Birinci Risale olan Birinci Mesele

Mektubat, sayfa 482 — bölümü basılı nüsha görünümünde okuyun.

KitapMektubat
Sayfa482–487
Üst BaşlıkYirmi Sekizinci Mektup

Mektubat kitabının "Birinci Risale olan Birinci Mesele" bölümü 482. sayfada başlar ve 487. sayfaya kadar sürer. Yukarıdaki okuyucu bu bölümden açılır; kelime anlamı olan sözcüklere ve dipnot işaretlerine dokunarak açıklamalarını görebilir, metni seçip not alabilir ya da renkle işaretleyebilirsiniz. Kitabın tamamı: Mektubat Oku.

Birinci Risale olan Birinci Mesele — Bölümün Başlangıcı

Yirmi Sekizinci Mektup

Şu Mektup Sekiz Meseledir.

Birinci Risale olan Birinci Mesele

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ * اِنْ كُنْتُمْ لِلرُّءْيَا تَعْبُرُونَ * [1]

SANİYEN: Üç sene evvel benimle görüştükten üç gün sonra tabiri çıkmış, tevili tezahür etmiş eski bir rüyanızın, şimdi tabirini istiyorsunuz. Şimdilik o güzel, mübarek, müjdeli rüya mürur-u zamana uğramış. Mânâsını göstermiş olan o rüyaya karşı böyle desem hakkım yok mu?

نَه شَبَمْ نَه شَبْ پَرَسْتَمْ مَنْ * غُلاَمِ شَمْسَمْ اَزْشَمْسِ مِى كُويَمْ خَبَرْ * [2]

آنْ خَيَالاٰتِى كِه دَامِ اَوْلِيَاسْت * عَكْسِ مَهْرُويَانِ بُوسْتَانِ خُدَاسْت * [3]

Evet, kardeşim, seninle mahz-ı hakikat dersini müzakereye alışmışız. Hayalâtlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkikî bir surette mevzuubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmediğinden, o cüz'î hâdise-i nevmiye münasebetiyle, mevtin küçük bir kardeşi olan nevme ait [4] ilmî ve düsturî olarak altı nükte-i hakikati, âyât-ı Kur'âniyenin işaret ettiği vecihte beyan edeceğiz. Yedincisinde, senin rüyana kısa bir tabir verilecek.

BİRİNCİSİ: Sûre-i Yusuf'un mühim bir esası rüya-yı Yusufiye olduğu gibi,

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا [1] âyeti misillü çok âyetlerle, rüyada ve nevmde perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir.

İKİNCİSİ: Kur'ân ile tefe'üle ve rüyaya itimada ehl-i hakikat taraftar değiller. Çünkü, Kur'ân-ı Hakîm, ehl-i küfrü kesretle ve şiddetli bir tarzda vuruyor. Tefe'ülde, kâfire ait şiddeti, tefe'ül eden insana çıktığı vakit yeis veriyor, kalbi müşevveş ediyor.

Hem rüya dahi, hayır iken, bazı aks-i hakikatle göründüğü için şer telâkki edilir, ye'se düşürür, kuvve-i mâneviyeyi kırar, sû-i zan verir. Çok rüyalar var ki, sureti dehşetli, zararlı, mülevves iken, tabiri ve mânâsı çok güzel oluyor. Herkes rüyanın suretiyle mânâsının hakikati mabeynindeki münasebeti bulamadığı için, lüzumsuz telâş eder, meyus olur, keder eder.

İşte, yalnız bu cihet içindir ki, ehl-i hakikat gibi ve İmam-ı Rabbânî misillü, başta نَه شَبَمْ نَه شَبْ پَرَسْتَمْ [2] dedim.

ÜÇÜNCÜSÜ: Hadîs-i sahihle, nübüvvetin kırk cüz'ünden bir cüz'ü, nevmde rüya-yı sadıka suretinde tezahür etmiş. [3] Demek, rüya-yı sadıka hem haktır, hem nübüvvetin vezâifine taallûku var. Şu Üçüncü Mesele gayet mühim ve uzun ve nübüvvetle alâkadar ve derin olduğundan, başka vakte tâlik ediyoruz, şimdilik o kapıyı açmıyoruz.

DÖRDÜNCÜSÜ: Rüya üç nevidir. [4] İkisi, tabir-i Kur'ân'la, اَضْغَاثُ اَحْلاَمٍ [5] da dahildir, tabire değmiyor. Mânâsı varsa da ehemmiyeti yok. Ya mizacın

Devamı yukarıdaki okuyucuda; sayfalar sola kaydırılarak çevrilir.

Mektubat'ı uygulamada okuyun

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir