24-Nur@سُورَةُ النُّورِ
Hizb-ül Kur'an(Mealli) · Sayfa 55
Hizb-ül Kur'an(Mealli) kitabının "24-Nur@سُورَةُ النُّورِ" bölümü 55. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hizb-ül Kur'an(Mealli).
اَفَحَسِبْتُمْ اَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَاَنَّكُمْ اِلَيْنَا لَاتُرْجَعُونَ﴿٥١١﴾
115. Sizi ancak boş yere yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi (huzurumuza geri getirilmiyeceğinizi) mi sandınız?
“Hatıra gelmesin ki: Bu küçük insanın ne ehemmiyeti var ki bu azîm dünya onun muhasebe-i a'mâli için kapansın, başka bir daire açılsın? Çünkü bu küçücük insan, camiiyet-i fıtrat itibarıyla şu mevcudat içinde bir ustabaşı ve bir dellâl-ı saltanat-ı İlâhiye ve bir ubudiyet-i külliyeye mazhar olduğundan,büyük ehemmiyeti var...” “Hem mümkün değil: Bu meşher ve meydan-ı imtihan ve tarla hükmünde olan dünyanın Hakîm ve Rahîm olan Fâtır’ı, onu yaratsın, onun bütün gayelerine mahzar olan Dâr-ı Ahireti halk etmesin?”(S., Onuncu Söz, Mukaddime, Üçüncü ve Dördüncü İşaretler, s.62, 63)
فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ ۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَر۪يمِ﴿٦١١﴾
116. Gerçek Padişah olan Allah çok, yücedir. O’ndan başka İlah yoktur. O, ihtişamlı Arş’in Rabbidir.
وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۙ لَابُرْهَانَ لَهُ بِه۪ۙ فَاِنَّمَا حِسَابُهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ اِنَّهُ لَايُفْلِحُ الْكَافِرُونَ﴿٧١١﴾
117. Her kim Allah’la beraber, kendisi için delil olmayan başka bir ilâha dua ederse (taparsa), onun hesabı ancak Rabbinin yanındadır. Şüphesiz kafirler, iflah olmazlar.
وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِم۪ينَ﴿٨١١﴾
118. (Resûl’üm!) De ki: “Rabbim, bağışla ve merhamet et. Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın.”
مِنْ سُورَةُ النُّورِ
24. NUR SÛRESİ’NDEN
وَلَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكُمْ اٰيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَمَثَلاً مِنَ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ۟﴿٤٣﴾
34. Andolsun, gerçekten biz size, apaçık âyetler ve sizden önce geçenlerden (onların hayat hikayelerinden) bir misal ve müttakiler için bir öğüt indirdik.
اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ ف۪ى زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪ٓىءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِى اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَل۪يمٌۙ﴿٥٣﴾
35. Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali, içinde kandil bulunan duvarda bir oyuk (çıralık) gibidir. O kandil de, cam (fanus) içindedir. Cam da, sanki inci gibi (parlayan) bir yıldızdır. (O kandil), ne doğulu ne de batılı olmayan, yağı, neredeyse ateş dokunmadan yanacak mübarek bir zeytin ağacın(ın yağından)dan yakılır. (Bu ışık) Nûr üstüne nûr! Allah dilediği kimseyi nuruna hidayet eder. Allah insanlara (böyle) misaller verir. Allah her şeyi çok iyi bilendir.
“Şu âyet-i Nuriyenin mânaca çok tabakatı ve vücûh-u kesiresi vardır. Ve o tabakalardan ve vecihlerden işârî ve remzî bir veçhi, mânâca ve cifirce nurlu bir tefsiri olan Risâle-in-Nur ve Risalet-ün-Nur'a dört-beş cümlesiyle on cihetten bakıyor. Ve o tabakalardan ve o vecihlerden bir tabaka ve bir perde dahi, mucizâne elektrikten haber veriyor...” “Meselâ زَيْتُونَةٍ لَاشَرْقِيَّةٍ وَلَاغَرْبِيَّةٍ cümlesi der: ‘Nasılki elektriğin kıymettar metaı, ne şarktan, ne de garptan celb edilmiş bir mal değildir. Belki yukarıda, cevv-i havada rahmet hazinesinden, semavat tarafından iniyor. Her yerin malıdır. Başka yerden aramaya lüzum yoktur.’ der. Öyle de, mânevî bir elektrik olan Resâil-in-Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki, semâvî olan Kur'ân'ın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.” (Ş., Birinci Şua, Birinci Ayet, s.687, 690. Ayrıca bk. S., Yirminci Söz, s.253; M., Yirmi Dokuzuncu Mektub, Beşinci Risale s.411; Ş., On Beşinci Şua, İkinci Makam, s.635; BL., s.276; KL., Binbaşı Muhyiddin’in Mektubu, s.125, 231)
ف۪ى بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ ف۪يهَا بِالْغُدُوِّ وَاْلاٰصَالِۙ﴿٦٣﴾
36. (O kandil) öyle evlerde yakılır ki, Allah, onların ( o evlerin) yüceltilmesine ve orada isminin anılmasına izin vermiştir. O’nu orada sabah akşam tesbih eder.
رِجَالٌۙ لَاتُلْه۪يهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَا۪يتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ ف۪يهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ﴿٧٣﴾
37. Birtakım insanlar ki (O’nu tesbih eder), onları ne ticaret, ne de alışveriş Allah’ın zikrinden, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymaz. (Onlar) öyle bir günden korkarlar ki, onda gözler ve kalpler döner.
لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ﴿٨٣﴾
38. (Bu da) Allah’ın onları, yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırması ve onlara lütfundan fazla vermesi içindir. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِق۪يعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْاٰنُ مَٓاءًۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْئًا وَوَجَدَ اللّٰهَ عِنْدَهُ فَوَفّٰيهُ حِسَابَهُۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِۙ﴿٩٣﴾
39. Kâfirlerin amelleri, düz bir yerdeki serap gibidir. Susuz (kimse) onu su zanneder; nihayet ona geldiği zaman, onun bir şey olmadığını görür; ve Allah’ı onun (amelinin) yanında bulur. O da hesabını tastamam verir. Allah hesabı çabuk görendir.
اَوْ كَظُلُمَاتٍ ف۪ى بَحْرٍ لُجِّىٍّ يَغْشٰيهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ سَحَابٌۜ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍۜ اِذَٓا اَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرٰيهَاۜ وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللّٰهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ۟﴿٠٤﴾
40. Yahut (onların amelleri), derin bir denizde karanlıklar gibidir ki, onu bir dalga kaplar, üstünden bir dalga, üstünden de bir bulut kaplar. Birbiri üstünde karanlıklar. Elini çıkardığı zaman, onu neredeyse göremez. Allah kime nur vermezse, onun nuru (ışık ve aydınlıktan nasibi) yoktur.
“... ve on sekiz bin âlemin herbirinin ışığı birer ism-i İlâhî olduğunu bana kanaat verecek bir vakıa-i kalbiye-i hayaliyeyi gördüm. Şöyle ki: Birbirine sarılı çok yapraklı bir gül goncası gibi, şu âlem binler perde perde içinde sarılı, birbiri altında saklı âlemleri bu âlem içinde gördüm. Herbir perde açıldıkça diğer bir âlemi görüyordum. O âlem ise, âyet-i Nur'un arkasındaki, اَوْكَظُلُماتٍ فِى بَحْرٍلُجِّىٍ يَغْشَيهُ’مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهِ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه سَحابٌ ظُلُماتٌ بَعْضُها الخ... âyeti tasvir ettiği gibi, bir zulümat, bir vahşet, bir dehşet karanlığı içinde bana görünüyordu. Birden, bir ism-i İlâhînin cilvesi, bir nur-u azîm gibi görünüp ışıklandırıyordu. Hangi perde akla karşı açılmışsa, hayale karşı başka bir âlem (fakat gafletle, karanlıklı bir âlem) görünüyorken, güneş gibi bir ism-i İlâhî tecellî eder, baştan başa o âlemi tenvir eder, ve hâkezâ...” (M., Yirmi Dokuzuncu Mektub, Beşinci Risale, s.409)
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّيْرُ صَٓافَّاتٍۜ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْب۪يحَهُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ﴿١٤﴾
41. Görmedin mi; Allah’ı, göklerde ve yerde olan kimseler ve kanat açan kuşlar tesbih eder. Her biri, gerçekten duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yaptıklarını pekiyi bilendir.
“Elhasıl: Kâinat sarayında hizmet eden hayvânat, kemâl-i itaatle evâmir-i tekviniyeye imtisal edip, fıtratlarındaki gayeleri güzel bir vecihle ve Cenâb-ı Hakkın namıyla izhar ederek, hayatlarının vazifelerini bedî bir tarzla, Cenâb-ı Hakkın kuvvetiyle işlemekle elde ettikleri tesbihat ve ibadat, onların hedâyâ ve tahiyyatlarıdır ki, Fâtır-ı Zülcelâl ve Vâhib-i Hayat dergâhına takdim ediyorlar.” (S., Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal, İkinci Kısım Ameleler, s.356) “İ’lem Eyyühel-Aziz! Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla herşeyde vardır. Fakat, herşeyin kendi tesbihat ve ibadetini bütün vecihlerini daima bilip şuur edinmesi lâzım değildir. Çünkü, husul huzuru istilzam etmez. Tesbih ve ibadet edenler, yalnız yaptıkları amelin mahsus bir tesbih veya sıfatı malûm bir ibadet olduğunu bilirlerse kâfidir. Zaten Mâbud-u Mutlakın ilmi kâfidir. İnsandan maadâ mahlûkatta teklif olmadığından, onlara niyet lâzım değildir. Ve keza, amellerinin sıfâtını bilmek de lâzım değildir.” (MN., Onuncu Risale, s.228. Ayrıca bk. S., Yirminci Söz, İkinci Makam, s.259)
وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ﴿٢٤﴾
42. Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dönüş yalnız Allah’adır.
لَهُ المُلْكُ Yani: Ferş’ten Arş’a, Seradan Süreyya’ya, zerrattan seyyârâta, ezelden ebede kadar herbir mevcut, semâvat ve arz, dünya ve âhiret, herşey O’nun mülküdür. Mâlikiyet mertebe-i uzmâsı, tevhid-i âzam suretinde O’nundur...” “İşte hiç mümkün müdür ki: Pek büyük olan âlem-i zerrattan, tâ bir sineğe kadar bütününü mülk ve tarla yapan ve küçük insanı o büyük mülke nâzır ve müfettiş ve çiftçi ve tüccar ve dellâl ve âbid ve memlûk yaptıran ve kendine muhterem bir misafir ve sevgili bir muhatap ittihaz eden o Mâlikü'l-Mülk-i Zülcelâlden başka, o mülke tasarruf edip o memlûke seyyid olabilsin.” (M., Yirminci Mektub, İkinci Makam, Dördüncü Kelime, s.231, 233)
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُزْج۪ى سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ ف۪يهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَٓاءُۜ يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِۜ﴿٣٤﴾
43. Görmedin mi, Allah bulutu sürüyor, sonra arasını birleştiriyor, sonra da onu bir yığın kılıyor. Arasından yağmurun çıktığını görürsün. (Allah) gökten dağlar (gibi bulutlar)dan dolu indiriyor da, onunla dilediği kimseyi vuruyor ve onu dilediği kimseden de çeviriyor. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri giderecek / alacak!
“İşte şu âyet, mu’cizat-ı rububiyetin en mühimlerinden ve hazine-i rahmetin en acib perdesi olan bulutların teşkilâtında yağmur yağdırmaktaki tasarrufat-ı acibeyi beyan ederken güya bulutun eczaları cevv-i havada dağılıp saklandığı vakit, istirahata giden neferat misillü bir boru sesiyle toplandığı gibi emr-i İlahî ile toplanır, bulut teşkil eder. Sonra küçük küçük taifeler bir ordu teşkil eder gibi, o parça parça bulutları te’lif edip, -kıyamette seyyar dağlar cesamet ve şeklinde ve rutubet ve beyazlık cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan- o sehab parçalarından âb-ı hayatı bütün zîhayata gönderiyor. Fakat o göndermekte bir irade, bir kasd görünüyor. Hacâta göre geliyor; demek gönderiliyor. Cevv berrak, safi, hiçbir şey yokken, bir mahşer-i acaib gibi dağvari parçalar kendi kendine toplanmıyor; belki zîhayatı tanıyan birisidir ki, gönderiyor. İşte şu mesafe-i maneviyede Kadîr, Alîm, Mutasarrıf, Müdebbir, Mürebbi, Mugis, Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.” (S., Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule, Yedinci Sırr-ı Belâgat, s.424. Ayrıca bk. Ş., Yedinci Şua, s.109; Mh., Birinci Makale, s.56 ve 78)
يُقَلِّبُ اللّٰهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ اِنَّ ف۪ى ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِى الْاَبْصَارِ﴿٤٤﴾
44. Allah, geceyi ve gündüzü evirip çeviriyor. Şüphesiz bunda,göz sahipleri için gerçekten ibret vardır.
“İşte şu kainattaki raks ve deveran, seyir ve cevelân ve temâşâ-i tesbihfeşan ve fusul-ü erbaa ve gece-gündüzdeki seyeran gibi ef'al, eğer vahdete verilse, birtek Zat, birtek emirle, birtek küreyi tahrik ile, mevsimlerin değişmesindeki acaib-i san'atı ve gece-gündüzün deveranındaki garaib-i hikmeti ve yıldızların ve şems ve kamerin sûrî hareketlerinde şirin temâşâ levhalarını göstermek gibi, o âli vaziyetleri ve gali neticeleri istihsal eder. Çünkü umum mevcudat ordusu O’nundur. İstese, arz gibi bir neferi, umum yıldızlara kumandan tayin eder. Koca güneşi, ahalisine ısıtıcı ve ışık verici bir lâmba; ve elvâh-ı nukuş-u kudret olan fusul-ü erbaayı da bir mekik; ve sahaif-i kitabet-i hikmet olan gece gündüzü de, bir yay yapar. Herbir gününe, ayrı bir şekilde bir kameri göstererek, evkatın hesabı için takvimcilik yaptırır...” (M., Üçüncü Mektub, s.18)
Hizb-ül Kur'an(Mealli) uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir