İkinci Mes'ele-İ Mühimme

Hakikat Nurları · Sayfa 98

KitapHakikat Nurları
Sayfa98–102
SeviyeAlt başlık

Hakikat Nurları kitabının "İkinci Mes'ele-İ Mühimme" bölümü 98. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hakikat Nurları.

dâir ahkâmlarına yetişmez. Demek bütün ahvâl ve keşfiyâtın ve ezvak ve müşâhedâtın mîzanı; Kitap ve Sünnet'tir. Ve mehenkleri, Kitap ve Sünnet'in desâtir-i kudsiyeleri ve asfiyâ-i muhakkikînin kavânin-i hadsiyeleridir.

İKİNCİ MES'ELE-İ MÜHİMME:

Sual:Vahdetü'l-vücûd mes'elesi, çoklar tarafından en yüksek makam telakki ediliyor. Halbuki velâyet-i kübrâda bulunan başta Hulefâ-yı Erbaa olmak üzere sahâbeler ve hem başta Hamse-i Âl-i Abâ olarak Eimme-i Ehl-i Beyt ve hem başta Eimme-i Erbaa olarak müçtehidîn ve tâbiînden bu çeşit vahdetü'lvücûd meşrebi sarîhan görülmemiş. Acaba onlardan sonra çıkanlar daha ileri mi gitmişler, daha mükemmel bir cadde-i kübrâ mı bulmuşlar?

Elcevap:Hâşâ! Şems-i Risâlet'in en yakın yıldızları ve en karîb vereseleri bulunan o asfiyâdan hiç kimsenin haddi değil, daha ileri gidebilsin. Belki cadde-i kübrâ onlarındır.

Vahdetü'l-vücûd ise, bir meşreb ve bir hâl ve bir nâkıs mertebedir. Fakat zevkli, neşeli olduğundan, seyr ü sülûkta o mertebeye girdikleri vakit çoğu çıkmak istemiyorlar, orada kalıyorlar; en müntehâ mertebe zannediyorlar.

Sayfa 99

İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesâitten tecerrüt etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârâne bir şuhûda mazhar ise; vahdetü'l-vücûddan değil, belki vahdetü'ş-şuhûddan neşet eden, ilmî değil, hâlî bir vahdet-i vücûd onun için bir kemâl, bir makam temin edebilir. Hatta, Allah hesabına kâinatı inkâr etmek derecesine gidebilir. Yoksa esbab içinde dalmış ise, maddiyata mütevağğil ise, vahdetü'l-vücûd demesi, kâinat hesabına Allah'ı inkâr etmeye kadar çıkar.

Evet cadde-i kübrâ, sahâbe ve tâbiîn ve asfiyânın caddesidir.

حَقَٓائِقُ اْلاَشْيَٓاءِ ثَابِتَةٌ

cümlesi, onların kaide-i külliyeleridir. Ve Cenab-ı Hakk'ın

لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌ

mazmunu üzere, hiçbir şey ile müşâbeheti yok. Tahayyüz ve tecezzîden münezzehtir. Mevcudatla alâkası, Hâlıkıyet'tir. Ehl-i vahdetü'l-vücûdun dedikleri gibi; mevcudat, evham ve hayâlât değil. Görünen eşya dahi, Cenâb-ı Hakk'ın âsârıdır. "Heme Ost" değil, "Heme Ezost"tur. Yani her şey O değil, belki herşey O'ndandır. Çünkü hâdisât, ayn-ı kadîm olamaz. Şu mes'eleyi iki temsil ile fehme takrib edeceğiz:

Sayfa 98   Okuyucuda devam et

Hakikat Nurları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir