İslam Ordusu Mekke Yolunda
Peygamberimizin Hayatı · Sayfa 690
Peygamberimizin Hayatı kitabının "İslam Ordusu Mekke Yolunda" bölümü 690. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Peygamberimizin Hayatı.
Kendisini zabtedemeyen Hz. Ömer, "Bırak yâ Resûlallah, şu münâfıkın boynunu vurayım!" dedi.
Resûl-i Ekrem müsaade etmedi ve, "O, Bedir Muharebesinde bulunmuştur! Ne bilirsin; belki Allah, Bedir Harbine katılmış bulunanlara, savaş günü bakıp, 'Siz istediğinizi yapınız; Ben sizi affetmişimdir. Cennet size vâcib olmuş, siz de Cennet'e girmeye hak kazanmışsınız.' buyurmuştur." diye konuştu. Manzara karşısında Hz. Ömer'in gözleri doldu ve, "Allah ve Resûlü her şeyi daha iyi bilir!" dedi.785
Bu hâdise üzerine Cenâb-ı Hakk, şu âyet-i kerîmeyi inzal buyurarak mü'minleri ikaz etti:
"Ey îman edenler! Benim de, sizin de düşmanınız (olanları) dostlar edinmeyin! (Kendileriyle aranızdaki) sevgi yüzünden onlara (Peygamber'in maksadını) ulaştırırsınız (değil mi)? Halbuki onlar, Hakk'tan size gelene küfretmişlerdir. Peygamber'i de, sizi de Allah'a îman ediyorsunuz diye (yurtlarınızdan) çıkarıyorlardı onlar. Eğer siz, Benim yolumda savaşmak, Benim rızamı aramak için çıkmışsanız (bunu yapmazsınız). Onlara hâlâ muhabbet mi gizleyeceksiniz? Halbuki, Ben, sizin gizlediğinizi de, açıkladığınızı da çok iyi bilenim. İçinizden kim bunu yaparsa, muhakkak ki hak yolun tâ ortasından sapmış olur!"786
İslam Ordusu Mekke Yolunda
Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra Resûl-i Kibriya Efendimiz, tek kalb gibi çarpan 10 bin kişilik muazzam İslâm Ordusuna hareket emri verdi.
Medine'den çıkış Ramazan'ın ilk günlerine rastlıyordu. Bu sebeple Resûl-i Ekrem ve mücâhidler oruçlu idiler.787
Hava oldukça sıcaktı. Bu sıcaklık altında yol almak fazlasıyla yorucu ve zahmetli idi. Dayanılacak gibi değildi. Üstelik, her an bir çarpışma çıkabilir, bir mukabeleyle de karşı karşıya kalabilirlerdi. Halbuki, harbte güç, kuvvet lâzımdı. Oruç, mücâhidleri bir noktada takatsiz hâle getiriyordu. Ancak, kendi başlarına hareket edemezlerdi. Bu sebeple, Hz. Resûlullah'ın ne yapacağını bekliyorlardı. Oruç açılacak mı, yoksa devam mı edilecekti?
İslâm Ordusu, Kudeyd mevkiine gelince, Peygamber Efendimiz, ikindi namazından sonra orucunu açtı ve ashabına da açmalarını
emretti.788
Bu arada, sekiz kişilik bir birlik ve Necid tarafına gönderilmiş bulunan Ebû Katade de gelip orduya katıldı. Aynı zamanda etraftan da birçok Müslüman gelip İslâm Ordusuna iltihak etti.
Yine bu sırada Mekke'den gelen Hz. Abbas, ailesiyle Cuhfe mevkiinde İslâm Ordusuyla karşılaştı. Bundan son derece memnun olan Peygamberimiz, kendisinin yanında kalmasını, ağırlıklarını ise Medine'ye göndermesini emretti; sonra, "Ey Abbas! Sen Muhacirlerin sonuncususun!" buyurdu. Hz. Abbas, sefer boyunca Peygamber Efendimizin yanından ayrılmadı. 774 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 39-40. 775 İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 13; Halebî, a.g.e., c. 3, s. 207. 776 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 39. 777 Vakidî, a.g.e., c. 2, s. 799. 778 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 42; İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 135. 779 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 42. 780 Müslim, Sahih, c. 4, s. 1941; Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 409. 781 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 41; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 114. 782 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 40; Müslim, a.g.e., c. 4, s. 1941. 783 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 41; Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 1, s. 80; Müslim, a.g.e., c. 4, s. 1941; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 114. 784 Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 1, s. 105. 785 Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 1, s. 105. 786 Mümtehine, 1. 787 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 42; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 114. 788 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 42; İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 139; Buharî, Sahih, c. 5, s. 90.
Yolda Müslüman Olanlar
Hz. Resûlullah kumandasındaki İslâm Ordusu, bütün ihtişamıyla yoluna devam ediyordu. Bu sırada gelip, Hz. Resûlullah'ın huzurunda İslâm'la şereflenenler oldu. Bunlar, Peygamber Efendimizin amcası oğlu Ebû Süfyan b. Haris ile Abdullah b. Ebî Ümeyye idi.789
Resûl-i Ekrem, önce bu iki kişiyle görüşmek istemediğini ifade ederek onlardan yüz çevirdi; zîra, bunlar, kendisiyle peygamberliğinden önce gayet samimîyken risâlet vazifesi verilir verilmez şiddetli birer düşman kesilmişlerdi, kendisine sözle eziyet ve hakarette bulunmuşlardı. Şâir olan Ebû Süfyan b. Haris, Peygamberimizi ve Müslümanları ağır dille hicvederdi.
Yine, Efendimizin akrabası olan Abdullah b. Ebî Ümeyye de, ona söz ve hareketleriyle rahatsızlık vermekten geri durmayanlar arasında yer almıştı.790
Ancak, bütün bunlara rağmen, araya Hz. Ümmü Seleme girdi; Efendimize, onlardan yüz çevirmemesi gerektiğini söyledi. Fakat, Resûl-i Ekrem Efendimiz, yine, "Onların ikisi de bana lâzım değildir!" diyerek kabul etmemekte ısrar ediyordu.
Resûl-i Ekrem'in bu sözlerini duyan Ebû Süfyan b. Haris, elinde küçük oğlu Cafer olduğu halde, "Vallahi, yanına girmeme izin vermezse, oğlumun elinden tutarak helak oluncaya kadar yeryüzünde dolaşıp dururum!" diye konuştu.
Şefkat ve merhamet timsâli Peygamber Efendimizin mübarek gönlü bu sözlere dayanamadı. Onları huzuruna davet ederek affetti. Böylece onlar da İslâmiyetle şereflendiler.791
Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir