Mufassal Tarihçe-İ Hayat 3
Mufassal Tarihçe 3 · Sayfa 1551
Mufassal Tarihçe 3 kitabının "Mufassal Tarihçe-İ Hayat 3" bölümü 1551. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Mufassal Tarihçe 3.
Afyon Hapis Hayatı
(En ağır ve en uzun tecrid ve işkencelerin uygulandığı plânlı, ma'hud hadise)
Afyon hapis hadisesi, Üstâd Bediüzzaman Hazretleri'nin Emirdağ hayatının son aylarında kasd-ı mahsusla ihdas edilmiş ve nümûnelerini üstte gösterdiğimiz hadiseler behane edilerek, vücuda getirilmiştir. O bahaneler neticesinde tazyik ve ihanetlerle sıklaştırılmış ve nihayet 1948 yılının başında soğuk bir kış ve zemheririn en sert-soğuk günlerinde, ellerine kollarına kelepçeler vurularak Afyon'da tevkif edilmesiyle başlamıştır.
Evvela: 17.1.1948 günü Üstâd Bediüzzaman ile birlikte, Emirdağ'ından on beş kadar Nur talebesi evlerinden, iş yerlerinden alınarak, Afyon vilâyet merkezine götürülmüş ve bir hafta kadar Emniyet Oteli'nde(1) durdurulmuş, göstermelik isticvablar, sorgulamalar yapılmış.. ve nihayet 23.1.1948'de resmen tevkifleri kesilerek cezaevine konulmuşlardır.
Bu elim ve çok zâlimane hadise, umum Türkiye Müslüman halkının, özellikle milyonlarca Nur talebelerinin ciğerlerini sızlatmış ve ağlatmıştır. C.H.P iktidarının dine ve din ehline karşı tatbik ettiği benzeri muameleleri yanında. bu son hunharca ve çok merhametsiz olan o hadiseden, Türkiye çapında onlara karşı umumî bir nefret ve adavet uyandırmış ve belki de 1950 seçimlerinde hezimet-i fahişe ile mağlubiyetlerine sebeb olmuştur denilebilir.
Bu hadise tarihinden dört sene önce, aynı mes'eleler ve aynı maddelerle, Denizli'de hapsedilip mahkemeye verilen Bediüzzaman ve altmış dokuz Nur talebesi, o dâvadan ittifakla beraet etmiş ve bu beraet kararı Temyiz Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nce aynen ve ittifakla onaylanmış ve bil'umum Risale-i Nur kitapları sahiplerine iade edilmişti. Bu kaziye-i muhkeme halini alan umumî beraet kararına rağmen, C.H.P iktidarı idari koğuşturma adıyla, gizli dinsiz ve müfsid komitelerin oyununa gelerek, -beraet etmiş mazlum ve ma'sum olan Bediüzzaman'a beraet ve mahkeme ve temyiz kararlarını hiçe sayarak- Emirdağ'ında her türlü işkence, ihanet, keyfî ve kanunsuz muameleler uygulamakla kalmayıp, sonunda yetmişbeşlik ihtiyar, hasta, garip bir din âlimini, bir hakikat rehberini, bir istikamet önderini tekrar aynı eski maddeler ve uydurulmuş aynı bahanelerle alıp Afyon hapishanesinde sebebsiz bir şekilde yirmi ay tecrid içinde durdurmuşlardır.
Afyon hapis hadisesinde, taktik değiştirilerek, daha önceki hapislerinde olduğu gibi; ellerindeki büyük ve uzun listelere göre değil, daha çok yeni ve genç Nur talebelerini toplatma ve hapse tıkma şeklinde tezahür etmiştir. Bundan gayeleri ise; herhalde yeni ve tecrübesizlerden belki konuşturup bazı şeyleri ve hayalî bazı iddiaları tesbit eder, alırız idi. Afyon hapsine toplattırılan Nur talebeleri, bir çoğu yeni vilâyet ve yerlerdendi çünkü... Hem bu hadisede hedef, doğrudan doğruya Üstâd'ın şahsiyeti idi.
Evet, yine başta Isparta olamak üzere Kastamonu, İstanbul(2) Safranbolu,
(1) Avukat Hikmet Gönen'in ifadesinde, “bu otel Ankara palas otelinde” şeklindedir. (Bkz. Son şahitler-3, s: 176)
(2) Bu defa İstanbul'dan sadece genç üniversiteli Nur talebelerinden Mustafa Ramazanoğlu ile Ziya Arun'u getirmişlerdi.
Konya, Balıkesir, Kütahya, Aydın ve Afyon'dan yüzde doksanı yeni ve genç kırksekiz masum, Afyon hapishanesinde toplattırılmıştır.
Afyon Hapis Hadisesinin Umumi Bir şeması
Tafsilâta girişmeden, vesika ve belgelerin ibrazına da geçmeden önce, bu elim, ciğer-sûz hadisenin genel bir haritasının tasvirini Hazret-i Üstâd Bediüzzaman'dan dinleyelim.. Onbeşinci Rica'da şöyle diyor:
“...Sonra gizli düşman münafıklar, hükûmetin nazar-ı dikkatini benim şahsıma çevirdiler. Eski siyasî hayatımı hatırlattırdılar. Hem adliyeyi, hem maarif dairesini, hem zabıtayı, hem dahiliye vekâletini evhamlandırdılar. Partilerin cereyanları ve komünistlerin perdesinde anarşistlerin tahrikâtıyla o evham genişlendi. Bizi tazyik ve tevkif ve ellerine geçen Risaleler'i müsadereye başladılar. Nur şâkirdlerinin faaliyetine tevakkuf geldi. Benim şahsımı çürütmek fikriyle, bir kısım resmi memurlar, hiç kimsenin inanmıyacağı isnadlarda bulundular. Pek acib iftiraları işaaya çalıştılar. Fakat kimseyi inandıramadılar. Sonra pek âdi bahanelerle, zemheririn en şiddetli soğuk günlerinde beni tevkif ederek, büyük ve gayet soğuk ve iki gün sobasız bir koğuşta tecrid-i mutlak içinde hapsettiler. Ben küçük odamda günde kaç defa soba yakar ve daima mangalımda ateş varken, zaafiyet ve hastalığımdan zor dayanabilirdim. şimdi bu vaziyette hem soğuktan bir sıtma, hem dehşetli bir sıkıntı ve hiddet içinde çırpınırken, bir inayet-i ılâhiyye ile bir hakikat kalbimde inkişaf etti. Manen: “Sen hapse medrese-i Yusufiye namı vermişsin. Hem Denizli'deki sıkıntınızdan bin derece ziyade, hem ferah, hem manevî kâr, hem oradaki mahpusların Nurlar'dan istifadeleri, hem büyük dairelerde Nurlar'ın fütûhatı gibi neticeler; size şekva yerinde binler şükrettirdi. Her bir saat hapsinizi ve sıkıntınızı, on saat ibadet hükmüne getirdi. O fânî saatleri
Mufassal Tarihçe 3 uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir