Mu'cizat-ı Kur'âniye — Sayfa 247

Mu'cizat-ı Kur'âniye

Mu'cizat-ı Kur'âniye kitabının 247. sayfası — Mu'cizat-ı Kur'âniye bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

zîşâna takdim ettiler. O hâkim, evvelâ feylesofun eserini aldı, baktı gördü ki; o hodpesent ve tabiatperest adam çok çalışmış, fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış. Hiçbir mânâsını anlamamış. Belki karıştırmış. O'na karşı hürmetsizlik, belki edepsizlik etmiş. Çünkü; o menba-ı hakaik olan Kur'ân'ı, mânâsız nukuş zannederek, mânâ cihetinde kıymetsizlik ile tahkir etmiş olduğundan o hâkim-i hakîm dahi, onun eserini başına vurdu, huzurundan çıkardı. Sonra öteki hakperest, müdakkik âlimin eserine baktı gördü ki; gayet güzel ve nâfi bir tefsir ve gayet hakîmâne, mürşidâne bir teliftir, "Aferin, bârekâllah" dedi. "İşte hikmet budur ve âlim ve hakîm, bunun sâhibine derler. Öteki adam ise, haddinden tecâvüz etmiş bir sanatkârdır." Sonra onun eserine bir mükâfat olarak; herbir harfine mukabil, tükenmez hazinesinden "On altın verilsin." irade etti.

Eğer temsili fehmettin ise, bak, hakikatın yüzünü de gör:

Amma o müzeyyen Kur'ân ise, şu musannâ kâinattır. O hâkim ise, Hakîm-i Ezelî'dir. Ve o iki adam ise, birisi yâni ecnebisi;

Mu'cizat-ı Kur'âniye uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir