Peygamberimizin Hayatı — Sayfa 687
Mekke'nin Fethi
Peygamberimizin Hayatı kitabının 687. sayfası — Mekke'nin Fethi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Hz. Ali'nin yanından ayrılıp Mescid-i Nebevî'ye vardı.771
Ebû Süfyan, manen yorgun ve bitkin idi. Üzerine aldığı meseleyi halledememenin üzüntüsünü yaşıyordu. Mescid-i Nebevî'de ayakta dikildi ve, "Ey insanlar! Ben, iki tarafı uzlaştırmak için onları himayeme aldım; haberiniz olsun!" dedikten sonra ürkek ürkek ilâve etti: "Muhammed'in, bu taahhüdümde bana vefasızlık edeceğini hiç sanmıyorum." Sonra, tereddütler içinde bocalar bir bitkinlikle Efendimizin yanına vardı. "Yâ Muhammed!" dedi, "Zannetmem ki, bu himaye sözümü reddedesin!"
Peygamber Efendimiz, "Ey Ebû Süfyan! Bunu sen söylüyorsun, ben değil!" buyurdu.
772 Ebû Süfyan meseleyi anlamıştı. Görüşmelerinden hiçbir netice alamamanın eziklik ve ümitsizliği içinde devesine zar zor atlayarak Mekke'nin yolunu tuttu.773
Ebû Süfyan, Mekke'de
Mekke'ye varan Ebû Süfyan'a Kureyşliler, "Neler yaptın, anlat bakalım!" dediler. Ebû Süfyan, kötü bir elçilik yapmış olmanın mahcubiyet ve ezikliği içinde, olup bitenleri olduğu gibi anlattı.Kureyş müşriklerinin korkuları bir kat daha arttı! 762 Vakidî, a.g.e., c. 2, s. 791. 763 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 37; Halebî, a.g.e., c. 3, s. 6. 764 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 38. 765 Halebî, a.g.e., c. 3, s. 7. 766 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 38; İbn Kesir, a.g.e., c. 3, s. 532; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 112. 767 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 38; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 112; Halebî, a.g.e., c. 3, s. 7. 768 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 38; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 112. 769 Halebî, a.g.e., c. 3, s. 7. 770 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 38; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 112; İbn Seyyid, a.g.e., c. 2, s. 166. 771 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 39; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 112. 772 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 39; İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 134; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 113. 773 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 39; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 113.
Fethe Hazırlık
Resûl-i Ekrem Efendimiz, artık kat'î kararını vermişti: Sefere çıkılacak. Ancak bu kararını, daha doğrusu, Kureyş müşriklerinin üzerine yürüme fikrini, son derece gizli tutmak istiyordu. Bu, onun başvurduğu bir tedbirdi. Bu taktiğe, düşmana hazırlanma fırsatı vermemek ve bunun neticesi olarak da fazla kan dökülmeden onu teslime mecbur etmek maksadına mebni olarak başvuruyordu. Çünkü o, her şeyden evvel insanlara ebedî saadeti kazandıracak olan hak ve hakikati tebliğe memurdu, insanları imhaya değil! Teslime mecbur bırakıldıkları takdirde içlerinden birçoğunun gönlü İslâm'a kayabilirdi. Böylece de îman nîmetini elde etmiş olabilirlerdi! O halde, düşmanı tamamen imha etmek yerine ona galebe etmek, onun ulvî gayesine daha uygundu.
Bu sebepledir ki, Mekke Seferinde de maksadını son derece gizli tutuyordu. Hattâ, Hz. Âişe Vâlidimize sadece, "Yol hazırlığımı yap." demekle yetiniyordu. Ayrıca, bu seferde Efendimiz, gizliliğe daha çok ihtiyaç duyuyordu. Çünkü, Mekke-i Mükerreme gibi mübarek bir beldeye kan akıtmadan girmek, Kâbe-i Muazzama gibi
Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir