Talâk

Şafiî İlmihali · Sayfa 547

KitapŞafiî İlmihali
Sayfa547–548
SeviyeAna bölüm

Şafiî İlmihali kitabının "Talâk" bölümü 547. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Şafiî İlmihali.

Sığada icap ve kabul şarttır.

Hul' hakkında ihtilaf vardır. Kimi talâktır. Bir defa söylense bir talâk gider, iki defa söylerse iki, üç defa söylense üç talâk gider. Kimi, "nikâhı fesh etmekten ibarettir. Talâkın sayılarını eksiltmez. Kaç defa hul etse de istediği zaman yeni bir nikâh ile onunla evlenebilir." diyor. Şafiî mezhebinde mutemed olan da budur. Bunun için bir kimse üç talâkını, bir şeye talik ederse, meselâ "babanın evine gidersen üç talâk ile benden boşsun" dese, bu işin altından çıkmak için hanımını bir bedel mukabilinde hul eder. Sonra kadın bu arada babasının evine gider, sonra iddette de olsa, yeni bir nikâh ile onunla evlenir.

İslâm dini yıkıcı değil, yapıcı olduğundan kurulmuş yuvanın bozulmasını istemiyor ve talâkı - boşamayı - sevmiyor, Peygamber (S.A.V.) şöyle buyuruyor: "Cenab-ı Allah'ın en sevmediği şey talâktır."

Ama Cenab-ı Allah talâkı sevmediği halde onun kapısını açtı; eğer onun kapısını açmasaydı bir arada yaşamak istemeyen karı-koca ölüme kadar birlikte yaşamak zorunda kalacaktır. Böylece nice gayrı meşru işler, nice kin ve adavetler terettüp edecekti. Birbirine buğz eden karı kocanın aynı evde ve bir arada yaşamalarının ne kadar işkenceli bir hayat olduğunu ve bir çok fuhûşa davetiye çıkardığını Hıristiyan aleminden sormak lazımdır. İşte insanları yaratan ve maslahatlarını bilen Allah talâka müsaade etti ve olur olmaz şeyler için talâkın vaki olmaması için hissi daha gelip olan kadına değil, istikbalini ve evlenmek için harcadığı malı düşünen ve aklı hissiyatına galip olan erkeğe bıraktı.

Sayfa 548

Talâk

Talâk, sözlükte serbest olmaktır. İstılahta ise nikâh düğümünü çözmektir. Nikâh düğümünü çözen kocaya mutallık (boşayan), kadına da mutallaka (boşanan) denir.

Talâk, sarih ve kinaye olmak üzere ikiye ayrılır.

Sarih talâk, boşamadan başka bir manaya gelmeyen sözdür. Bu da üç kelimedir. Talâk, firak ve serah'dır. Bu kelimelerin manasını bilen kimse, zevcesi hakkında kullanırsa, niyet etmese de boşanır. Her lisanda talâk manasını açıkça ifade eden "boşama" kelimesi gibi kelimeler yine sarihdir.

Kinaye ise, boşama manasında açık olmayıp o manaya geldiği gibi başka manaya da gelendir. (Enti haliyyetün) "sen benden halisin", "bettetün" (aramız kesiktir) "bainün" (ayrısın), "hablüki ala ğaribiki" (yuların omuzundadır), yani serbestsin, çünkü boşsun. "A'zibî" (benden uzaklaş), "Ağribi" (benden garip ol) gibi kelimeler kinaî kelimelerdir.

Kinayeye gelen bir kelime kullanan kimsenin, gayesi zevcesini boşamak ise, boşanır. Yoksa boşanmaz. Meselâ bir kimse "a'zibî" (benden uzaklaş) derse, gayesi, seni boşadım ise zevcesi boşanır. Yoksa, ben senden kızdım onun için benden uzaklaş, manasını kast ediyorsa boşanmaz.

Ne talâk zihar için, ne de zihar talâk için kinaye olmaz. Bunun için birisi: "Enti aleyye kezahri ümmi" (sen benim için anamın sırtı gibisin) dese, zihar etmiş olur. İlerde açıklanacağı gibi ziharda bulunan kimsenin keffaret vermesi gerekir.

Bir kimse, "enti aleyye haramün" (sen bana haramsın) derse, talâkı (boşamayı) kast ederse boşanır. Ziharı, yani sen benim anamın sırtı gibi haramsın diye kast ederse zihar olur.

Sayfa 547   Okuyucuda devam et

Şafiî İlmihali uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir