Nur Çeşmesi — Sayfa 99

Yirmiikinci Söz'ün Birinci Makamı

Nur Çeşmesi kitabının 99. sayfası — Yirmiikinci Söz'ün Birinci Makamı bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

istemiyorsun. Çünkü, istib'âd ediyorsun. O'nun acib san'atlarını ve hâlâtını, akla sığıştıramadığından inkâra sapıyorsun. Halbuki asıl istib'âd, asıl müşkülât ve hakikî suûbetler ve dehşetli külfetler, O'nu tanımamaktadır. Çünkü O'nu tanısak, bütün bu saray, bu âlem, birtek şey gibi kolay gelir, rahât olur, bu ortadaki ucuzluk ve mebzuliyete medar olur. Eğer tanımazsak ve O olmazsa, o vakit herbir şey, bütün bu saray kadar müşkülâtlı olur. Çünkü, herşey bu saray kadar san'atlıdır. O vakit ne ucuzluk ve ne de mebzuliyet kalır. Belki bu gördüğümüz şeylerin birisi, değil elimize, hiç kimsenin eline geçmezdi. Sen, yalnız şu ipe takılan tatlı konserve kutusuna bak.

(Hâşiye-16): Konserve kutusu, kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar, süt kutusu hindistan cevizi gibi rahmet hediyelerine işarettir.

Eğer O'nun gizli matbaha-i mu'ciznümasından çıkmasa idi, şimdi kırk para ile aldığımız halde, yüz liraya alamazdık.

Evet bütün istib'âd, müşkülât, suûbet, helâket, belki muhâliyet, O'nu tanımamaktadır. Çünkü nasıl bir ağaca bir kökte, bir kanunla, bir merkezde hayat veriliyor. Binler meyvelerin teşekkülü, bir meyve gibi suhûlet peyda eder. Eğer o ağacın meyveleri, ayrı ayrı merkeze ve

Nur Çeşmesi uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir