Şüf'a
Şafiî İlmihali · Sayfa 455
Şafiî İlmihali kitabının "Şüf'a" bölümü 455. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Şafiî İlmihali.
Bir kimse emanet olarak birisinden bir kitap alıp, kitapta matbaa veya hat hatası bulursa, müirin izni olmadan kitabı tashih edemez.
Bir kimse birisine bir miktar para verip şu dükkanda otur ve kendine ticaret yap, derse para hibe sayılır, dükkanda emanettir.
İkrar
İkrar, lügatta isbatlamaktır. Istılahta ise ikrarda bulunan kimsenin, zimmetinde başkasının hakkı bulunduğunu itiraf etmesidir.
Ancak, baliğ ve aklı başında olan kimsenin ikrarı muteberdir. Deli ile çocuğun itirafı nazarı itibare alınmaz. Bir kimse, ihtilam ile baliğ olduğunu iddia ederse, yaşı müsaid olduğu takdirde yemin etmeden sözü kabul edilir; ikrarı da sahihtir.
Ölüm döşeğinde bulunan kimse, varis olsun olmasın her hangi bir kimsenin hakkı zimmetinde bulunduğunu itiraf ederse, kabul edilir. Henüz sıhhatta iken birisinin, ölüm döşeğinde iken de başka birisinin hakkını itiraf ederse ikisinin arasında fark gözetilmez ve birincisi öne alınmaz.
Bir kimse; "Falan adamın bende bir şeyi vardır." derse, sonra o şey nedir, diye sorulduğu halde onu beyan etmezse beyan edinceye kadar hapsedilir.
Bir kimse; "Falan adamın bende veya yanımda bin lirası vardır." derse, sonra o emaneti, kendisine verdim veya telef oldu diye iddia ederse sözü kabul edilir.
Bir kimse; "Ben çocuk iken falan adamın şu kadar malını çaldım veya itlaf ettim", şeklinde itiraf ederse, itiraf ettiği mikdarı kendisine vermesi gerekir.
Bir kimse ölmüş bir zat için bir şey itiraf ederse itirafı makbuldür. Bunun için itiraf ettiği mikdarı varislerine vermesi gerekir.
Bir kimse ölüm döşeğinde iken varislerinden birisine şu şeyi hibe edip teslim ettiğini itiraf ederse ikrarı muteberdir.
Mülk edinmek insana has bir şeydir. Hayvan her hangi bir şeye malik olamaz. Bunun için bir kimse, "Şu hayvanın bu kadar hakkı zimmetimde vardır" derse, sözü manasızdır. Bir kimse, "Zeydin benden şu kadar alacağı vardır" derse, Zeyd de inkar ederse, itiraf edilen mal elinde kalır. Şayet Zeyd "yanıldım, o doğru söylüyordu" derse yine o şeye sahip olur. Bir kimse birisine "alacağımı Zeyd'e ver" derse o da "peki" şeklinde cevap verirse bu, itiraf sayılmış olur.
Bir kimse, "şu evim veya elbisem Zeyd'indir" dese sözü manasızdır. Çünkü "evim" deyip kendine isnad ettikten sonra "Zeyd'indir" demesi anlamsızdır.
Bir kimse, "falana ait zimmetimde bir şey vardır." derse, bu, mal sayılabilecek her hangi bir şey ile tefsir edilebilir. Ama domuz ve tezek gibi mal sayılmayan bir şeyle izah edilirse muteber değildir.
Bir kadın birisine işaret ederek; "Şu kocamdır" diyerek itiraf eder, adamda inkar ederse hakkı sakit olur. Öyleki sonra dönüp evlilik iddiasında bulunsa muteber değildir.
Şüf'a
Şüf'a, eski ortağa, sabit olan mecburi bir istimlâk hakkıdır.
Şüf'anın üç rüknü vardır.
1 - Alandır. Bunun şartı ortak olmasıdır. Binaenaleyh, komşu için şüf'a hakkı yoktur. Hanefi mezhebine göre ortak için şüf'a hakkı sabit olduğu gibi komşu için de sabittir.
2 - Kendisinden alınandır. Bunun şartı, ortaklığı alandan sonra olmasıdır. Binaenaleyh, iki kişi bir anda ortaklaşarak bir şey satın alırlarsa, hiç birisi için şüf'a hakkı yoktur. Yani bu iki ortaktan birisi ortaklığının hissesini Şüğa yolu ile olamaz. Yine bir kimse, birisinin tarlasından bir hisse alırsa, sonra satıcı, kalanın hepsini veya bir kısmını başka bir kimseye satarsa ilk müşteri için şüf'a hakkı yoktur.
Şafiî İlmihali uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir