Onikinci İşaret

İman Hakikatleri · Sayfa 68

Kitapİman Hakikatleri
Sayfa68–73
SeviyeAlt başlık

İman Hakikatleri kitabının "Onikinci İşaret" bölümü 68. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: İman Hakikatleri.

işte kurtulmanın çaresi, Kur'ân-ı Hakîm'in dâire-i kudsiyesine girmektir ve Kur'ân'ın mübelliği olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyye'sine ittibâdır. Gir ve tâbi ol!

ONİKİNCİ İŞARET:Dört sual ve cevaptır.

Birinci Sual:Mahdut bir hayatta, mahdut günahlara mukâbil, hadsiz bir azap ve nihâyetsiz bir Cehennem nasıl adâlet olur?

Elcevap: Sâbık işaretlerde, hususan bundan evvelki Onbirinci İşaret'te kat'iyyen anlaşıldı ki, küfür ve dalâlet cinayeti, nihâyetsiz bir cinayettir ve hadsiz bir hukuka tecâvüzdür.

İkinci Sual:Şeriatta denilmiştir ki, "Cehennem ceza-yı ameldir, fakat Cennet fazl-ı İlâhî iledir." Bunun sırr-ı hikmeti nedir?

Elcevap: Sâbık işaretlerde tebeyyün etti ki: İnsan, îcadsız bir cüz'-i ihtiyarî ile ve cüz'î bir kesb ile, bir emr-i ademî veya bir emr-i itibarî teşkil ile ve sübût vermekle müthiş tahribata ve şerlere sebebiyet verdiği gibi, nefsi ve hevası dâima şerlere ve zararlara meyyal olduğu için, o küçük kesbin neticesinden hasıl olan seyyiatın mes'uliyetini, o çeker. Çünkü onun nefsi istedi ve kendi kesbiyle sebebiyet verdi.

Sayfa 69

Ve şer ademî olduğu için, abd ona fâil oldu. Cenâb-ı Hak da halketti. Elbette o hadsiz cinayetin mes'uliyetini, nihâyetsiz bir azap ile çekmeye müstehak olur.

Amma hasenât ve hayrât ise, mâdem ki vücudîdirler, kesb-i insanî ve cüz'-i ihtiyarî onlara illet-i mûcide olamaz. İnsan, onda hakikî fâil olamaz. Ve nefs-i emmâresi de hasenata taraftar değildir, belki rahmet-i İlâhiye onları ister ve kudret-i Rabbâniye icad eder. Yalnız insan, îmân ile, arzu ile, niyet ile sahip olabilir. Ve sahip olduktan sonra, o hasenât ise, ona evvelce verilmiş olan vücud ve îmân nîmetleri gibi sâbık hadsiz niam-ı İlâhiye'ye bir şükürdür, geçmiş nîmetlere bakar. Va'd-i İlahî ile verilecek Cennet ise, fazl-ı Rahmânî ile verilir. Zâhirde bir mükâfattır, hakîkatta fazıldır.

Demek seyyiâtta sebep, nefistir; mücâzata bizzât müstehaktır. Hasenatta ise sebep Haktandır, illet de Haktandır. Yalnız, insan îmân ile tesâhub eder. "Mükâfatını isterim." diyemez, "Fazlını beklerim." diyebilir.

Üçüncü Sual:Beyanât-ı sâbıkadan da anlaşılıyor ki; seyyiât, intişar ve tecâvüz ile taaddüd ettiğinden, bir seyyie bin yazılmalı, hasene ise vücudî olduğu için maddeten taaddüt

Sayfa 68   Okuyucuda devam et

İman Hakikatleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir