Mühim Hususlar

Bir Dava Adamının Notları 2 · Sayfa 26

KitapBir Dava Adamının Notları 2
Sayfa26–29
SeviyeAna bölüm

Bir Dava Adamının Notları 2 kitabının "Mühim Hususlar" bölümü 26. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Bir Dava Adamının Notları 2.

Mühim Hususlar

Üstadı Mısır’a davet etmek için Emirdağ’a Mısır’dan biri gelmişti. Üstad o zata “Şimdi beni (eliyle kolunu işaret ederek) böyle, böyle, böyle parça parça etseler ihtiyar elimde değil... burayı terkedemem” buyurdu. Lâhikalarda varya “Mekke’de de olsam, buraya gelmek lazımdı” yazıyor Üstad.

Şark’ta ağanın birisi, adamının eline yüzük verip, yüzüğün deliğinden kurşun geçirme hadisesini hatırlayın. Ona nisbeten, bizim Üstadımıza sadakat ve fedakarlığımız -hele Allah için olunca- nasıl olmalı.

O aziz Üstadımızın azami ihlasıdır ki, Risale-i Nur kendi kendine intişar ediyor. Futuhat şimdi, zirve-i bâlâsındadır.

Bini aşan mahkemeden inayet-i İlahi ile beraat almak, elbette ucuz olmadı.

Ne geliyorsa başımıza safdillikten, safdillerden geliyor!

Üstadımız, Risale-i Nur’un meslek ve meşrebini lahikalarda sarihan ve vazıhan ve mücmel olarak yazmıştır. Meslek ve meşreb düsturlarıyla kâlen, hâlen, ilmen ve kalemen meşgul olan ve ihlasla cehd eden, vartaya düşmez. Sair usullerle çalışılırsa varta-i azime düşebilir.

Kâlen meşguliyet: Konuşmalarımızın Risale-i Nur’a uygun olmasına cehd etmeliyiz.

Fiilen meşguliyet: Hatt-ı hareketimizin Risale-i Nur’a muvafık olmasına cehd etmeliyiz.

Kalemen meşguliyet: Risale-i Nur’u medh ederek, kalemle yazmalıyız.

Muallim olunca sizler de Konferans tertip etmelisiniz. (Sigaranın kötülüğü, çocuk terbiyesi v.s. neticesini hep imana bağlayarak.)

Ağlamayan çocuğa meme verilmez. Destisi dolu olana birşey verilmez.

Gelenlere (Risale-i Nur isteyenlere) “yok” dersek, müteselsilen mes’ul, günahkar oluruz.

Ezberleri, kendi nefsimize ve hizmet gayesi ile ve hatta kendimizin istifadesi için yapmak.

Hizmet niyetiyle, kendi nefsimize okumak.

Füruat (hissî geçimsizlikler, imtizaçsızlıklar) füruat... diye diye, esasat da gider.

Üstad “Seni anana, babana veriyorum” dedi mi, o söz, onun kovmasıdır.

Üstadımız “Benimle gelen perişan kalmaz. Benimle gelen arkadaş; eğer ruz-i mahşerde perişan olursa, o benim sırtıma yük olsun. Yeter ki o, bu daireye ahdini bozmasın” derdi.

Üstad; “Biz bir defa daireye aldık mı, bir daha kolay kolay bırakmayız. Bir de bırakınca, bir daha kıyamette yüzüne bakmayız” diyordu.

Göze görünen şa’şaalı hizmetler, Risale-i Nur’un mesleğinde yoktur.

Din düşmanları ve komünistler; muvaffak olmuş bir cemaatı başka şeylerle meşgul ederek, hedefinden saptırmaya, şaşırtmaya çalışırlar.

İhvan-ı Müslimine dessaslarca planlanan devamlı sorular geliyor, cevap veriyorlar. Şiddetli münakaşalar oluyor, nihayet zararını anlıyorlar. Meşgul olmamak hususunda, mensuplarına tamim yayınlıyorlar.

Deponun yanından geçerken birisi “Üstadım eserleri burada saklıyoruz” diyor. Üstad; “Onu mu sordum?” diyor ve deposunun yerini değiştirtiyor.

Abi liselilere sorarmış; “Sosyoloji hocası derste ne anlattı?” Sonra da, Risale-i Nur’dan o mes’eleleri onlara okuyor...

Üstad Ceylan Abi’ye soruyor; “Kaç kişi var?” “50 kişi Üstadım...” diyor. 50 kişiye risale

Sayfa 27

dağıttırmış. “1-2 tane çıksa kafi kardeşim, kemiyetin ehemmiyeti yok...” diye Üstad ifade buyuruyor.

Bir mes’ele hakkında, Üstadın hizmetkarlarının bile kanaatini alsan, tam ittifak olmaz. Herkes ayrı fikri beyan edebilir... “Bu mes’elede Üstadımız nasıl hareket ederdi” denilse, tam ittifak olur, tek fikir çıkar... Sorarken böyle sormalı.

Üstad Afyon’da ilk ifadeyi 8 saatte veriyor. “At kimin? araba kimin? v.s....” Duymamazlığa gelip davasını anlatıyor... Sorgulayıcılar soruları tekrar edip duruyorlar..

OKUYAMAMAK ve FERDÎ HAREKETTEN korktuğun kadar, başka hiçbir şeyden korkma... Hususi okumanı terketme.

.... Ağabey bir mes’elede -meslek ve meşrebce durumun tayin edileceği zaman- sorma ihtiyacı hissetmeyeni, sormayanı kastederek, “öyle sorulmazsa söylemem” demiştir.

İstidat ve kabiliyetlerimizi nur-u Kur’ana hizmetkar yapmalıyız.

Benim siyasilerle geçirecek vaktim yok. Gazeteye, “Mesleğe uymayan yerleri var mı?” diye bakıyorum.

Siz elinizdeki SÖZLER’i birkaç defa okuyun. Akıl, kalp v.s. latifeleriniz hakaik-i imaniye ile dolarsa, Tabiat Risalesini daha iyi anlamanız mümkün olur.

Üstad Hazretleri bir talebesini bir dershaneye gönderdiğinde, okumak ve neşirden başka bir şey tavsiye etmemiştir.

Tartışmalı mes’elelerde, ona hitap etmiyormuşçasına söylemeli. Çünkü “kendi şahsi fikridir” denilerek itiraz edilebilir. Me’haz göstermeliyiz.

Ben anlatıyorum diye kabul etmemek, me’haza bakmak. Aynen veya meal olarak anlatıyorum. Bazı mes’eleler sorulduğunda, yerini biliyorsam söylerim veya not alıp ağabeylere sorarım.

Allah! Allah! neler, ne gaileler çıkıyor. Fakat çaresi Üstadımız gibi duymamazlıktan, bilmemezlikten gelmektir.

Tehevvürümden bahsediliyor, o da Üstadımı müdafaa mes’elesinde. Bayramda kardeşlerden -fakat hala ayılmayan- o mütecavizin yanında bulunan birisi gelmişti, elini uzattı. “Eğer o adamın eline dokunmuşsa tutmayacağım” dedim.

Onlar, şerait ağır düşüncesiyle şefkatkarane, muhafaza edici şekilde gidiyorlar. Ben ise; ÜSTADIMIN, RİSALE-İ NUR’UN, MESLEK ve MEŞREBİNİ MUHAFAZA ÜZERİNE HAREKET EDİYORUM...

Bizim hareketimiz kalp fethetmektir.

Başımıza gelen musibetleri düşünmemek. Dünya imtihan dünyası... (Kader-i İlahi deriz...)

İnsan herşeyi feda edebiliyor, fikrini feda edemiyor.

İlim öğrenmek için acz göstermeyin. (Hadis-i şerif)

Eğer benden; “Ben Üstadın vekiliyim, şuyum, buyum” diye işitirseniz hemen bir iğne vurun, hakkımı size helal ediyorum...

Üstad bana, “Sen camidsin, seni onun için yanıma alıyorum” dedi.

İhtiyat: Ağabeyin, yolculuk esnasında bir zaman gittikten sonra tanıştıkları ve nurcu olduğu anlaşılan o kimse; “Sen pısırıksın, Nurcular bu kadar beraber gidip bir şey söylemeden durmaz” diyor.

Yanımıza -vaki olduğu gibi- yolda, molda sivil görevli verilmiş veya gelmiş olabilir. Azamî dikkat göstermeliyiz.

(Irkçıların, çok halis, kabiliyetli fakat henüz yeni ve tam okuyamayan bir kardeşimizin fikrini iğfal etmeye çalışmalarına mukabil) “Olur böyle şeyler kardeşim müjdedir bu.. Niye

Sayfa 26   Okuyucuda devam et

Bir Dava Adamının Notları 2 uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir