Şahs-I Mâneviyi Esas Almak

Hizmet Düsturları · Sayfa 178

KitapHizmet Düsturları
Sayfa178–185
SeviyeAlt başlık

Hizmet Düsturları kitabının "Şahs-I Mâneviyi Esas Almak" bölümü 178. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hizmet Düsturları.

43. Düstur

Şahs-ı Mâneviyi Esas Almak

Şahs-ı Manevî Nedir. Tanımı Ve Tarifi

- Şahs-ı manevî;

çok ruhların imtizacından ve tesanüdünden

ve efkârın telahukundan ve birbirine yardımından

ve kalblerin birbirine in'ikasından ve ihlas ve samimiyetlerinden,

mezkûr bir heyetten çıkabilir. O heyetin bir ruh-u manevîsi hükmüne geçer.

Evet "mecmuunda bir hassa bulunur ki, ondaki her ferdde bulunmaz" düsturuyla çok defa içtihadın âsârı ve nur-u velayetin hassaları ve ziyası bir cemaatte görünüyor. Halbuki o cemaatin hangisine bakılsa, o hassa görünmüyor. Demek âmî adamların ihlasla tesanüdleri, bir velayet hassasını veriyor. Em. 89

ŞAHS-I MANEVİNİN AZALARI BİRBİRİNİ KISKANMAMASI, HASED E TMEMESİ VE REKABET ETMEMESİ GEREKİYOR. BİLAKİS BİRBİRİNİZİN MEZİYETİYLE İFTİHAR ETMESİ GEREKİYOR.

- Nasılki bir insanın bir eli, bir elini kıskanmaz ve gözü, kulağına hased etmez ve kalbi aklına rekabet etmez. Öyle de:Bu heyetimizin şahs-ı manevîsinde herbiriniz bir duygu, bir âza hükmündesiniz.Birbirinize karşı rekabet değil, bilakis birbirinizin meziyetiyle iftihar etmek, mütelezziz olmak bir vazife-i vicdaniyenizdir. M. 426

FERDİ ÇALIŞMANIN NETİCESİYLE, TEŞRİK-İ MESAÎ DÜSTURUYLA ŞAHS-I MANEVİ OLARAK ÇALIŞMANIN NETİCELERİNİ KIYASLADIĞIMIZ VAKİT ŞAHS-I MANEVİNİN EHEMMİYETİNİ VE TANIMINI DAHA İYİ ANLIYORUZ.

-Ehl-i san'at,netice-i san'atı ziyade kazanmak için, iştirak-i san'at cihetinde mühim bir servet elde ediyorlar. Hattâ dikiş iğneleri yapan on adam, ayrı ayrı yapmağa çalışmışlar.O ferdî çalışmanın her günde yalnız üç iğne,o ferdî san'atın meyvesi olmuş.

Sonra teşrik-ül mesaî düsturuyla on adam birleşmişler.Biri demir getirip, biri ocak yandırıp, biri delik açar, biri ocağa sokar, biri ucunu sivriltir ve hâkeza herbirisi iğne yapmak san'atında yalnız cüz'î bir işle meşgul olup, iştigal ettiği hizmet basit olduğundan vakit zayi' olmayıp, o hizmette meleke kazanarak, gayet sür'atle işini görmüş.

Sonra,o teşrik-i mesaî ve taksim-i a'mal düsturuyla olan san'atın semeresini taksim etmişler. Herbirisine bir günde üç iğneye bedel üçyüz iğne düştüğünü görmüşler. Bu hâdise ehl-i dünyanın san'atkârları arasında, onları teşrik-i mesaîye sevketmek için dillerinde destan olmuştur.

İşte ey kardeşlerim!

Madem umûr-u dünyeviyede, kesif maddelerde böyle ittihad, ittifak ile neticeler, böyle azîm yekûn faideler verir;acaba, uhrevî ve nuranî ve tecezzi ve inkısama muhtaç olmayarak ve fazl-ı İlahî ile herbirisinin âyinesine umum nur in'ikas etmek ve herbiri umumun kazandığı misil sevaba mâlik olmak, ne kadar büyük bir kâr olduğunu kıyas edebilirsiniz!Bu azîm kâr, rekabetle ve ihlassızlık ile kaçırılmaz. L. 165

BÖYLE BİR ŞAHS-I MANEVİNİN KUVVETİ VE KIYMETİ

Sayfa 179

- İşte ey Risale-i Nur şakirdleri ve Kur'anın hizmetkârları!Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı manevînin âzalarıyız..ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz.. ve sahil-i selâmet olan Dâr-üs Selâm'a ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) çıkaran bir sefine-i Rabbaniyede çalışan hademeleriz.

Elbette dört ferdden bin yüz onbir kuvvet-i maneviyeyi temin eden sırr-ı ihlası kazanmak ile, tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz.

Evet üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz onbir kıymet alır.

Dört kerre dört ayrı ayrı olsa, onaltı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksad ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dörtbin dörtyüz kırkdört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi..

hakikî sırr-ı ihlas ile, onaltı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i maneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-ı tarihiye şehadet ediyor. L. 161

- Bilirsiniz ki; üç elif ayrı ayrı yazılsa kıymeti üçtür. Tesanüd-ü adedî ile içtima etse, yüzonbir kıymetinde olduğu gibi.. sizin gibi üç-dört hâdim-i hak, ayrı ayrı ve taksim-ül a'mal olmamak cihetiyle hareket etse, kuvvetleri üç-dört adam kadardır.

Eğer hakikî bir uhuvvetle,

birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesanüdle,

birbirinin aynı olmak derecede bir tefani sırrıyla hareket etseler; o dört adam,dörtyüz adam kuvvetinin kıymetindedirler.B. 124

DÂR-ÜL HİKMET-İL İSLÂMİYENİN HİZMET EDEMEYİŞİNİN SEBEBİ VE EHL-İ HAKKIN MAĞLUBİYETİNİN SEBEBİ MEZKUR ŞAHS-I MANEVİNİN ŞARTLARINA RİAYET EDİLMEYİŞİDİR.

- S- Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye neden hizmet edemedi?

Dâr-ül Hikmet eczaları kabil-i imtizac, belki de ihtilat değil.Şahsî meziyetleri vardır. Cemaat ruhu tevellüd etmedi. "Ene"ler kavîdir, delinmedi ki bir "nahnü" olsun. "Ben", "biz" olmadı. Mesaîlerinde teşarük düsturuyla işe girişildi,teavün düsturu ihmal edildi.

Teşarük, maddiyatta eseri azîmleştirir, fevkalâde yapar. Maneviyat ve efkârda âdileştirir, belki çirkinleştirir.

Teavün düsturu bunun tamamen aksidir; maddiyatta cemaate nisbeten pek küçük, fakat yalnız bir şahsa nisbeten büyük eserlere vasıta olur. Maneviyatta ise, eseri hârikulâde derecesine is'ad eder.

Hem de tenkidleri çok keskinleşmiştir, karşısına çıkan fikir parçalanır, söner.

Ehakkı aramakla bazan hakkı da kaybeder. Hakta ittifak, ehakta ihtilaf olduğundan; bence çok defa hak, ehaktan ehaktır. Ehakkın müddet-i taharrisi zamanında, bâtılın vücuduna bir nevi müsamaha var. Yani bazan hasen, ahsenden ahsendir. Sti. 97

- Zaîfler ittifaka muhtaç oldukları için, kuvvetli ittifak ederler.

Kavîler ihtiyacı tam hissetmediklerinden, ittifakları zaîftir.

Arslanlar, tilkiler gibi ittifaka muhtaç olmadıkları için ferdî yaşıyorlar.

Yabanî keçiler, kurdlardan muhafaza için, bir sürü teşkil ederler.

Demek zaîflerin cem'iyeti ve şahs-ı manevîsi kavî olduğu gibi,(Haşiye)kavîlerin cem'iyeti ve şahs-ı manevîsi ise zaîftir.

- Evet ehl-i hak gayet kuvvetli bir nokta-i istinad olan iman-ı billahtan gelen tevekkül ve teslim ile, başkalara arz-ı ihtiyaç edip, muavenet ve yardımlarını istemez. İstese de gayet fedakârane yapışmaz.

Ehl-i dünya,dünya işlerinde hakikî nokta-i istinadlarından gaflet ettiklerinden, za'f ve acze düşüp, şiddetli bir surette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samimane, belki fedakârane ittifak ederler. L. 154

Sayfa 178   Okuyucuda devam et

Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir