İman Hakikatleri — Sayfa 69

Onikinci İşaret

İman Hakikatleri kitabının 69. sayfası — Onikinci İşaret bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Ve şer ademî olduğu için, abd ona fâil oldu. Cenâb-ı Hak da halketti. Elbette o hadsiz cinayetin mes'uliyetini, nihâyetsiz bir azap ile çekmeye müstehak olur.

Amma hasenât ve hayrât ise, mâdem ki vücudîdirler, kesb-i insanî ve cüz'-i ihtiyarî onlara illet-i mûcide olamaz. İnsan, onda hakikî fâil olamaz. Ve nefs-i emmâresi de hasenata taraftar değildir, belki rahmet-i İlâhiye onları ister ve kudret-i Rabbâniye icad eder. Yalnız insan, îmân ile, arzu ile, niyet ile sahip olabilir. Ve sahip olduktan sonra, o hasenât ise, ona evvelce verilmiş olan vücud ve îmân nîmetleri gibi sâbık hadsiz niam-ı İlâhiye'ye bir şükürdür, geçmiş nîmetlere bakar. Va'd-i İlahî ile verilecek Cennet ise, fazl-ı Rahmânî ile verilir. Zâhirde bir mükâfattır, hakîkatta fazıldır.

Demek seyyiâtta sebep, nefistir; mücâzata bizzât müstehaktır. Hasenatta ise sebep Haktandır, illet de Haktandır. Yalnız, insan îmân ile tesâhub eder. "Mükâfatını isterim." diyemez, "Fazlını beklerim." diyebilir.

Üçüncü Sual:Beyanât-ı sâbıkadan da anlaşılıyor ki; seyyiât, intişar ve tecâvüz ile taaddüd ettiğinden, bir seyyie bin yazılmalı, hasene ise vücudî olduğu için maddeten taaddüt

İman Hakikatleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir