Fihrist
Şuâlar, sayfa 924 — bölümü basılı nüsha görünümünde okuyun.
Şuâlar kitabının "Fihrist" bölümü 924. sayfada başlar ve 960. sayfaya kadar sürer. Yukarıdaki okuyucu bu bölümden açılır; kelime anlamı olan sözcüklere ve dipnot işaretlerine dokunarak açıklamalarını görebilir, metni seçip not alabilir ya da renkle işaretleyebilirsiniz. Kitabın tamamı: Şuâlar Oku.
Fihrist — Bölümün Başlangıcı
Fihrist
İKİNCİ ŞUÂ:..... 23
Bu şuâ, esmâ-i Rabbi'l-Âlemin'den اَللهُ اَحَدٌ [1] ism-i celilenin inkişafıyla Otuzuncu Lem'a olan ve "Sekine" tabir edilen فَرْدُ * حَىُّ * قَيُّومُ * حَكَمُ * عَدْلُ * قُدُّوسُ esmâ-i azimesinin yedinci nüktesi olarak gayet mühim akâid ve delâil-i İslâmiyeyi ve esrar-ı imaniyeyi hâvi bir risale olup, üç makam, üç meyve, üç muktazî, üç hüccet, bir hâtime olarak tanzim ve tekmil edilmiştir.
BİRİNCİ MAKAM: Birinci Meyve:.... 26
Fâtır-ı Akdes Hazretlerinin Cemâl-i İlâhisi ve Kemâl-i Rabbânisi ancak Tevhid ve Vahdette tezahür ettiğini makûl ve mütesânid bir şekilde iddia ve ispat ile akl-ı kâmil ve kalb-i selim sahiplerini hayran edecek bir i'câz ve îcâz ile mahlûka Hâlıkını ra'ye'l-ayn derecesinde tanıttıracak bir makamda bir ders-i hikmettir.
İkinci Meyve:.... 26
Bu meyve dahi kâinatın zât ve mahiyetinden bahisle مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ [2] sırrıyla kâinatın icmal edilmiş bir nümune-i acibesi olan nev-i insan "kendisini bilmekle Rabbi'sini bilir" ferman-ı nebevîsi, tam şu zamanda dertlere derman olacak bir tertipte tastîr edilmiştir. Nev-i beşer, sebeb-i hilkatiyle hem sâir zîruhların fevkinde akıl, vicdan, kalb ve ruh gibi mühim techizatla küre-i arza sultan olduğu halde, bazı insan suretini takınan akrepler Zât-ı Bârî hakkındaki küfr-ü mutlaklarıyla o kadar çıfıtlık gösteriyorlar ki, âdeta bütün kâinatı ve bilhassa kendi vücudlarını inkâr ediyorlar. Bu gibi mehlek ve sekametli bir uçurumdan gidenlere gayet müstakîm bir yol ve son derece şavklı bir cadde ve bakî bir hayata ve saadete mazhar olmak isteyen ashab-ı şuur, şu meyveden müstefîd olmakla ebedî bir hayat kazanabilir.
Üçüncü Meyve:.... 37
Mahlûkattan zîşuur olan insana bakar. Der ki: "Ey Âdemoğlu! Sen mahlûkatın en nazenin ve pek mükerrem ve mükemmelisin. Çok mesud ve mümtaz ol
mak, tâ ebede kadar elini yetiştirmek ve temin-i istikbal-i ebedî etmek ve Hâlık-ı Âlem'in muhatabı, hem dostu olmak istersen, Zât-ı Ehad ve Samed olan Cenâb-ı Rabbi'l-Âlemin Hazretlerine tevhid ile tam i'tisam eyle. Ve illâ zîhayat ve zîşuur içindeki imtiyazın kemâl ve saltanatın bâd-ı hevâ olup, mahlûkatın pek bedbahtı ve mevcudâtın çok sefili ve hayvanâtın en biçaresi ve zîşuurun en hüzünlü ve gamlı ve elemlisi ve azaplısı olacağını, delâil-i akliye ve nakliye ve kat'iye ile tefhim ediyor.
İKİNCİ MAKAM:.... 41
Üç muktazîdir.
Birinci muktazî: Tevhid ve vahdâniyeti aklına sığdıramayıp, kabul edemeyen, bilakis şirk içine hâh nâ-hâh girenleredir.
Her fiil bir fail ister. Hâkim-i münferidliğin şe'n ve muktazîsi, istiklâl ve başkasının müdahalesini reddetmektir. Bir tek işte müstebidâne iki âmir hâkim bulunamaz, bulunsa ihtilâl başlar. İntizam bozulur, herc ü merc olur.
Temsilleriyle nur-u vahdeti akıl ve kalbin merkezinde ay gibi parlatır, güneş gibi şuâlandırır bir kimyâ-yı saâdettir.
İkinci muktazî: Vahdaniyeti kabulde akıl ve ruha son derece bir sühûlet ve şirkte müşkil bir suûbet bulunmasıdır. Çünkü göz önünde olan hayvanât ve nebâtâtın ihyâ ve imâtesi kendi kendine hem dâvâ, hem delildir. Bunlarda hiçbir kimsenin tesiri olamadığını ve bu ef'âlin sırf bir emr-i Rabbâni ile olduğunu takdir ve tasdik edemeyen şeklen insan olanlar kendi vücutlarını divanece nefy ve inkâr etmişlerdir. Bütün mevcudâtı adem-i zâhirinden vücud-u hariciyeye çıkaran Zât-ı Bârî'ye intisab ve istinad, bir neferin bir kumandan-ı âzama intisab ve istinadıyla arkasındaki küllî kuvvetlere dayanarak tek başıyla bir müşiri esir ve bir şehri tehcir ve bir kal'ayı teshir ederek harikulâde bir eseri gösterdiği gibi; Kadir-i Mutlak'ın meşîet ve iradesiyle bir karınca bir Firavun'u, bir sinek bir Nemrut'u, bir mikrop bir Cebbar'ı mağlûp etmesi, akıl ve ruhu kendine yâr olanlar için sarsılmaz bir burhan, feshedilemez bir ferman olduğunu vâzıhan irâe eder.
Tevhid'in üçüncü muktazîsi: Herşeyin hilkatinde, hususiyle zîhayat masnûların evsaf ve eşkalindeki alâmet-i harikulâde o kadar aciptir ki, küçük bir çekirdek bir meyvenin, bir meyve bir ağacın, bir ağaç bir nev'in, bir nev' de dolayısıyla kâinatın küçük bir nümunesi bir misal-i asğarı, bir mücmel ve muhtasar fihristesi olduğunu ve bunlardan herbirinin lisan-ı hal ile "Beni kim yarattı, yoktan var etti ise, bütün enva' ve ecnasımı da o Hâlık halketmiştir" dâvâsını, derece-i sübuta îsal ettiğini kanaat-ı tâmme bahşeder bir halde beyan eder.
ÜÇÜNCÜ MAKAM:.... 53
Vahdet-i Bârî'nin tahakkukuna dâl olan hadsiz hüccet ve alâmetlerden üç hücceti beyan eder.
Devamı yukarıdaki okuyucuda; sayfalar sola kaydırılarak çevrilir.
Şuâlar'ı uygulamada okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir