Yolcuyu Karşılama
Kütübü Sitte - 8.Cilt · Sayfa 25
Kütübü Sitte - 8.Cilt kitabının "Yolcuyu Karşılama" bölümü 25. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 8.Cilt.
2. Hadis-i Şerif
وعن مُطَرِّفٍ قال: ]لَا بَأسَ بِالتَّجَارَةِ في الْبَحْرِ وَمَا ذَكَرَهُ اللّهُ تَعالى في الْقُرآنِ إلَّا بِحَقٍّ. ثُمَّ تَلَا: وَتَرَى الْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِر لِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهِ[. أخرجه رزين. قالت: وأخرجه البخارى في ترجمة واللّه أعلم."مَواخِرَ" جمع ماخرة: وهى الجارية .
2. (2204)-Mutarrıf der ki: "Denizde ticaret yapmada bir beis yok. Kur'ân-ı Kerîm'de Cenâb-ı Hak ancak hakkı zikreder" sonra da şu âyeti okudu; "Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün..." (Fâtır 12).{63}
AÇIKLAMA:
1-Burada Mutarrıf şeklinde zikredilen isim Buhârî'de Matar'dır ve İbnu Hacer, bunun, Tâbiîn'den meşhur Mater el-Varrâk el-Basrî olduğunu belirtir. Buhârî'nin sadece Hamevî nüshasında, tashif eseri olarak, Mutarrıf şeklinde geldiğine dikkat çeker.
2-İmam Mâlik, Hz. Ömer'in gemi ile gazveye çıkmaya müsaade etmediğini kaydeder. Şüphesiz bu, deniz seferi hususunda kerahet ifade etmez. Nitekim "Hz. Muâviye (radıyallâhu anh)'nin ısrarlı talepleri üzerine Hz. Osman müsaade etmiştir. İlk defa onun zamanında müslümanlar deniz seferi yaparak Kıbrıs'a çıkartma yaparlar. Şu halde Hz. Ömer'in menfî tavrı, siyasi gelişmelerin ve belki de deniz seferiyle ilgili teçhizat ve tecrübelerin yetersizliğine bağlı bir durumdu. Hz. Osman zamanındaki gelişmeler, resmî müsaadenin istihsâline yetmiş olmalıdır.
Şu halde, deniz yolculuğunun cevazı meselesinde ulema arasındaki değerlendirmede, Buhârî, deniz yoluyla ticaretin câiz olduğu kanaatindedir ve bu fikrine delil olarak şeyhlerinden Matar el-Varrâk'ın kanaatini ve âyetten istidlalini bâb başlığında kaydetmektedir. {64}
DOKUZUNCU EDEB
YOLCUYU KARŞILAMA
1. Hadis-i Şerif
عن السائب بن يزيد رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]ذَهَبَنَا نَتَلقَّى رسولَ اللّهِ ﷺ مَعَ الصِّبْيَانِ إلى ثَنِيّةِ الْوَدَاعِ مَقْدَمَهُ مِنْ غَزْوَةِ تَبُوكَ[. أخرجه البخارى وأبو داود والترمذي .
1. (2205)-Sâib İbnu Yezîd (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Tebük Gazvesi dönüşünde, biz çocuklarla birlikte, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı karşılamak üzere Seniyyetü'l Vedâ'ya gittik."{65}
AÇIKLAMA:
1-Hadis, burada Resûlullah'ın Tebük gazvesi dönüşü sırasında merasimle karşılandığını ifade etmektedir. Buhârî'nin Kitâbu'l-Cihad'daki rivayeti, "Gazilerin karşılanması" adını taşıyan bir başlık altında kaydedilir. Burada râvi, hangi gazve olduğunu belirtmeden: "Biz çocuklarla, Resûlullah'ı karşılamak için Seniyyetü'l-Vedâ'ya gittik" der. Buhârî'nin başlığının da ifade ettiği üzere, âlimler: "Sefer dönüşlerinde yolcuları ve cihaddan gelenleri neş'e ve sürurla karşılamak hoş bir davranıştır, insanlara karşı îfâ edilen iyiliklerden biridir" diye hükme bağlamışlardır.
2-Seniyye tümsek demektir. Seniyyetü'l-Vedâ Medine'de yolcuların uğurlandığı, karşılandığı bir yerin adıdır, Mekke cihetindedir. Tebük, tam aksi cihette olduğu için, hadis bazı itirazlara uğramıştır. Şârih Dâvûdî, bu cihette de aynı ismi taşıyan bir yerin olabileceğini söylemiştir. İbnu Hacer müşkili bir başka yaklaşımla halleder: "Onun Hicaz cihetinde olması, Şam'a gidecek yolcuların şehri aynı yerden terketmelerine mâni değildir. Nitekim Mekke'ye giriş ve çıkışlar iki ayrı tepeden de olsa her iki tepenin yolu da sonunda birleşmektedir." Ayrıca, Resûlullah'ın hicretle Medîne'ye gelişi sırasında kadınların okuduğu manilerin birinde, bir rivayette: "Ay bizim üzerimize vedâ tepelerinden doğdu şeklinde geldiğini kaydeder. Yani bu rivayette seniyyetü'lvedâ değil, seniyyâtü'lvedâ denmiştir. Seniyyât, seniyyeler (tepeler) demektir.{66}
2. Hadis-i Şerif
﹛عن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قَدِمَ زَيْدُ بنُ حَارِثَةً ورسولُ اللّهِ ﷺ
في بَيْتِى، فَأتَاهُ فَقَرَعَ الْبَابَ فقَامَ إلَيْهِ ﷺ عُرْيَاناً يَجُرُّ ثَوْبَهُ، وَاللّهِ مَا رَأيْتُهُ عُرْيَاناً قَبْلَهَا وَلَا بَعْدَهَا، فَاعْتَنَقَهُ وَقَبَّلَهُ[. أخرجه الترمذي .|﹜
2. (2206)-Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) odamda iken Zeyd İbnu Hârise geldi ve kapıyı vurdu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) üryan vaziyette üzerindeki örtüsünü sürüyerek kalktı. Allah'a yemin olsun, O'nu, daha önce üryan olarak hiç görmemiştim, sonra da görmedim. Zeyd'i kucakladı ve öptü."{67}
AÇIKLAMA:
1-Şârihlerin de belirttiği üzere, Zeyd (radıyallâhu anh)'in gelişi, mûtad bir geliş değil, bir sefer veya gazve dönüşüdür. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) O'nu bir çok gazvelere komutan yapmıştır. Rivayetten de anlaşılacağı üzere, Zeyd, istisnâî bir saatte Resûlullah'ın kapısını çalmıştır.
Resûlullah'ın üryan olarak, yani ridasını üzerine almış olarak, tekellüfsüz şekilde kapıya koşması, Zeyd'in gelişinden duyduğu sevinci ifade eder. Esasen Zeyd olsun, oğlu Üsâme (radıyallâhu anhümâ) olsun, Resûlullah'ın fazla teklif ve tekellüfe gerek duymayacağı kadar ziyade sevgisine mazhar olma şerefine ermiş bahtiyarlardandır.
2-Hz. Âişe, Resûlullah'ı ne daha önce ne de daha sonda böyle üryan vaziyette hiç görmediğini yeminle ifade etmektedir. Aynı yorgan altında yıllarca beraberliğe rağmen, Resûlullah'ı bu vaziyette görmemesi istiğrab mevzuudur. Bazı şârihler: "Hz. Âişe'nin burada, bu şekilde üryan olarak birisini karşılayıp kucaklamasını kastetmiş olacağını, ancak halin bu hususa delaleti sebebiyle sözü kısa kestiğini veya bu şekildeki üryanlıkta görmediğini kasdetmiş olabileceğini" söylemişlerdir. Kâdı İyâz evvelki tahminde bulunur. Tîbî de: "Doğrusu da bu olmalıdır. Zîra, Hz. Âişe'nin sözünün siyakından Zeyd'in gelişi sebebiyle Resûlullah'ın duyduğu neşe ve sevincin râyihası koklanmaktadır. Efendimiz, onu bir an önce karşılama hususunda duyduğu isti'cal sebebiyle ridâsını tam olarak giyinmeye vakit ayırmadan koşmuş, yürürken eliyle çekerek giyinmesini tamamlamaya çalışmıştır ki bu durum (herkese) kesretle vaki olan bir haldir."
3-Hadiste, yoldan gelenle kucaklaşmanın meşrûiyyetine delil mevcuttur. Musâfaha ve kucaklaşmanın, sünnetten başka örnekleri, başta Hz. Enes, Hz. Câbir ve Ebû Zerr olmak üzere bir kısım Sahâbi (radıyallâhu anhüm) tarafından rivayet edilmiştir. Hz. Enes'in bir rivayeti şöyle: "Ashab karşılaşınca musâfaha ederler
Kütübü Sitte - 8.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir