluyla seçmenin caiz olacağında da icma etmişlerdir. Ayrıca, bir halife seçmenin Müslümanlara terettüp eden bir vecibe olduğu, bu vecibenin, aklî olmayıp, şerî bir vecibe olduğu hususunda da icma etmişlerdir.
2- Hz. Ömer'in sonda yer alan "uman ve korkan" sözü müphemdir ve farklı yorumlara sebep olmuştur. Şöyle ki:
Bazıları, insanlar iki sınıftır: Bir kısmı umar bir kısmı korkar. O ifade ile bu kastedilmiştir. Yani "Bir kısmı benden bir şeyler koparmayı umar bir kısmı da korkar" demektir.
Diğer bir yoruma göre, "Ben Allah'ın rahmetini umuyor, azabından korkuyorum" demektir.
Diğer bir yoruma göre, bundan maksad hilafettir, yani insanların bir kısmı ona rağbet gösterir, bir kısmı da ondan hoşlanmaz. Ben hoşlananları sevmem, hoşlanmayanların da aczinden korkarım" demektir.
Kâdı İyaz'a göre, Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'in bu sözleri onun iki vasfını ifade etmektedir. Yani, o, Allah'ın rahmetini ummakta, azabından korkmaktadır.{374}
9. Hadis-i Şerif
وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]دَخَلْتُ عَلى حَفْصَةَ وَنَوْسَاتُهَا تَنْطُفُ فَقَالَتْ: عَلِمْتُ أنّ أبَاكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ؟ قُلْتُ: مَا كَانَ لِيَفْعَلَ، قَالَتْ: إنَّهُ فَاعِلٌ. قالَ: فَحَلَفْتُ أنْ أُكَلِّمَهُ في ذلِكَ، فَسَكَتُّ حَتَّى غَدَوْتُ، وَلَمْ أُكَلِّمْهُ، فَكُنْتُ كَأنَّمَا أحْمِلُ بِيَمِينِى جَبَلًا حَتَّى رَجَعْتُ، فَدَخَلْتُ عَلَيْهِ فَسَألَنِى عَنْ حَالِ النَّاسِ، وَأنَا أُخْبِرُهُ، ثُمَّ قُلْتُ لَهُ: إنِّى سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ مَقَالَةً، فآلَيْتُ أنْ أقُولَها لَكَ. زَعَمُوا أنَّكَ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ، وَإنَّهُ لَوْ كَانَ لَكَ رَاعِى إبِلٍ، أوْ رَاعِى غَنَمٍ، ثُمَّ جَاءَكَ وَتَركَهَا لَرَأيتَ أنْ قَدْ ضَيَّعَهَا، فَرِعَايَةُ النَّاسِ أشَدُّ. قَالَ فَوَافَقَهُ قَوْلِى فَوضَعَ رَأسَهُ سَاعَةً، ثُمَّ رَفَعَهُ إليَّ فقَالَ: إنَّ اللّهَ تَعالى يَحْفَظُ دِينَهُ، وَإنِّى إنْ لَا أسْتَخْلِفُ. قَالَ: فَوَاللّهِ مَا هُوَ إلَّا أنْ ذَكَرَ رَسُولَ اللّهِ ﷺ وَأبَا بَكْرٍ فَعَلمْتُ أنَّهُ لَا يَعْدِلُ بِرَسُولِ اللّهِ ﷺ أحَداً، وَأنَّهُ غَيْرُ مُسْتَخْلِفٍ[. أخرجه الخمسة إِلَا النسائى."النَّوْسَاتُ": ذوائب الشعر، ومعنى "تَنْطُفُ": تقطر ماء.
9. (1743)-İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:
"Hz. Hafsa (radıyallâhu anhâ)'nın yanına girdim, saçlarından su damlıyordu.Bana:
"Babam, yerine halife tayin etmiyormuş biliyor musun?" dedi. Ben:
"Tayin etmesi gerekir" dedim.
"Etmiyor!" dedi.
Abdullah der ki: "Bu hususta babamla konuşmak üzere yemin ettim, sustum ve sabahleyin eve gittim. Ama babamla konuşmadım. Sanki elimde bir dağ taşıyor gibi sıkıntılı idim. Nihayet dönüp babamın huzuruna girdim. Bana halkın durumundan sordu. Haber verdim. Sonra kendisine:"
Halkın birşeyler söylediğini işittim. Onu size söylemeye azmettim. Sizin, yerinize halife tayin etmeyeceğinizi zannediyorlar. Halbuki sizin bir deve çobanınız veya koyun çobanınız olsa, sonra sürüyü bırakarak size gelse, siz mutlaka sürünün zayi olacağını bilirsiniz. İnsanlara nezaretin daha (ehemmiyetli ve) çetin olduğu da malumunuzdur" dedim. Bu sözlerim ona muvafık geldi ve bir
Kütübü Sitte - 6.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir