Ali Baran (Sürmeneli Onbaşı)

Tanıyanların Dilinden · Sayfa 51

KitapTanıyanların Dilinden
Sayfa51–51
SeviyeAlt başlık

Tanıyanların Dilinden kitabının "Ali Baran (Sürmeneli Onbaşı)" bölümü 51. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Tanıyanların Dilinden.

Ali Baran (sürmeneli Onbaşı)

Karadeniz iklimindeki Sürmene'nin Küçükdoğanlı köyünden Ali BARAN anlatmaktadır:

"Sürgün kafilesinde Bediüzzaman da vardı"

"Ölen büyük ağabeyimin yerine erken askere gitmiştim. Ben l325 yani yeni takvime göre l909 doğumluyum. l925'lerde Van'ın Erçiş kazasında bir nefer olarak askerliğimi yapmaya başlamıştım. Uzun süren neferlikten sonra, onbaşı, daha sonra da uzman çavuş olarak karakol komutanlığı yaptım.

"Bediüzzaman'ı menfi olarak sürgüne yollarken ben askerdim. O zamanlar Van'da Hamidiye Alaylarının komutanlarından Kör Hüseyin Paşa ve Emin Paşa'nın oğulları ile beraber Bediüzzaman'ı da sürgüne göndermek için ellerine kelepçe vurmuşlardı.

"O zamanlarda Bediüzzaman'a Gevaşlı Cemal Bey kendisini saklayarak sahiplik ediyordu. Onu destekliyor ve ona yardımcı olmaya çalışıyordu. Fakat bu sahiplik ve himayesini gizliden gizliye yapıyordu. O korkulu günlerde bu sahipliğini açıkça ilân edemezdi.

"Biz haftada üç-beş kafileyi Erciş karakolundan Tatvan karakoluna getiriyorduk. Getirdiğimiz bu sürgünler grubunda Bediüzzaman da vardı. İnce ve uzun boya yakın, buğday benizli, keskin bakışlı, nurlu bir insandı. Bizler de kendilerini çok hürmetkâr bir şekilde Tatvan karakoluna teslim etmiştik.

"Daha sonraları bu zatın büyük İslami hizmetlerini duymuştum. Kendilerini Isparta'ya sürgün etmişlerdi.

"Mevsim bahara yakındı. O günlerde, tanınmış kimseler hep Bediüzzaman'a büyük hürmet ediyorlardı. Erciş Beyi İdris Bey, Bediüzzaman'a vurulan kelepçeleri çözdürmüştü. Benim yaptığım hizmetleri komutanlarım çok takdir etmişlerdi. Beni takdir eder mahiyette size fotokopisini verdiğim bonservis vermişlerdi.

Sürgün işlerini yaparken başkalarında olan telaş, korku ve heyecan Bediüzzaman'da yoktu. Gayet sakin, mutedil ve sanki gideceği yeri bilen bir yolcu gibi bekliyordu.

"Çok heybetli bir hali ve duruşu vardı. Gözleri ışıltılar halinde parlıyordu.

"Bu büyük insan hayatımda büyük ve unutulmaz tesirler bıraktı. Allah mekânını Cennet eylesin."

(Son Şahitler kitabının, birinci cildinden derlenmiştir...)

Sayfa 51   Okuyucuda devam et

Tanıyanların Dilinden uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir