İşârâtü’l-İ’câz — Sayfa 165

17-20. âyetin tefsiri

İşârâtü’l-İ’câz kitabının 165. sayfası — 17-20. âyetin tefsiri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır.

مَاحَوْلَهُ [1] dehşetin her dört taraftan ihata eylediğine ve ziya ile cihât-ı sitteden hücum eden zararlardan tahaffuz etmek lüzumuna işarettir.

ذَهَبَ [2] Bu kelime ile اَضَۤاءَتْ [3] kelimesi arasındaki lüzum meselesi geçmiştir; oraya bakılsın.

ذَهَبَ اللهُ [4] Zehabın Allah'a isnadı, iki cihetten reca ve ümitlerinin kesik olduğuna işarettir. Birincisi: Âfet, semâvî olduğundan, def'i mümkün değildir. İkincisi: O âfet, kusurlarının cezası olduğundan Cenâb-ı Haktan merhamet de reca edilemez. Çünkü iptal-i hak için çalışan adam Haktan yardım ve merhamet talep edemez.

بِنُورِهِمْ [5] 'deki harf-i cer olan ب nur ve ziyanın bir daha avdet etmemesine işarettir. Çünkü ذَهَبَ اللهُ بِنُورِهِمْ 'in mânâsı, "Allah onların nurlarını götürmüştür." Malûmdur ki, Allah'ın aldığı birşeyi kimse reddedemez. نُورٌ [6] ünvanı ise, sırat üstündeki hallerini andırır. İhtisası ve hasrı ifade eden نُورٌ 'un هُمْ [7] zamirine olan izafesi, onların şiddet-i teessürlerine işarettir. Zira halkın ateşleri yanarken bir insanın ateşi sönse, o insan çok müteessir olur.

﴾ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَاتٍ لاَ يُبْصِرُونَ [8] ﴿ Harf-i atıf olan و onların iki zararı

İşârâtü’l-İ’câz'ı uygulamada okuyun

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir