Mu'cizat-ı Kur'âniye — Sayfa 170

Mu'cizat-ı Kur'âniye

Mu'cizat-ı Kur'âniye kitabının 170. sayfası — Mu'cizat-ı Kur'âniye bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

yaprağıyla uğraşıyor. Başkasından ya haberi yok, yahut bakmıyor. Evet; hakikat-ı mutlaka, mukayyed enzar ile ihâta edilmez. Kur'ân gibi bir nazar-ı küllî lâzım ki, ihâta etsin. Kur'ân'dan başka –çendan Kur'ân'dan da ders alıyorlar; fakat, hakikat-ı külliyenin– cüz'î zihniyle yalnız bir-iki tarafını tamamen görür, onunla meşgul olur, onda hapsolur. Ya ifrat veya tefrit ile hakaikın muvazenesini ihlâl edip tenasübünü izale eder. Şu hakikat, Yirmidördüncü Sözün İkinci Dalı'nda acib bir temsil ile izah edilmiştir. Şimdi de başka bir temsil ile şu mes'eleye işaret ederiz.

Meselâ: Bir denizde hesapsız cevherlerin aksâmıyla dolu bir definenin bulunduğunu farzedelim. Gavvas dalgıçlar, o definenin cevâhirini aramak için dalıyorlar. Gözleri kapalı olduğundan el yordamıyla anlarlar. Bir kısmının eline uzunca bir elmas geçer; o gavvas hükmeder ki, bütün hazine, uzun direk gibi bir elmasdan ibarettir. Arkadaşlarından başka cevâhiri işittiği vakit hayal eder ki, o cevherler, bulduğu elmasın tâbileridir, fusûs ve nukuşlarıdır. Bir kısmının da kürevî bir yâkut eline geçer. Başkası, murabba bir kehribar bulur ve hâkezâ..

Mu'cizat-ı Kur'âniye uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir