İlk İslam Devleti

Peygamberimizin Hayatı · Sayfa 373

KitapPeygamberimizin Hayatı
Sayfa373–376
SeviyeAlt başlık

Peygamberimizin Hayatı kitabının "İlk İslam Devleti" bölümü 373. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Peygamberimizin Hayatı.

için gönderilen sadakaların tamamını onlara gönderir, kat'iyyen kendisine bir pay ayırmazdı!

"Resûlullah'ın Ehl-i Suffa'yı daveti beni üzdü! Ben, 'Bu kabtaki sütü tek başıma içer de bununla epeyce bir müddet idare ederim.' diye umuyordum! Kendi kendime, 'Ben elçiyim. Suffa ehli gelince onlara sütü ben taksim ederim.' dedim. Bu durumda sütten bana hiçbir şey kalmayacağını biliyordum. Fakat, Allah Resûlünün emrini yerine getirmekten başka çâre de yoktu.

"Gidip, onları çağırdım. Geldiler, müsaade isteyip oturdular.

"Peygamber (s.a.v.), 'Ebû Hüreyre, kabı al ve onlara süt ikram et.' buyurdu.

"Süt kabını alıp dağıtmaya başladım. Her biri kabı alıyor, doyuncaya kadar içiyor, sonra arkadaşına veriyordu.

"Suffa Ehlinin sonuncusu da içtikten sonra, kabı Resûlullah'a verdim. Aldı. İçinde sadece azıcık süt kalmıştı. Başını kaldırarak bana bakıp gülümsedi ve, 'Ebû Hüreyre!' dedi.

"'Buyur yâ Resûlallah!' dedim.

'Süt içmeyen ikimiz kaldık!' buyurdu.

"'Evet, yâ Resûlallah!' dedim.

'Otur, sen de iç.' buyurdular. Oturup içtim.

'Biraz daha iç.' dedi. İçtim. Yine içmem için ısrar etti.'Daha, daha!' diyordu. Nihayet, 'Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin olsun ki, içecek yerim kalmadı!' dedim.

'O halde bardağı bana ver.' buyurdu. Verdim. Allah'a hamd ve sena etti. Sonra 'besmele' çekerek geri kalanını da kendisi içti."492

485 Tecrid Tercemesi, c. 7, s. 47.

486 M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, c. 2, s. 941.

487 İbn-i Sa'd, Tabakat, c. 8, s. 25.

488 M. Hamdi Yazır, A.g.e., c. 2, s. 941.

489 Müslim, Sahih, c. 3, s. 117.

490 Bakara, 273.

491 M. Hamdi Yazır, A.g.e., c. 2, s. 940.

492 Buharî, Sahih, c. 4, s. 89; Tirmizî, Sünen, c. 4, s. 648-649.

İlk İslâm Devleti

Peygamber Efendimiz, 13 senelik Mekke devrinde mesaisini tamamıyla îman esaslarını anlatmaya hasretmişti. Bu îmanî hizmet sayesinde birçok kimse İslâm'ın saadetli sinesine koşmuştu, imanlı insanların sayısı çoğalmıştı ve Müslümanlar gözle görülür bir kuvvet haline gelmişlerdi. Ancak, buna rağmen bu devrede İslâm düşmanlarına karşı her türlü maddî mukabele yasaktı. Müslümanların tek silâhı vardı, o da "sabır"dı.

Fakat, hicretle yeni bir muhite gelinmişti. Şartlar tamamıyla

Sayfa 374

değişmişti. Müslümanlar, îmanlarının gereği olan her şeyi serbestçe yapabiliyorlardı.

Hz. Resûlullah'ın Medine'ye gelir gelmez gerçekleştirdiği en mühim iş —daha önce bahsedildiği gibi—, Muhacirlerle Ensâr'ı kardeş yapmış olmasıydı. Efendimiz, bununla, Müslümanlar arasında kuvvetli bir ittifak kurmuş oluyordu. İslâm'ın, ırk, dil, sınıf ve coğrafî ayrılıkları tanımayan kardeşlik müessesesi, böylece tarihte ilk defa gerçekleşiyordu.

Ancak, bununla her şeyin bitmediği muhakkaktı. Medine'de yalnız Müslümanlar yaşamıyorlardı. Bu yeni muhitte Museviler, müşrik Arablar ve bazı Hıristiyanlar da vardı ve haliyle mütecanis olmayan bir manzara arzediyorlardı. Buna, bir de, Arab kabîleleri arası tükenmek bilmeyen rekabet ve çatışmaları, Yahudilerle Arablar arasındaki anlaşmazlıkları katarsak, bu yeni muhitin ne büyük bir karışıklık içinde olduğunu kolayca anlayabiliriz!

Meselenin asla küçümsenmeyecek bir başka tarafı daha vardı. O da, Mekke'li müşriklerin her an Medine üzerine yürüyebilecekleri hususu idi. Aralarında devam eden soğuk harb, her an sıcak harbe dönüşebilirdi.

İşte, Peygamber Efendimizin önünde böylesine mühim meseleler duruyor ve bunlar hâl çâresi bekliyordu.

Bu yeni muhitte, Müslüman olmayan unsurlarla anlaşmak, cemiyete bir teşkilâtlanma ruhu ve havası getirmek icab ediyordu. Adlî, askerî, siyasî birtakım esesların tesbitine lüzum vardı.

Henüz Hicret'in 1. yılı bitmiş değildi.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, bütün Medine ahalisinin temsilcilerini Enes b. Mâlik Hazretlerinin evinde bir araya topladı. Maksat, bazı içtimaî prensiplerin tedvin edilmesiydi. Yapılan konuşmalar neticesinde bu prensipler tedvin edildi ve derhal yürürlüğe kondu. Mühim maddeler yazıldı ve taraflarca imzalandı.

Bu maddeler, Hz. Resûlullah'ın başkanlığında teşekkül eden ilk İslâm Devletinin anayasasıydı. Hattâ, "bu vesika, sadece ilk İslâm devletinin anayasası olmakla da kalmamakta, aynı zamanda bütün dünyada yazılı ilk anayasayı teşkil etmekteydi."

Tedvin edilen bu anayasayla, Medine halkı, artık diğer insanlardan ayrı bir millet teşkil etmiş oluyorlardı.

Sayfa 373   Okuyucuda devam et

Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir