Namazın Sıhhat Şartları
Şafiî İlmihali · Sayfa 118
Şafiî İlmihali kitabının "Namazın Sıhhat Şartları" bölümü 118. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Şafiî İlmihali.
Namazın Sıhhat Şartları
Namazın sıhhat şartları şunlardır:
A- Vaktin girdiğini kesin olarak veya tahminen bilmek. Vaktin girip girmediğini bilmeden namaz kılan kimsenin namazı (vaktinde de olsa) sahih değildir. Fakat vakit girmeden evvel vakit girdi diye namaz kılan kimse için, kazası varsa kaza, yoksa nafile sayılır (Vakti gelince tekrar kılması gerekir). Binaenaleyh bir kimse, meselâ sabah namazını uzun müddet ictihad ile kılar, sonra kıldığı namazın vakitten evvel vakî olduğunu anlarsa, yalnız son günün sabahı namazını kaza etmekle mükelleftir. Çünkü her gün kıldığı sabah namazı, ondan önceki günün namazının kazası sayılır. Kaza için kaza niyetiyle eda niyeti arasında fark yoktur.
Bir kimse, namaz vaktinin girip girmediğini kesinlikle bilmediği için ictihadta bulunup namazını kılar; sonra birisi, kıldığı namazın vaktinden önce vakti olduğunu haber verirse bakılır: Verilen haber bilgi ve müşahedeye dayanıyorsa, namazın iadesi gerekir. Yoksa o da ictihada dayanıyorsa iade edilmesi icabetmez.
Gözlü olsun olmasın herkes, açık ve kapalı havalarda namaz kılmak hususunda güvenilir müezzine itimad edebildiği gibi saat ve zamanında öten horoza da itimat edebilir.
B- Göğsü ile kıbleye yönelmek. Resûlüllah (S.A.V.) önce Kâbeye yönelerek namaz kılardı. Sonra Beytül Makdis'e yönelmek için emir geldi. Bunun için Resûlullah (S.A.V.) namaz kılarken Kâbeyi, kendisiyle Beytül Makdis'in arasına alırdı. Yani hem Kâbeye hem Beytül Mukaddes'e doğru namaz kılardı. Hicret edince ister istemez sırtı Kâbeye düştü. Bu durum kendisine çok zor geldiğinden Kâbeye yönelmek için Cenabı Hakk'a çok yalvardı. Bunun üzerine şu Ayet nazil oldu:
قَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِى السَّمَآءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضٰيهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ
"Ey Resûlüm, vahyin gelmesi için yüzünün göğe doğru arayıp durduğunu görüyoruz. Bunun için, seni razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Şimdi, artık yüzünü Mescidi Haram tarafına çevir. Ey mü'minler, siz de her nerede olursanız yüzünüzü namazda o Mescid-i Haram tarafına çevirin." (El Bakara: 144)
Mekke veya yakınında bulunan kimse, mutlaka Kâbenin ya zatına veya ona tekâbül eden boşluğa yönelmesi gerekir. Kâbe'den daha yüksek bir binanın veya bir dağın üzerinde bulunan kimse, Kâbe'nin zatına yönelmesi mümkün olmadığından onun boşluğuna doğru yönelmesi kâfidir. Her hangi bir sebeble bu mümkün olmazsa bilen kimseye sorar o da mümkün olmazsa ictihad eder. Kâbe'nin zatına değil, yönüne yönelmek kâfi gelmez. Bir eve girer ve kıblenin nerde olduğunu bilmezse ev sahibine sorar.
Bir kimse ictihad neticesinde bir yöne yüzünü çevirir, namazını tamamladıktan sonra kesinlikle yanıldığını anlarsa, namazını iade etmesi gerekir. Yanıldığını tahmin ederse bir şey lazım gelmez.
Bir cemâat, dar bir yerde bulunur, ayakta namaz kılabilmek için sıraya girmek icabeder ve bu namaz geç veya kazaya kalacaksa oturarak namaz kılmalıdırlar.
Kıbleye dönmekten aciz olan bir hasta, kendisini kıbleye çevirecek kimse bulunmazsa, yüzü dönük olduğu cihete doğru namazını kılar ve iade de etmez.
Düşmana karşı mevzide bulunan kimse, zarurete binaen namazını oturarak kılar. Namazını ayakta kılmaya mecbur değildir.
Medine-i Münevvere'de bulunan bir kimsenin Resûlullah'ın
Şafiî İlmihali uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir