Divan-ı Harb-i Örfî — Sayfa 6
Divan-ı Harb-i Örfi
Divan-ı Harb-i Örfî kitabının 6. sayfası — Divan-ı Harb-i Örfi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
(Eserin kırk beş sene evvelki
tabındaki ifade-i nâşir)
Ahmed Râmiz der:
Üçyüz yirmiüç senesi zarfında idi ki; Şark'ın yalçın, sarp, âhenîn mâverâ-i şevâhik-ı cibâlinde tulû etmiş Said Nursî isminde nevâdir-i hilkatten mâdud bir ateşpâre-i zekânın İstanbul âfâkında rü'yet edildiği haberi etrafa aksetmiş ve fıtraten mütecessis olan bazı kimseler o hârika-i fıtratı peyâpey gördükçe, mâder-i hilkatin hazâin-i lâ-tefnâsındaki sehaveti bir türlü hazmedemeyenler, Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, "mecnun" demişlerdi.
Said Nursî, filvâki ifrat-ı zekâ itibariyle hudud-u cünunda idi. Fakat öyle bir cünun ki; "Onun ulvî ruh ve kemal-i aklına işarettir." diye bir zât şu mısralarında tercüman-ı zîşanı olmuştur:
Cünun başımda yanar, ateş-i maâlîdir.
Cünun başımda benim bir zekâ-i âlîdir.
Benim cünunuma rehber ziyâ-yı ulviyet,
Benim cünunumu bekler azîm bir niyet...
Evet Said Nursî İstanbul'a, şûrezâr vilâyât-ı şarkıyenin maarifsizlikle öldürülmek istenilen Yıldız
Divan-ı Harb-i Örfî uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir