Nur'un İlk Kapısı — Sayfa 68
Onuncu Ders
Nur'un İlk Kapısı kitabının 68. sayfası — Onuncu Ders bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Ey nefsini unutmuş, vazife-i hayatını anlamamış ve hilkât-i insanın hikmetinden gaflet etmiş ve şu masnuât-ı müzeyyenede Sâni'-i Hakîm'in tevdi ettiği ve şu kitâb-ı kebirde nakşettiği âyâtına cahil kalmış Said-i bîçare! Şu temsili güzel dinle: Bu âlemin halk ve binası ve insanı içine idhal etmesi, bunun misali şuna benzer ki:
Bir zaman bir sultan varmış. Onun çok hazineleri varmış. O hazinelerde her çeşit cevahir bulunurmuş. Hem o sultanın gizli mühim kenzleri (hazineleri) varmış. Hem sanâyi-i garîbede mahâreti, hem hesapsız fünun-u acîbeye mârifeti ve ihâtası, hem nihâyetsiz ulûm-u bedîaya ilim ve ıttılaı varmış. Her cemâl ve kemâl sahibi, kendi cemâl ve kemâlini görüp göstermek istemesi sırrınca, o sultan dahi istedi ki bir meşher açsın; enzâr-ı nâsta saltanatının haşmetini, servetinin şa'şaasını, san'atının hârikalarını, mârifetinin garibelerini izhar edip göstersin. Tâ kendi cemâl ve kemâl-i mânevîsini iki vecihle müşâhede etsin.
Biri:Bizzât nazar-ı dekâik-âşinasıyla baksın.
Diğeri:Başkaların nazarlarıyla baksın.
İşte, bu hikmete binaen, gayet cesîm ve gayet geniş bir kasrı yapmağa başladı. O kasrı
Nur'un İlk Kapısı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir