Allah'ın Mü'minlere Cennette Hazırladığı Nimetler

Riyâzus-Sâlihîn · Sayfa 899

KitapRiyâzus-Sâlihîn
Sayfa899
SeviyeAna bölüm

Riyâzus-Sâlihîn kitabının "Allah'ın Mü'minlere Cennette Hazırladığı Nimetler" bölümü 899. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Riyâzus-Sâlihîn.

Bölüm: 372

Allah'ın Mü'minlere Cennette Hazırladığı Nimetler

قال الله تعالى : [ إنَ المُتَّقِينَ في جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ * ادْخُلُوهَا بِسَلامٍ آمِنِينَ * وَنَزَعْنَا مَا في صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ إخْواناً عَلى سُرُرٍ مُتقابِلِينَ * لا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجِين ]

"Allahın azabından korkup rahmetine sığınan takva sahipleri, kesinlikle cennetlerde ve ırmak başlarındadırlar. (Onlara) Esenlik ve güvenlik içerisinde girin oraya! diyerek karşılanacaklar orada. Onların gönüllerindeki kini, hasedi kökünden söküp attık; Onlar mutluluk divanları üzerinde, karşı karşıya oturmuş(birbirleriyle sohbet eden) kardeştirler. O cennetlerde onlara, hiçbir yorgunluk ve bitkinlik erişmez ve oradan çıkarılacak da değillerdir." (15 Hıcr, 45-48)

قال الله تعالى : [ يَاعِبَادِ لا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلا أنتُمْ تَحْزَنُونَ * الَّذِينَ آمَنُوا بِآياتِنَا وَكَانُوا مُسْلِمِينَ * ادْخُلُوا الجَنَّةَ أَنْتُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ * يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ الأنفُسُ وَتَلَذُ الأَعْيُنُ وَأنتُمْ فِيهَا خَالِدُونَ * وَتِلْكَ الجَنَّةُ الَتي أَوْرِثْتمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ * لَكُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِنْهَا تأْكُلُونَ ]

"O gün Allah onlara: "Ey benim kullarım! bugün ne korkacaksınız, ne de üzüleceksiniz!"diyecek. O kullarım ki, ayetlerime inanmışlar ve müslüman olmuşlardır. Ey kullarım! Siz ve mü'min eşleriniz girin cennete, orada ağırlanıp sevindirileceksiniz. Orada altın tepsiler ve kadehlerle onların etrafında dolaşılır. Orada canlarının çektiği, gözlerinin hoşlandığı herşey var. Ve sizler orada ebedi kalacaksınız. Dünyada yaptığınız doğru dürüst işler sayesinde, size miras olarak verilecek cennet işte böyledir. Size orada pekçok meyveler de var, onlardan yersiniz, denilir." (43 Zuhruf, 68-73)

قال الله تعالى : [ إنَّ المُتَّقِينَ في مَقَامٍ أَمِينٍ * في جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ * يَلْبَسُونَ مِنْ سنْدُسٍ وَإستَبْرَقٍ مُتَقَابِلِينَ * كَذلِكَ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ * يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ آمِنِينَ * لا يَذُوقُونَ فِيهَا المَوْتَ إلاَ المَوْتَةَ الأولَى وَوَقَاهُمْ عَذَابَ الجَحِيمِ * فَضْلاً مِنْ ربِّكَ ذلِكَ هُوَ الفَوْزُ الْعَظِيمُ ]

", ,(Allahın azabından korkup rahmetine sığınan) takva sahipleri, gerçekten güvenilir bir makamdadırlar. Bahçeler ve pınarlar arasında, ince ipekten ve kalın atlas elbiselerden giyerek karşı karşıya otururlar. İşte böyle olacak, biz o mü'minleri siyah iri gözlü hurilerle de evlendiririz. Orada güven içinde canlarının çektiği her türlü meyveyi isteyip getirtirler. ilk tattıkları ölümden başka orada artık ölüm tatmayacaklar ve böylece Allah onları yakıcı ateşin azabından korumuş olacaktır. Bu Rabbinin bir lütfudur ve en büyük kurtuluş budur." (44 Duhan, 51-57)

قال الله تعالى : [ إنَّ الأبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ * عَلَى الأرَائِكِ يَنْظُرُونَ * تَعرِفُ في وُجُوهِهِم نَضْرَةَ النَّعِيمِ* يُسْقَوْنَ مِن رَحِيقٍ مَخْتُومٍ * خِتَامُه مِسْك وَفي ذلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ المُتَنَافِسُونَ * وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْنِيم * عَيْناً يَشْرَبُ بِها المُقَرَّبُونَ ]

"Şüphesiz ki erdem sahipleri ve iyi kişiler cennet nimetleri içindedirler. Koltuklara yaslanarak etrafı seyrederler. Onların yüzlerinde nimetin ve mutluluğun sevincini görürsün. Onlara ağızları mühürlenmiş yani bozulmama ve lezzetinin kaçmaması için vakumlanmış, sadece, içecek kimsenin yanında halis sarhoşluk vermeyen şaraplardan sunulur ve içirilir, dünyadaki içkilerin tersine bunların içiminden sonra etrafa kötü kokular değil, misk kokusu yayılır. Öyleyse bu değerli şeylere ulaşmak için can atanlar, yarışanlar bu nimetlerin bulunduğu cennete girmek için yarışsınlar. Ve bu şaraba tesnim pınarının suyu karıştırılmıştır. Bu Tesnim denilen kaynak su öyle bir kaynaktır ki, Allah'a yakın olma şerefine erişenler ondan içerler." (83 Mutaffifin, 22-28)

1882-

وَعَنْ جَابِرٍ (رضي الله عنه) قَالَ: قالَ رَسُولُ الله ﷺ : يَأْكُلُ أَهْلُ الجَنَّةِ فِيهَا، وَيَشْرَبُونَ، وَلا يَتَغَوَّطُونَ، وَلا يَمْتَخطُونَ، وَلا يَبُولُونَ، ولكِنْ طَعَامُهُمْ ذلِكَ جُشاءٌ كَرَشْحِ المِسْكِ، يُلهَمُونَ التَّسْبِيحَ وَالتكْبِيرَ، كَمَا يُلْهَمُونَ النَّفَسَ.

1882: Cabir (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Cennetlikler cennette yiyip, içerler, ama büyük ve küçük abdest bozmazlar ve sümkürmezler. Yedikleri geğirme ve misk gibi kokan ter yoluyla çıkar. Nefes alıp verdikleri gibi rahat bir şekilde; kendiliklerinden Cenab-ı Hakk'ı noksan sıfatlardan tenzih, kemal sıfatlarıyla tavsif etmekten zevk alırlar." (Müslim, Cennet, 18)

Sayfa 900

1883-

وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ (رضي الله عنه) قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله ﷺ : قال الله تعالى: أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ، وَلا أُذُن سَمِعَتْ، وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ، وَاقْرَؤُوا إنْ شِئْتُمْ: [فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ]

1883: Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Allah-u Teala, ben salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın aklına getirip hayal edemediği nimetler hazırladım" buyurdu.

Bundan sonra Ebu Hureyre isterseniz şu ayeti okuyunuz, demiştir.

"Böyle davranan mü'minlere gelince, yaptıklarından dolayı mükafat olarak öteki dünyada onlara şimdiye kadar gizli kalan, göz aydınlığı olarak nelerin saklandığını kimse bilip hayal edemez." 32 Secde Suresi, 17 (Buhari, Bed'ül-Halk, 8; Müslim, Cennet, 2)

1884-

وَعَنْهُ قَالَ: قالَ رَسُولُ الله ﷺ : أَوَّلُ زُمْرَة يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ عَلى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ عَلَى أَشَدِّ كَوْكَبٍ دُرِّيٍ في السَّمَاءِ إضَاءةً، لاَ يَبُولُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ، وَلاَ يَتْفُلُونَ، وَلاَ يَمْتَخِطُونَ أَمْشَاطُهُمُ الذَّهَبُ، وَرَشْحُهُمُ المِسْكُ، وَمَجامِرُهُمُ الألوَّةُ-عُودُ الطِّيبِ - أَزْوَاجُهُمُ الْحُورُ الْعِيْنُ، عَلَى خَلْقِ رَجُلٍ وَاحِدِ، عَلى صُورَةِ أَبِيهِمْ آدَمَ سِتُّونَ ذِراعاً في السَمَاءِ .

وفي رِوَايَةِ للْبُخَارِيِّ وَمُسْلِم: آنِيَتُهُمْ فِيهَا الذَّهَبُ، وَرَشْحُهُمُ المِسْكُ، وَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ يُرَى مُخُّ سُوقِهِما مِنْ وَرَاءِ اللَّحْمِ مِنَ الْحُسْنِ، لاَ اخْتِلاَفَ بَيْنهُمْ، وَلا تَبَاغُضَ: قُلُوبُهُمْ قَلْبٌ وَاحِدٍ، يُسَبِّحُونَ الله بُكْرَةً وَعَشِيًّا .

1884: Yine Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

"Cennete ilk girecek kimselerin yüzleri dolunay gibi parlak olacak onların peşisıra girecek olanlar, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi aydınlık olacak, orada küçük ve büyük abdest bozmak yoktur. Onlarda tükrük ve sümük te bulunmayacaktır. Onların tarakları altındandır. Terleri misk gibidir. Buhurdanlıklarındaki koku cennetin güzel kokulu ağacındandır. Eşleri hurilerdir. Cennetliklerin hepsi de babaları Adem'in şeklinde yaradılmış olup boyları altmış arşındır." (Buhari, Bed'ül-Halk, 8; Müslim, Cennet, 15)

Buhari ve müslimin başka bir rivayetlerinde; " Onların Cennet'teki kapları altındandır. Onların teri misktir. Ehl-i Cennet'ten her birinin iki kadını vardır ki, vücûdünün güzeliğinden iki baldırı (kemiği) nin iliği etinin üstünden görünür. Ehl-i Cennet'in arasında ne çekişme vardır, ne de düşmanlık. Kalpleri bir kalp gibi birdir. Onlar sabah, akşam Allah'ı tesbîh ederler(tüm yakışıksız ve noksan özelliklerden uzak tutarak anarlar). "(Buhari ve Müslim)

1885-

وَعَنِ المُغِيرَةِ بْنِ شُعْبةَ (رضي الله عنه) ، عَنْ رَسُولِ الله ﷺ قَالَ: سَأَلَ مُوسَى - u-رَبَّهُ، مَا أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً ؟ قَالَ: هُوَ رَجُلٌ يَجِيءُ بَعْدَ مَا أُدْخِلَ أَهْلُ الجَنَّةِ الْجَنَّةَ، فَيُقَالُ لَهُ: ادْخُلِ الْجَنَّةَ. فَيَقُولُ: أَيْ رَبِّ كَيْفَ, وَقَدْ نَزَلَ النَّاسُ مَنَازِلَهُمْ، وَأَخَذُوا أَخَذاتِهِم ؟ فَيُقَالُ لَهُ: أَتَرْضَى أَنْ يكُونَ لَكَ مِثْلُ مُلْكِ مَلِكٍ مِنْ مُلُوكِ الدُّنْيَا ؟ فَيَقُولُ: رَضِيتُ رَبِّ، فَيَقُولُ: لَكَ ذلِكَ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ، فَيَقُولُ في الْخَامِسَةِ: رَضِيتُ رَبِّ، فَيَقُولُ: هذَا لَكَ وَعَشْرَةُ أَمْثَالِهِ، وَلَكَ مَا اشْتَهَتْ نَفْسُكَ، وَلَذَّتْ عَيْنُكَ فَيَقُولُ: رَضِيتُ رَبِّ، قَالَ: رَبِّ فَأَعْلاهُمْ مَنْزِلَةً ؟ قَالَ: أُولئِكَ الَّذِينَ أَرَدْتُ، غَرَسْت كَرَامَتَهُمْ بِيَدِي، وَخَتَمْتُ عَلَيْهَا، فَلَمْ تَرَعَيْنٌ، وَلَمْ تَسْمَعْ أُذُنٌ، وَلَمْ يَخْطُرْ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ

1885: Muğire ibni Şu'be (Allah ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Musa (a.s.) Rabbine cennetliklerin en aşağı makamı nasıldır diye sordu. Allah da şöyle buyurdu: Bütün cennetlikler cennete yerleştirildikten sonra, bir adam gelecek ve kendisine gir cennete denilince "Ya Rabbi nasıl gireyim, herkes yerini tuttu, alacağını aldı. Bu kimseye denilir ki: Dünya padişahlarından bir padişahın mülkü kadar bir mülk verilirse razı olur musun? O da: Razıyım ya Rabbi der. Bunun üzerine Allah ona: İşte böyle bir mülk senindir, bir o kadar daha denilerek beş katı verilir. Beşincisinde o adam: Razı oldum Ya Rabbi, der. Allah da ona: İşte bu kadar şey hep senindir ve on katı da senindir, bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi de senindir, buyurunca o adam: Razı oldum Ya Rabbi, diyecek.

Daha sonra Musa (sallallahu aleyhi vesellem),

Ya Rabbi, cennetliklerin en üstün derecesi nedir? Diye sordu. Allah da şöyle buyurdu:

Onlar has seçtiğim kullardır. Onların fidanlarını ikram olsun diye elimle ben dikip mühürledim. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne de bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir." (Müslim, İman, 312)

Sayfa 899   Okuyucuda devam et

Riyâzus-Sâlihîn uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir