Yirmi Sekizinci Lem'anın Birinci Meselesi
Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, sayfa 171 — bölümü basılı nüsha görünümünde okuyun.
Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî kitabının "Yirmi Sekizinci Lem'anın Birinci Meselesi" bölümü 171. sayfada başlar ve 189. sayfaya kadar sürer. Yukarıdaki okuyucu bu bölümden açılır; kelime anlamı olan sözcüklere ve dipnot işaretlerine dokunarak açıklamalarını görebilir, metni seçip not alabilir ya da renkle işaretleyebilirsiniz. Kitabın tamamı: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî Oku.
Yirmi Sekizinci Lem'anın Birinci Meselesi — Bölümün Başlangıcı
İkinci Keramet-i Aleviye
Yirmi Sekizinci Lem'anın Birinci Meselesi
Eskişehir Hapishanesinde ihtilattan ve konuşmaktan memnû olduğum zamanda karşımdaki kardeşlerime teselli için yazdığım kısacık fıkraların bir kısmıdır.
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Hapsin bir latif hatırasıdır ki: Risale-i Nur gizlenir, fakat sönmez ve söndürülmez. Bir âlem-i mânâda Hazret-i İmam-ı Ali'nin (r.a.) ilminden sordum:
اَحْرُفُ عُجْمٍ سُطِّرَتْ تَسْطِيرًا [1] demişsin, muradın nedir? Dedi:
عُجْمٍ [2] yani hecevâri terkipsiz ve vakflarda rakamvâri, şekilsiz harflerdir ki "Latinî hurufudur." Lâ-dini zamanında taammüm eder. Sonra sordum, "Ercüzende benden bahs ile 'kendini muhafaza et' demişsin. Hem tam vaktinde emrinizi gördük, fakat maatteessüf kendimizi muhafaza edemedik. Bu belaya düştük. Şahsımdan binler defa daha ehemmiyetli olan Risale-i Nur'dan bahs ve işaretin yok mu?" dedim.
Dedi, "Yalnız işaret değil, belki Celcelûtiyemde tasrih ediyorum."
Ben bu cevaptan sonra kasâid-i Aleviyeden en meşhur ve en ziyade esrarlı olan Celcelûtiye kasidesinde bu fıkrayı gördüm.
تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً * تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْ * [3]
Dikkat ettim, sarahat derecesinde Risale-i Nur'a bakar. Ezcümle: Siraci'n-Nur bir tek fark ile tam ve aynen Risale-i Nur'dur. Çünkü Siraci'n-Nur'da ج ا ل ile ج, ال beraber otuz dört (34) eder. Risalede ل ve ها otuz beş (35) eder ki, bir tek fark var. O tek fark elif'dir. O da bine işaret eder. Hem birinci fıkra cifir ve ebced hesabıyla (şedde sayılmaz) bin üç yüz elli iki (1352) veya elli (1350) eder ki, bu tarih Risale-i Nur'un gizlenmesine ve gizli parlamasına ve iştiâline tam tevafuk eder. Eğer بَيَانَةً [1] kelimesi sayılmazsa Haşiye o vakit سِرًّا [2] kelimesinin ahirindeki tenvin, nun sayılır. Bin üç yüz otuz üç (1333) veya otuz beş (1335) olur ki, bu tarih Risale-i Nur'un mebde-i intişarıdır.
İkinci fıkra olan تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا [3] yine on farkla Risaletü'n-Nur'a ve farksız "Risale-i Nur"a tevafuk etmekle beraber, tamam fıkra cifir ve ebced hesabıyla (şedde sayılmaz) bin iki yüz doksan üç (1293) [4] eder ki, Risale-i Nur müellifinin tarih-i veladetidir. Ve سِرًّا [5] deki tenvin, nun olsa bin üç yüz kırk üç (1343) olur ki, Risale-i Nur'dan Onuncu Söz'ün intişarı ile parlaması zamanıdır. Eğer اَلسُّرْجِ [6] deki şeddeli س iki س sayılsa, tenvin ن sayılmazsa bin üç yüz elli üç (1353) eder ki, bu tarih Risale-i Nur'un bir musibet neticesinde muvakkat gizlenmesine ve gizli perde altında parlamasına ve tenvirine tam tevafuk eder.
Acaba Hz. Ali (r.a.) gibi esrar-ı huruf ve cifir ilminde üstad-ı mutlak ve Celcelûtiye gibi cifirli, ebcedli, sırlı bir kasidesinde bu mânâ cihetiyle ve cifir itibariyle ve hakikat noktasında ve vakıa mutabık haysiyetiyle ve mukteza-yı hale
Devamı yukarıdaki okuyucuda; sayfalar sola kaydırılarak çevrilir.
Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî'ı uygulamada okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir