Tanıyanların Dilinden — Sayfa 2

Abbas Mehmed Kara

Tanıyanların Dilinden kitabının 2. sayfası — Abbas Mehmed Kara bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Somya, seyyar, uzanıp yatacak bir şeydi. Dinlenirdi. Bir divan yapmıştım. Bana Ziver'le para gönderdi. Ben "Ne para alırım, ne de bir şey" dedim. "Ben para almış olsam, ücretine yapmış olurum, talebelikten çıkarım." dedim. Zübeyir'e sordu. "Ne dersin? Mehmed ne böyle diyor." dedi. O da "böyle diyor, ben para almam, yoksa talebelikten çıkarım diyor," dedi. Parayı geri ceketinin cebine soktu. Ceketi de elindeydi. Döndü; bana, "Bu kadar çalıştın, alınmaz mı para?" dedi.

- Çam dağındaki ağaçların üzerine köşkleri siz mi yaptınız?

Demokratlar zamanında tamire gittik. Katran değil de, Çamdakini biz yapmıştık. Akşam vakti "Yat" dedi mi orada yatıyorduk. "Yatman, evinize gideceksiniz" dedi mi giderdik.

Üstadla Beraberliğimiz

- Şu karşı dağlara da gittiniz mi?

Kendisiyle beraber gittik. Delikli Pınara kadar merkep ile gittik. Caminin kapısının yanında dikiliyordum. "Mehmed!.." dedi. "Efendim!" dedim "Nereye gidecen?" dedi. "Bir yere gitmeyeceğim" dedim. "Hadi, merkebi al gel." dedi. Heybeye ekmek ve erzak da koydum. "Bunları ne yapacaksın?" dedi. "Orada yeriz" dedim. "Yok, ben götürüyorum, sen benim misafirimsin." dedi. Israr ettim, kabul etmedi. Ekmeği eve bıraktım. İki ekmeği varmış, sefer tasına azcık da et koymuş. Vardık oraya. Merkepden indi. "Şu pınarın başına sen otur, ateşi yak, eti pişir, ben birazdan gelirim." dedi. Tepenin böğründe bir alıç ağacı var. Onun altına oturdu, dua okuyordu.

Biraz daha okudu geldi. "Et pişmedi mi?" dedi. "Bilmem" dedim. "Pişmiştir." dedi. İndirdi. Azcığını bana verdi, azcığını da kendi aldı. Ekmeği de öyle yaptı. "Kalanını da öğlen yiyeceğiz." dedi. Et ile ekmek, ancak bir adamı doyururdu. "Öğlen namazlarını kıldık, et iyi olmuştur." dedi. Ben ezan okudum. Kendi imam oldu. Oraya ağacın altına yerine gitti. Saatı vardı. Ona baktı "İkindi olmuş." dedi. Namaz kıldık. "Çek merkebi." dedi. Çektim, bindik geldik.

- Onuncu Söz'ü sana mı verdi sakla diye?

Verdi. 47 tane idi. Hacı Bekir'e "Bunları bastır" demişti. Onları burada yazdırdı. O adam bunları bastırdı. Bunlar da duyuldu. Hemen aranıyor. Bana "Şu iki torbayı sen götür." dedi. Evime sakladım. İslâmköylü Abdullah Efendi "Hocanın kitapları yok mu, ben aramaya geldim?" dedi. "Bende var." dedim. "Hoca gelir, sonra sorar, nere koydun der?" dedim. Üstad Emirdağ'da iken bir gün biz Hacı Dayının (Bahri Çağlar) yanına gittik. Onları verdim. O Emirdağ'a götürüyordu. Sonra, "Çok iyi saklamışsın onları, zayi etmemişsin." diye bana iltifat etti.

- Askere ne zaman gittin?

Üstad buradaydı. Geldiğimde de Üstad yine burdaydı. Anam "Oğlumun mektubu gelmedi." diye ağlarmış. Üstad, "Sağ Mehmed, sağ." demiş.

- Risale-i Nur'ları kendisi sana okuyor muydu? Nasıl öğreniyordun?

Sıddık Süleyman, Hacı Dayı okurdu, biz dinlerdik. Bir gün "Mehmed, gel buraya." dedi, geldim. "Giti, pabuçlarını değiştir, gel." dedi, gittim, değiştirdim geldim. "Haydi, Bedre'ye varıp geleceksin." dedi. "Peki" dedim. "Bunu Sabri Efendiye vereceksin, geleceksin." dedi. Mektup daha hazır değilmiş. "Çınarın altında yarım saat otur, ben sana haber ederim." dedi. Bir saat oturdum. "Gel, al, git" dediler. Aldım gittim, verdim. "Ben sigara içiyordum" dedi Sabri Efendi. Bahçesinde cigara içiyormuş. "Bir baktım" diyor, "Üstad başucumda duruyor." "Mahcup oldum" diyor. Üstad buradan tâ Bedreye mektup götürmüş.

Üstadla beraberdik. Sonradan plâj yaptıkları yerde boğazdan koca bir yılan geliyordu. Bilek kalınlığında ve iki adam boyu. Ben taş aldım. "Mehmed ne ediyorsun?" dedi. "Yılanı kovalıyorum" dedim. "O gelsin dokunmaz, sürünsün, taş vurmak yok." dedi. "Biz, ufacık bir karıncayı öldüremeyiz, çok ufak bir mahlûk öldüremeyiz. Bize canlıları öldürmeye müsaade yok." dedi. Yılan onun merkebinin altından geçti. Biz yayan yürüyorduk. Hiçbir şey yapmadı. "O suya gidiyor." dedi.

(Son Şahitler kitabının, birinci cildinden derlenmiştir...)

Abdülaziz Çaviş

El-Ehram'da Bediüzzaman Hakkında Yazı Yazdı

İskenderiye'de doğan Abdülaziz ÇAVİŞ'in babası Faslıydı. Camiü'l-Ezher'de okudu. Mısır hükûmeti onu İngiltere'ye tahsile gönderdi. Oxford Üniversitesi Arapça hocalığı yaptı.

Mısır'a dönünce İngilizlere karşı olan Mustafa Kâmil'in partisine girdi. l9l0'da El-Hidâye dergisini çıkarmaya başladı.

l9l2 yılında Türkiye'ye geldi. El-Hidâye'yi ve Hilâl-i Osmanî dergilerini çıkarttı. Camilerde dersler okuttu.

Trablusgarb harbi başlayınca elinden gelen yardımı yaptı. l9l3'te Mısır hükûmeti mahkeme için onu geri çağırdı. Çünkü İngilizlerin aleyhinde Mısır'da beyannameler dağıtmıştı. Türkiye onu Mısır'a gönderdi. Mahkeme de beraat edince, yine Türkiye'ye geldi.

l9l5'de İngilizleri Mısır'dan çıkarmak için yapılan Kanal Seferinin hazırlanmasında gayret gösterdi.

Birinci Cihan Harbi sırasında Almanya, Türkiye ve Suriye'de bulundu. İngiliz, Fransız ve Rus ordularının bozgunu için her çareye baş vurdu. Tunuslu Salih Şerif ile bütün İslâm dünyasına beyannameler dağıttı. Âlem-i İslâmın esaretten kurtulması için büyük gayretler gösterdi.

Davet üzerine yine Türkiye'ye geldi. Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Telif ve Tedkikat-ı Şer'iyye Encümeni âzası idi. Bu esnada Bediüzzaman Said Nursî'yi tanıdı. Cumhuriyet devrinde de Şer'iyye Vekâleti Tedkikat ve Telifat-ı İslâmiye Heyeti âzası ve reisi oldu.

l924'te Mısır'a döndü. Maarif vekâletinde vazife aldı. Genç Müslümanlar Cemiyetinde bulundu. l928'lerde, Mısır'ın El-Ahram gazetesinde çıkan bir yazısıyla alâkalı olarak, ilk devre Erzurum milletvekili Salih Yeşil, Dahiliye Vekili Hilmi Uran'a hitaben l948'de yazdığı bir yazıda şunları ifade ediyordu:

"Şair-i meşhur Âkif Bey merhumun rivayetine nazaran, Mısır'ın en maruf ulemâsından olan ve garbın müteaddit lisan ve felsefesine âşina bulunan üstad-ı âzam Abdülaziz ÇAVİŞ'in yirmi küsur sene evvelisi El-Ehram ceridesindeki Said hakkında yazdığı 'Fatînü'l-Asır' başlıklı makalesini okuyan ve kendisiyle bizzat görüşen ilim adamları, bu zatın fıtraten ilmî kudretini ve ilâhî mesleğini takdir edebilirler."

İngiliz Anglikan Kilisesinin İslâm hakkında sorduğu suallere cevaplar vermiş, bu cevapları "Anglikan Kilisesine Cevap" ismiyle neşredilmiştir.

(Son Şahitler kitabının, birinci cildinden derlenmiştir...)

Tanıyanların Dilinden uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir