Mufassal Tarihçe 2 — Sayfa 784
Mufassal Tarihçe-İ Hayat 2
Mufassal Tarihçe 2 kitabının 784. sayfası — Mufassal Tarihçe-İ Hayat 2 bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Üstâd Hazretleri'nin yazdığı cevabta: “İnşaallah kardeşim, sen bu zamanda Ashab-ı Kehf'in birincilerinden olacaksın. Biz senin mektubundan Kıtmir kelimesini kaldırdık. Sen de kaldır!” diye emir buyurmuşlardı.
Bilâhare ziyaretine gittiğimde, bana: “Kardeşim! Bu beyt, şeyh Rıza'nın değil, çünki o heccavdır.. (Hicivci) Mevlânâ Câmî'nindir.”
Gerçekten Şeyh Rıza Talebâni'nin veya diğer adıyla Şeyh Rıza Kürdî'nin Bağdad'daki türbesinin taşında bu beyitler onundur diye yazılmıştır.Türnesi,Şeyh Abdul-kadir-i Geylani'nin mevkii civarındadır,diye Hûlasat-üt Tarih,Muhammet Emin Zeki 364 sahifesinde yazılıdır.A.B.
diye tashih buyurdular.
Hazret-i Üstâd Mevlânâ Camî'nin bahsi geçmesi münasebetiyle şunu da söylemişlerdi ki: “Mevlana Celaleddin-i Rumî, Molla Ahmed-i Cezerî ve Mevlânâ Camî'nin aşk meşrebindeki makamları birdir.”
Bilâhare kendileri, Mevlânâ Camî'nin o beytini 27. Söz'ün zeyli olan sahabeler bahsini te'lif ettiğinde onun başına yazdılar.”
5- Hacı Hulusi Bey'in bir de 1929 yılı içerisinde Üstâd'ıyla görüştükten üç gün sonra, yani 17 Nisan 1929'da gördüğü rü'ya ile ilgili bir hatırası ve izahı vardır. Hulusî Bey bu rü'yayı gördükten üç sene sonra, onun tabirini Üstâd'ından sorması münasebetiyle, Hazret-i Üstâd da o rü'yayı mühim bir risaleye mevzu yapmış ve o vesileyle bir risale vücuda gelmiştir.
Rü'yanın sureti ve sarıklı genç mes'elesi:
Hacı Hulusî Bey, mezkûr rü'ya hakkında şöyle diyordu:
“Rü'yada gördüğüm sarıklı genç, beni ilk defa Üstâd'a götüren meczub şeyh Mustafa idi. şeyh Mustafa sakallı iken, onu ben rü'yada sakalsız, bıyıksız bir delikanlı suretinde görmüştüm. O zat, mübarek bir meczub olduğu için çocuk meşrebliydi. Rü'ya içinde elinde bir leblebi tablası vardı. Fakat tablada leblebi çok azdı. Ben tablasından leblebi almak için elimi uzatınca, birden tabla leblebiyle dolmuştu. Rü'yada onun daha bazı acaib hallerini ve hareketlerini görmüş ve Üstâd'a yazmıştım”
Hacı Hulusî Bey: bu mes'elede bazı zatların sun'î şekilde kendilerini o sarıklı genç tasavvur etmelerine üzülüyordu. Ve “Halbuki o mes'ele sun'îlikten uzak olması lâzımdır. Hem de herkesin o olabilme ihtimali vardır. Onu inhisar altına almamak lâzımdır. Edenler ne oldu sanki!.. Evet, herkes evvela gençtir. Ve her bir genç nur talebesi de o olabilme imkânı vardır. Bu açık kapılı ihtimal içindir ki, her zaman da öylesi ferdlerin çıkması mümkindir.” diyordu”
Hz.Üstâd'ımız 1955 senesinde, Isparta'da bir gün "Ben bir zaman o sarıklı genç Ceylan'dır demiştim...Hakikatta o bir kişi değildir.Muteaddit kişilerdir "demişlerdir.Evet,gerçekten Hz.Üstâd Risale-i Nur-un hizmet-imanesinde istihdam edilmiş bazı zatlara o sarıklı genç olabileceklerine -teşvik tarzında- iltifatlarda bulunmuştur.M.Sungur.
Mufassal Tarihçe 2 uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir