Hakikat Nurları — Sayfa 118

Dokuzuncu Mes'ele

Hakikat Nurları kitabının 118. sayfası — Dokuzuncu Mes'ele bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

mâneviye çıktı. Hem duâmı geri veriyordu, hem beni menetti.

Sonra gördüm ki; o kısım ehl-i dalâlet, hilâf-ı hak icraâtında bir kuvve-i mâneviyenin teshilâtıyla, arkasına aldığı halkı sürükleyip gidiyor. Muvaffak oluyor. Yalnız cebr ile değil, belki velâyet kuvvetinden gelen bir arzu ile imtizac ettiği için, ehl-i îmânın bir kısmı o arzuya kapılıp hoş görüyorlar, çok fena telakki etmiyorlar.

İşte bu iki sırrı hissettiğim vakit dehşet aldım, Fesübhânallah dedim. "Tarîk-ı haktan başka velâyet bulunabilir mi? Hususan müthiş bir cereyan-ı dalâlete ehl-i hakikat taraftar çıkar mı?" dedim. Sonra bir mübarek arefe gününde müstahsen bir âdet-i İslâmiyeye binâen Sûre-i İhlas'ı yüzer defa tekrar ederek okuyup, onun bereketiyle, "Mühim Bir Suale Cevap" namında yazılan mes'ele ile beraber şöyle bir hakikat dahi rahmet-i İlâhiye ile kalb-i âcizaneme gelmiş. Hakikat şudur ki:

Sultan Mehmed Fatih'in zamanında hikâye edilen meşhur ve mânidar "Cibâli Baba kıssası" nev'inden olarak bir kısım ehl-i velâyet, zâhiren muhakemeli ve âkıl görünürken, meczubdurlar. Ve bir kısmı dahi; bazen sahvede ve daire-i akılda görünür, bazen aklın ve

Hakikat Nurları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir