Hizmet Düsturları — Sayfa 54

Hüsn-Ü Zan Etmek, Su-İ Zan Etmemek

Hizmet Düsturları kitabının 54. sayfası — Hüsn-Ü Zan Etmek, Su-İ Zan Etmemek bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

RİSALE-İ NURDA HUSUSAN SEKİZİNCİ SÖZDE İNSANIN HÜSN-Ü NİYETİ VE HÜSN-Ü ZANNI VE HÜSN-Ü HASLETİ VE HÜSN-Ü FİKRİ, İNSANA NASIL SAADET GETİRDİĞİNİ VE SÛ'-İ ZANNIN VE BEDBİNLİĞİN NASIL FELAKETLERE SEBEB OLDUĞU TEMSİLLERLE İZAH EDİLİYOR.

-Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.M. 473

- Eski zamanda iki kardeş,uzun bir seyahate beraber gidiyorlar.

Gitgide tâ yol ikileşti. O iki yol başında ciddî bir adamı gördüler.

Ondan sordular: "Hangi yol iyidir?" O dahi onlara dedi ki:

Sağ yolda kanun ve nizama tebaiyet mecburiyeti vardır.

Fakat o külfet içinde bir emniyet ve saadet vardır.

Sol yolda ise,serbestiyet ve hürriyet vardır.

Fakat o serbestiyet içinde bir tehlike ve şekavet vardır.

Şimdi intihabdaki ihtiyar sizdedir.

*********

Bunu dinledikten sonra güzel huylu kardeş sağ yola * تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّهِ * deyip gitti ve nizam ve intizama tebaiyeti kabul etti.

Ahlâksız ve serseri olan diğer kardeş,sırf serbestlik için sol yolu tercih etti. Zahiren hafif, manen ağır vaziyette giden bu adamı hayalen takib ediyoruz:

İşte bu adam,dereden tepeden aşıp, git gide tâ hâlî bir sahraya girdi. Birden müdhiş bir sadâ işitti. Baktı ki: Dehşetli bir arslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor. O da kaçtı. Tâ altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi. Korkusundan kendini içine attı. Yarısına kadar düşüp, elleri bir ağaca rastgeldi, yapıştı. Kuyunun duvarında göğermiş olan o ağacın iki kökü var. İki fare,biri beyaz biri siyah, o iki köke musallat olup kesiyorlar.

Yukarıya baktı gördü ki:Arslan, nöbetçi gibi kuyunun başında bekliyor.

Aşağıya baktı gördü ki: Dehşetli bir ejderha, içindedir. Başını kaldırmış, otuz arşın yukarıdaki ayağına takarrüb etmiş. Ağzı kuyu ağzı gibi geniştir.

Kuyunun duvarına baktı gördü ki:Isırıcı muzır haşerat, etrafını sarmışlar.

Ağacın başına baktı gördü ki: Bir incir ağacıdır. Fakat hârika olarak muhtelif çok ağaçların meyveleri, cevizden nara kadar başında yemişleri var.

İşte şu adam,sû'-i fehminden, akılsızlığından anlamıyor ki, bu âdi bir iş değildir. Bu işler tesadüfî olamaz. Bu acib işler içinde garib esrar var. Ve pek büyük bir işleyici var olduğunu intikal etmedi.

Şimdi bunun kalbi ve ruh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryad u figan ettikleri halde; nefs-i emmaresi, güya bir şey yokmuş gibi tecahül edip, ruh ve kalbin ağlamasından kulağını kapayıp, kendi kendini aldatarak, bir bahçede bulunuyor gibi o ağacın meyvelerini yemeğe başladı. Halbuki o meyvelerin bir kısmı zehirli ve muzır idi.

Bir hadîs-i kudsîde Cenab-ı Hak buyurmuş: * اَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى * Yani"Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim."

İşte bu bedbaht adam, sû'-i zan ile ve akılsızlığı ile,gördüğünü âdi ve ayn-ı hakikat telakki etti ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek! Ne ölüyor ki kurtulsun, ne de yaşıyor, böylece azab çekiyor. Biz de şu meş'umu, bu azabda bırakıp döneceğiz. Tâ, öteki kardeşin halini anlayacağız.

*********

İşte şu mübarek akıllı zât gidiyor. Fakat biraderi gibi sıkıntı çekmiyor. Çünki güzel ahlâklı olduğundan güzel şeyleri düşünür, güzel hülyalar eder.Kendi kendine ünsiyet eder.

Hem biraderi gibi zahmet ve meşakkat çekmiyor. Çünki nizamı bilir, tebaiyet eder, teshilat görür. Asayiş ve emniyet içinde serbest gidiyor.

İşte bir bahçeye rastgeldi. İçinde hem güzel çiçek ve meyveler var. Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulu

Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir