Mu'cizat-ı Kur'âniye — Sayfa 233
Mu'cizat-ı Kur'âniye
Mu'cizat-ı Kur'âniye kitabının 233. sayfası — Mu'cizat-ı Kur'âniye bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Onun da nihayeti ve hakikatı, Hakîm-i Mutlak'ın "Şâfî" ismine dayanıp, eczahâne-i kübrâsı olan rûy-i zeminde rahîmane cilvelerini, edviyelerde görmekle tıb, kemâlâtını bulur, hakikat olur.
Meselâ, hakikat-ı mevcûdattan bahseden hikmetü'l-eşyâ,Cenâb-ı Hakk'ın (Celle Celâluhu)"İsm-i Hakîm"inin tecelliyat-ı kübrâsını müdebbirâne, mürebbiyâne eşyâda, menfaatlarında ve maslahatlarında görmekle ve o isme yetişmekle ve ona dayanmakla şu hikmet, hikmet olabilir. Yoksa, ya hurâfâta inkılâb eder ve malâyaniyat olur veya felsefe-i tabiiye misillû dalâlete yol açar. İşte sana üç misal!.. Sâir kemâlât ve fünunu bu üç misale kıyas et.
İşte Kur'ân-ı Hakîm, şu âyetle beşeri, şimdiki terakkiyatında pek çok geri kaldığı en yüksek noktalara, en ileri hududa, en nihayet mertebelere, arkasına dest-i teşvîki vurup, parmağıyla o mertebeleri göstererek: "Haydi, arş ileri!" diyor. Bu âyetin hazine-i uzmâsından şimdilik bu cevherle iktifa ederek o kapıyı kapıyoruz.
Hem meselâ: Hâtem-i dîvân-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu'cizeleri, O'nun
Mu'cizat-ı Kur'âniye uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir