Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na
Zühret-ün Nur · Sayfa 198
Zühret-ün Nur kitabının "Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na" bölümü 198. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Zühret-ün Nur.
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na Ankara
İddia makamının aleyhimizde tanzim ettiği iddianamesinde, şahsî nüfuz temini ittihamını ileri sürerek mahkûmiyetimi istemektedir. Suça mesned gösterilen yazı, hakikat-ı halde böyle bir ittihamdan nihâyet derecede uzaktır. Çünkü bu yazı; Said Nursî, eserleri ve talebeleri aleyhinde, hakikatle zerre kadar alâkası bulunmayan, yalanlar neşreden bâzı gazetelerin uydurmalarına cevapdan ibarettir. Mahkeme kararları ve ehl-i vukuf raporları zikredilerek, yanlış isnadları mâkulane bir şekilde çürütülmektedir. Lâiklik anlayışını sû-i isti'mâl ederek; Bediüzzaman, talebeleri ve Risale-i Nur aleyhinde en garazkâr bir tavırla hareket edenlerin mukâbilinde; lâiklik prensibinden istifâde ederek bu cevabî yazının yazılması, kanun ve adâlet noktasında bir suç sayılmaması icab eder.
İddia edildiği gibi, dinî hislerin âlet edilmesi suretiyle menfaât veya şahsî nüfuz temini aslâ vârid değildir. Bütün hayatını Dîn-i İslâm'ın teâlîsi, vatan evlâdlarının îmânlarının takviyesi için; ve içinde bulunduğumuz asrın efkârı arasında Kur'ân hakikatlarının neşrine hasr ve vakfeden ve bununla beraber kendisini en âciz
bir abd bilen ve öyle bildiren; te'lifatı olan Risale-i Nur'u, kendi zekâ ve dirayetine hamletmeyip, İlâhî tevfik ve inayete atfederek nazarları Kur'ân'a çeviren mütevazi bir fedakâr hakkında ve aynı şiarı meslek ittihaz eden talebeleri olan bizler hakkında, dinî hisleri âlet ederek başka maksad ve gayeler peşinde koşuyor ittihamını yapmak, insafsızlıktan başka bir şey değildir.
Yirmi seneden ziyâde bir müddetten beri Risale-i Nur'un hizmetinde çalışan ve Üstad Bediüzzaman'ın şahsî ve hizmet-i Nuriye'ye müteallik hayatı ile çok yakından alâkadar bulunan ben, Üstad Said Nursî'de, dini veya dinî hisleri âlet etmek veya şahsî nüfuz toplamak gibi dinen mezmum vartalar bulunmadığını bütün kuvvetimle arzetmek isterim. Şu birkaç nokta nazar-ı mütâlâaya alınsa, makam-ı iddianın isnadları tamamıyla yersiz olduğu anlaşılır. Şöyle ki:
1Bediüzzaman, Kur'ân'dan aldığı mesleğinin esasının acz ve fakr olduğunu beyan eder. Bütün hayatında ve eserlerinde ve hizmet-i îmâniyesinde bu esas bütün mâna ve şümûlüyle görünür. Müddeiumumînin mevcud zannettiği veya iddia ettiği şahsî nüfuz temini, dini ve dinî hissiyatı âlet etmek, bu iki
Zühret-ün Nur uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir