Efendimiz Sadoğulları Yurdunda

Peygamberimizin Hayatı · Sayfa 47

KitapPeygamberimizin Hayatı
Sayfa47–55
SeviyeAlt başlık

Peygamberimizin Hayatı kitabının "Efendimiz Sadoğulları Yurdunda" bölümü 47. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Peygamberimizin Hayatı.

Efendisi vardı. Merkep, o zaîf, güçsüz ve arkadaşlarından geride kalan merkebe de ne oluyor? Bu ne sür'ât, bu ne hızlı yürüyüş! Sanki, gelişinde bindikleri merkep bu değildi.

Kafiledeki bütün hayvanları geçip geride bırakınca, Halime'nin yol arkadaşları şaşırdılar ve hayretler içinde sordular: "Ey Ebû Zueyb'in kızı! Yazıklar olsun sana! Bizi neden beklemiyorsun? Yoksa, bindiğin merkep, gelirken beraberindeki merkep değil mi?

Merkep aynı merkepti; bir farkla, şimdi üzerinde biri vardı: Kâinatın Efendisi. Onu taşımanın şerefi, o zaîf, nahif hayvanı da coşturmuştu!

Halime, arkadaşlarına cevap verdi: "Hayır, vallahi, merkep aynı merkep. Hattâ, ben onu sürmüyorum bile; kendi kendine böyle sür'âtli gidiyor. Bunda bir gariblik var!"58

Ne yazık ki, henüz kafiledekilerin hiçbiri, bu farklılığın nereden ve niçin geldiğini bulabilme basiretine sahip değildi.

Evet, bütün bu olup bitenler, nur yüzlü yavrunun, istikbâli bütün haşmetiyle kucaklayacağına birer açık işaretlerdi!

53 ibni Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 108; Belâzurî, Ensab, c. 1, s. 42.

54 ibni Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 108.

55 İbni Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 108.

56 ibni Hişam, Sîre, c. 1, s. 171-172; ibni Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 110-111.

57 İbni Hişam, Sîre, c. 1, s. 172; İbni Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 111; Taberî, Tarih, c. 2, s. 127.

58 İbni Hişam, Sîre, c. 1, s. 173; Taberî, Tarih, c. 2, s. 127.

Efendimiz Sa'd Oğulları Yurdunda

Bütün bu garibliklerden sonra, Halime ve kocası, yurtlarına vardılar.

Artık, nur yüzlü Kâinatın Efendisi, Sa'd Oğulları yurdundaydı.

O sırada, Sa'd Oğulları beldesinde müthiş bir kıtlık ve kuraklık hâkimdi: Bereketi kesilmiş topraklar, susuz kuyu ve çeşmeler,

Sayfa 48

solgun yüzler ve zaîflikten ayakta duracak mecali kalmamış hayvanlar...

Fakat, Peygamber Efendimizin ayak bastığı hanenin manzarası birden değişiverdi. Daha önce yiyecek ot bulamayan hayvanları, şimdi tıkabasa doyuveriyorlardı. Memeleri dolup taşıyor, bir rahmet çeşmesi gibi devamlı süt akıtıyorlardı. Solgun yüzler yoktu artık Halime'nin evinde...

Beldenin sâir sakinleri, yine kıtlık içinde, yine sıkıntı çemberinde kıvranıyorlardı! Hayvanları hâlâ zaîf, nahif ve istenilen sütü veremiyordu!

Sanki, Peygamberimizi "yetim" diyerek almayanlar, mâruz kaldıkları mahrumiyet içinde bırakılmakla cezalandırılıyorlardı.

Yayla halkı, gözleriyle gördükleri bu durum karşısında meraklarından çatlayacak hâle gelmişlerdi. Olup bitenlere bir mânâ veremiyorlardı. Kabahati çobanlarında buluyorlar ve onlara çıkışıyorlardı: "Gidin, görün bakalım! Halime'nin çobanı, koyunlarını nasıl doyurmuş? Yürürken memelerinden şıpır şıpır süt damlıyor! Kim bilir, koyunlarını nerede otlatıyor! Siz de onun gittiği yere gidip koyunları orada otlatsanız ya!"

Çobanlar, efendilerinin bu çıkışlarında haksız olduklarını, adları gibi biliyorlardı. Halime'nin çobanının koyunlarını otlattığı yerin, kendilerinin otlattığı yerden hiçbir farkı yoktu. Bunun için de itiraz ediyorlardı. Ama itirazları hiçbir fayda vermiyordu. Efendilerinin bu sefer şu sözlerine muhatab oluyorlardı:

"Peki, sizin sürülerin koyunları açlıktan kendilerini zar zor taşıyorlar da, onunkiler neden tıkabasa tok, hem de memeleri sütle dolu olarak dönüyor?"

Ne çobanlar ve ne de efendileri bu soruya cevap bulamıyorlardı; sadece birbirlerine hayret ve şaşkınlık dolu bakışlarla bakıp kalıyorlardı!

Elbette bunun bir sebebi vardı; ve bu sebebi, henüz o zaman Hz. Halime ile kocasından başkası bilmiyordu. Çobanların gelip

Sayfa 47   Okuyucuda devam et

Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir