Zülfikar — Sayfa 389
Zülfikâr
Zülfikar kitabının 389. sayfası — Zülfikâr bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Kur'anda bir hâssa var; başka kelâmda yoktur.
Bir kelâmı işitsen, asıl sahib-i kelâmı arkasında görürsün, ya içinde bulursun. Üslûb: Âyine-i insanî.
Kur'ân ise, zahiren o Nebiyy-i Muhatabı gösterir; muhatap sahib-i kelama perde.
Zira bir Vacib-ül Vücûd ki, bî-nefad u bî nihayet hitabu kelimat-ı sübhanî La yühadd
Muhatabîne ezelden tâ ebede birden teveccüh etmiş, tekellüm de ediyor.
Şöyle mahdud kelamın arkasında ezel ebed sultanı.
Yalnız bir lem'a-i tecellîsi; kabildir.
Sıkışması; eğer bütün o bî-nihayet kelimât defaten dinlenmesi daire-i imkânda olsa idi bir mekanı
Yahut bütün muhatabîn, zerrat-ı kâinat suretinde tek bir kulak olsa idi.
O üzün-ü cihanı, hem bir nur-u imanî; hem bir hads-i vicdanî.
Belki kelam-ı bî nihayet arkasında, ya içinde bî nihayet celal u azameti içinde
O haşmet-i sübhanî görürdü timsalini.
Demek tenzilin esalibinde tenevvü'; İlâhî tenezzülat, tecellî-i esma ve sıfattır ki, kelamın arkasında görüyor.
Onu bir nazar-ı imanî.
Her adam diyebilir: Şems benim için yakılmış evim olan dünyada, şu ayinede güneş bana tebessüm eder.
Bakıyor o ayn-ı âsumanî.
Allah eğer şu'uru hem de sözü verseydi, o nazenin-i semâ benimle konuşurdu.
Ayine de olurdu vasıta-i beyanî.
İnhisar-ı zihniyet ona bu hakkı verir, hem dahi diyebilir. Rabbim benimle konuşur
Kelâmın arkasında, görüyorum imanımla bir rahman-ı nuranî.
Bütün zîruh hem de bütün kâinat, birden böyle derler.
Zülfikar uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir