Ömrün Sonlarına Doğru İyilikleri Artırmaya Teşvik

Riyâzus-Sâlihîn · Sayfa 84

KitapRiyâzus-Sâlihîn
Sayfa84–86
SeviyeAna bölüm

Riyâzus-Sâlihîn kitabının "Ömrün Sonlarına Doğru İyilikleri Artırmaya Teşvik" bölümü 84. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Riyâzus-Sâlihîn.

cinler içinizden Allah'tan en çok korunup sakınan bir adamın hali gibi en iyi hal üzere olsalar bu durum benim mülküme hiç birşey kazandırmaz. Ey kullarım sizden öncekiler ve sonrakiler bütün insanlar ve cinler içinizden en kötü bir adamın durumu gibi olsalar bu durum benim mülkümden hiç birşey eksiltmez. Ey kullarım sizden öncekiler ve sonrakiler bütün insanlar ve cinler bir alanda toplansalar, sonra benden dilediklerini isteseler, ben de istediklerini versem, bu benim mülkümden ancak iğnenin denize batırılıp çıkarıldığındaki eksilttiği kadar bir şey eksiltir. Ey kullarım işte sizin amelleriniz onları sizin için saklar sonra da karşılığını öderim. Artık kim hayırla karşılaşırsa, Allah'a hamdetsin kötülükle karşılaşan ise kendi nefsini ayıplasın." (Müslim, Birr 55)

Bölüm: 12

Ömrün Sonlarına Doğru İyilikleri Artırmaya Teşvik

قال الله تعالى : [ وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاءكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِن نَّصِيرٍ ]

Onlar cehennemde: "Rabbimiz, bizi buradan çıkar, önce yaptığımızın yerine iyi işler yapalım" diye feryat ederler. (O zaman onlara şöyle cevap verilir): "Size düşünmek isteyen herkesin düşünebileceği kadar uzun bir ömür vermedik mi? Ve üstelik size uyarıcı da gelmişti, öyleyse yaptığınız kötülüklerin meyvelerini şimdi tadın bakalım. Zalimler hiçbir yardımcı bulamayacakladır." (35 Fâtır 37)

112-

عَنْ أبي هُرَيْرَةَ (رضي الله عنه) عَنِ النَّبِيِّ (عليه وسلم) قال : أَعْذَرَ اللَّهُ إِلَى امرئ أَخَّرَ أَجَلَهُ حَتَّى بَلَغَ سِتِّينَ سَنَةً .

112: Ebû Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Allah altmış yıl ömür verdiği kişiye yapamadığı kulluk için mazeret beyan etmek isteyenlerin mazeretlerini red eder." (Buhârî, Rikâk 5)

113-

عَنْ اِبْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّه عَنْهمَا قال : كان عُمَرُ (رضي الله عنه) يُدْخِلُنِي مَعَ أَشْيَاخِ بَدْرٍ, فَكان بَعْضَهُمْ وَجَدَ فِي نَفْسِهِ فَقال : لِمَ يَدْخُلُ هَذَا مَعَنَا وَلَنَا أَبْنَاءٌ مِثْلُهُ؟! فَقال عُمَرُ

Sayfa 85

:

إنهُ مَنْ حَيْثُ عَلِمْتُمْ! فَدَعَاني ذَاتَ يَوْمٍ فَأَدْخَلَنِي مَعَهُمْ, فَمَا رَأَيْتُ أنهُ دَعَاني يَوْمَئِذٍ إلا لِيُرِيَهُمْ قال : مَا تَقُولُونَ فِي قَوْلِ اللَّهِ تعالى : [إذا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ] فَقال بَعْضُهُمْ: أمرنَا نَحْمَدُ اللَّهَ وَنَسْتَغْفِرُهُ إذا نَصَرَنَا وَفَتَحَ عَلَيْنَا. وَسَكَتَ بَعْضُهُمْ فَلَمْ يَقُلْ شَيْئًا. فَقال لِي: أَكَذَاكَ تَقُولُ يَا ابْنَ عَبَّاسٍ؟ فَقُلْتُ لاَ, قال : فَمَا تَقُولُ؟ قُلْتُ : هُوَ أَجَلُ رَسُولِ اللَّهِ (عليه وسلم), أَعْلَمَهُ لَهُ قال : [إذا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ] وَذَلِكَ عَلاَمَةُ أَجَلِكَ [ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إنهُ كان تَوَّابًا] فَقال عُمَرُ (رضي الله عنه): مَا أَعْلَمُ مِنْهَا إلا مَا تَقُولُ .

113: İbn Abbâs (Allah onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Ömer (Allah ondan razı olsun) Bedir harbine iştirak etmiş yaşlı sahabilerle beraber beni de istişare meclisine dahil etti. Bunlardan birisi kendi kendine içerledi ve Hz. Ömer'e: Bu çocuk neden bizimle beraber her meclise giriyor? Oysa bizim onun yaşında oğullarımız var dedi. Ömer (Allah ondan razı olsun): Bildiğiniz bir sebepten dolayı diye cevap verdi. Sonunda günlerden bir gün Hz. Ömer beni çağırdı, onlarla beraber meclisine aldı, bana öyle geliyor ki; o gün beni onlara toplantılarda bulunmamın gerekliliğini ispat etmek istiyordu. Sahabilerin hepsine birden: "Allah'ın yardımı ve fethi geldiğinde" diye başlayan Nasr sûresi hakkında ne düşünüyorsunuz? diye sordu. Bir kısmı: Yardım görüp fetih gerçekleşince Allah'a hamd ve istiğfâr etmekle emrolunduk dedi. Kimi de hiç yorum yapmadı. Hz. Ömer bana hitaben: Ey ibn Abbâs sen de mi böyle düşünüyorsun? dedi. Ben: Hayır dedim. Peki ne diyorsun? diye sordu. Ben de: Bu sûre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'in ecelinin kendisine bildirildiğini ifade etmektedir. "Allah'ın yardımı ve fethi sana gelince" ki bu senin ecelinin geldiğinin alametidir. "Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlanma dile. Çünkü O tevbeleri kabul edendir." Buyuruluyor dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer: Ben de bu sûreden senin verdiğin anlamdan başka bir anlam bilmiyorum dedi. (Buhârî, Menâkıb 25)

114-

عَنْ عَائِشَةَ رضي اللهُ عَنْهَا قالتْ : مَا صَلَّى رَسوُلُ اللهِ (عليه وسلم) صَلاَةً بَعْدَ أن نَزَلَتْ عَلَيْهِ: [إذا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ] إلا يَقُولُ فِيهَا: سبحانك رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ, اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي . و فِي رِواَيَةٍ كان رَسُولُ اللَّهِ (عليه وسلم) يُكْثِر ُأن يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ: سبحانك اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ, اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي. يَتَأَوَّلُ القرآن, مَعْنىَ يَتَأَوَّلُ القرآن أَيْ يَعْمَلُ ماَ أمر بِهِ فِي القرآن فِي قَوْلِهِ

Sayfa 84   Okuyucuda devam et

Riyâzus-Sâlihîn uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir