Mu'cizat-ı Kur'âniye — Sayfa 245

Mu'cizat-ı Kur'âniye

Mu'cizat-ı Kur'âniye kitabının 245. sayfası — Mu'cizat-ı Kur'âniye bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Bir zaman, hem dindar, hem gayet sanatkâr bir hâkim-i namdar istedi ki; Kur'ân-ı Hakîm'i, maânîsindeki kudsiyetine ve kelimâtındaki i'caza şâyeste bir yazı ile yazsın. O mu'ciznüma kamete, hârika bir libas giydirilsin. İşte o nakkaş zât, Kur'ân'ı pek acib bir tarzda yazdı. Bütün kıymetdâr cevherleri, yazısında istîmal etti. Hakaikının tenevvüüne işaret için bâzı mücessem hurufâtını elmas ve zümrüt ile ve bir kısmını lü'lü ve akik ile ve bir taifesini pırlanta ve mercanla ve bir nev'ini altın ve gümüş ile yazdı. Hem öyle bir tarzda süslendirip münakkaş etti ki, okumayı bilen ve bilmeyen herkes temâşasından hayran olup istihsan ederdi. Bâhusus, ehl-i hakikatın nazarına o sûrî güzellik, mânasındaki gayet parlak güzelliğin ve gayet şirin tezyinatın işârâtı olduğundan, pek kıymetdâr bir antika olmuştur.

Sonra o hâkim, şu musannâ ve murassa Kur'ân'ı, bir ecnebi feylesofa ve bir Müslüman âlime gösterdi. Hem tecrübe, hem mükâfat için emretti ki: "Herbiriniz, bunun hikmetine dair bir eser yazınız!"

Evvelâ o feylesof, sonra o âlim, ona dair birer kitap telif ettiler. Fakat feylesofun

Mu'cizat-ı Kur'âniye uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir