İslâm Ordusu, Tebük'te

Peygamberimizin Hayatı · Sayfa 774

KitapPeygamberimizin Hayatı
Sayfa774–798
SeviyeAlt başlık

Peygamberimizin Hayatı kitabının "İslâm Ordusu, Tebük'te" bölümü 774. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Peygamberimizin Hayatı.

İşte, Kâinatın Efendisi, böylesine bir dua, bir niyaz ve istek ile Allah'ın ikram ve ihsanına mazhar oluyordu.

Hz. Resûlullah, hayatında bu tarz birçok mucizeye, ikram ve ihsana mazhar olmuştur. Bu da onun peygamberliğinin delillerinden biridir. Bu ikram ve ihsanları gözleriyle gören Müslümanların ise îmanları daha da kuvvetleniyor, daha fazla mertebe katediyordu.

Kasva'nın Kaybolması

Sefer sırasında bir ara Resûl-i Ekrem Efendimizin devesi Kasva kayboldu.1015 Ashab-ı Kiram bir süre aradılarsa da onu bulamadılar.

Münafıklar, bunu da fırsat bilerek, Hz. Resûlullah'ı rahatsız edici söz söylemekten geri durmadılar. Onlardan biri olan Zeyd b. Lusayt, "Şaşılacak şey! Muhammed, peygamber olduğunu söyler, gökten haber verir, fakat devesinin nerede olduğunu bilmez!"1016 diye söylendi.

Münâfıkın âdice sarf ettiği bu söz, Kâinatın Efendisine ulaştırılınca, "Vallahi, ben ancak Allah'ın bana bildirdiğini bilirim, ondan başkasını asla bilemem!" diye buyurdu ve ilâve etti: "Şimdi de Allah bana bildirdi ki, Kasva, filân ve filân dağların arasındaki vadidedir; yuları bir ağaca takılmış olarak duruyor. Hemen gidiniz, onu bana getiriniz."1017 Sahabîler, Hz. Resûlullah'in tarif ettiği yere gittiklerinde, deveyi aynen yuları bir ağaca dolanmış halde buldular ve alıp getirdiler.1017a

Resûl-i Ekrem, ancak Cenâb-ı Hakk'ın kendisine bildirmesiyle gaybı bilir, insanlar için gayb hükmünde olan hâdiseleri haber verirdi. Bu, onun mazhar olduğu mucizelerinin bir nev'idir.

Resûlullah'ın, Allah'ın bildirmesiyle haber verdiği istikbâle âit bütün haberler, ashabın şehâdetiyle teker teker zuhur etmiştir.1017b

İslâm Ordusu, Tebük'te

Nihayet, kavurucu sıcaklar altında ve sıcaktan âdeta kaynayan kumlar üzerinde yapılan yorucu bir yolculuktan sonra İslâm Ordusu on dokuzuncu konak yeri olan Tebük'e vardı.

Fakat, ortada ne Bizans ordusu, ne de başkası vardı. Doğu Roma İmparatoru, giriştiği hazırlıktan, cesaretsizliği sebebiyle son anda vazgeçmişti! 997 Tevbe, 49. 998 Tevbe, 45. 999 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 162; İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 166. 1000 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 162; İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 165. 1001 İbn Sa’d, a.g.e., c. 3, s. 24. 1002 İbn Sa’d, a.g.e., c. 3, s. 24; Buharî, Sahih, c. 3, s. 86. 1003 İbn Sa’d, a.g.e., c. 3, s. 24; Buharî, a.g.e., c. 3, s. 86. 1004 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 163. 1004a İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 163; İbn Sa’d, a.g.e., c. 3, s. 24-25. 1004b İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 163; İbn Sa’d, a.g.e., c. 3, s. 24. 1004c İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 163; İbn Sa’d, a.g.e., c. 3, s. 25. 1005 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 162; Taberî, Tarih, c. 3, s. 143.1006 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 167; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 145. 1007 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 167; İbn Hacer, el-İsabe, c. 4, s. 64. 1008 Tevbe, 34. 1009 İbn Sa’d, a.g.e., c. 4, s. 233-234. 1010 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 168; İbn Sa’d, a.g.e., c. 4, s. 235. 1011 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 165. 1012 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 165; Buharî, a.g.e., c. 3, s. 90; Müslim, Sahih, c. 4, s. 2286. 1013 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 164-165; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 144. 1013a İbn Kesir, a.g.e., c. 4, s. 16. 1014 İbn Kayyim, Zâdü’l-Meâd, c. 1, s. 156. 1014a İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 165; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 144; İbn Kesir, a.g.e., c. 4, s. 16. 1015 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 166. 1016 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 166. 1017 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 166. 1017a İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 167; İbn Kesir, a.g.e., c. 4, s. 16-17. 1017b Kadı İyaz, eş-Şifa, c. 1, s. 650-651.

Sayfa 775

Ebû Hayseme'nin Gelişi

Ebû Hayseme, samimî bir Müslümandı. Sırf ihmalkârlığı yüzünden İslâm Ordusuna katılamayıp, Medine'de kalmıştı.

İslâm Ordusunun Medine'den ayrılışından günlerce sonra, bir gün işinden evine dönmüştü. Hanımlarının çardağı süpürmüş, temizlemiş ve soğuk şerbetleri hazırlamış olduğunu görmüştü. Bu manzara birden âlemini değiştirdi. Çardağın kapısı önüne dikildi. Kadınlarına ve kendisi için hazırlanan şeylere bakarak, "Sübhanallah! Resûlullah (a.s.m.), yakıcı güneşin, rüzgâr ve sıcağın altında silâhını boynunda taşısın da, Ebû Hayseme serin gölgede, yemeği hazırlanmış, iki güzel kadının yanında, mal ve mülkünün içinde oturup dursun. İnsaf mı bu?" diye konuştu. Sonra da kadınlarına dönerek, "Vallahi, Resûlullah'a (a.s.m.) gidip kavuşmadıkça, hiçbirinizin çardağına girmeyeceğim! Derhal yol azığımı hazırlayınız." dedi.1018

Yol azığı hazırlanan Ebû Hayseme, derhal Medine'den Tebük'e doğru yola çıktı. İslâm Ordusu, Tebük'te konakladığı esnada, mücâhidler, uzaktan bir atlının geldiğini fark ettiler:

"İşte, bakınız bir süvari geliyor!" dediler.

Peygamber Efendimiz, "Ebû Hayseme mi ola? Onun olmasını isterdim!" dediler.

Biraz daha yaklaşınca, sahabîler onu tanıdılar; "Yâ Resûlallah! Vallahi, gelen Ebû Hayseme'dir!" dediler.

Ebû Hayseme, Resûl-i Ekrem Efendimizin huzuruna varıp selâm verdi.

Resûl-i Ekrem, "Ebû Hayseme! Sen, helake yaklaşmıştın!" buyurdu.

Olup bitenleri haber verince, Resûl-i Kibriya Efendimiz ona hayırla dua buyurdu.1019

Peygamberimizin Tebük'teki Hutbesi

İslâm Ordusunun Tebük'te beklediği sıradaydı.

Peygamber Efendimiz, bir ara ayağa kalktı. Arkasını bir hurma ağacına dayayarak şu hutbeyi îrad buyurdu:

"Size, insanların en hayırlısını ve en şerlisini haber vereyim mi?

"İnsanların hayırlısı, atının veya devesinin sırtında ya da iki ayağı üzerinde, son nefesine kadar Allah yolunda çalışan kimsedir! İnsanların en şerlisi de, Allah'ın Kitabını okuyup ondan hiç faydalanmayan azgın kimsedir!

Sayfa 774   Okuyucuda devam et

Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir