Hz. Peygamber Devrinde Küttab Var Mı?
Kütübü Sitte - 1.Cilt · Sayfa 281
Kütübü Sitte - 1.Cilt kitabının "Hz. Peygamber Devrinde Küttab Var Mı?" bölümü 281. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 1.Cilt.
belirtilmez. Bunlardan da en az bir kısmının daha Remle bintu Hâris (radıyallahu anh)'in evinde ağırlanma ihtimalleri mevcuttur. Hattâ Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Selâmân hey'eti vesîlesiyle, hizmetçisi Sevbân'a sarfettiği, "Bu hey'eti, misafir ağırlanan yere götür" sözünde kasdettiği "misâfir ağırlama yeri"nin dahi, bu ev olma ihtimali mevcuttur.
Keza Kureyzâ hakkında Sa'd İbnu Muâz'ın hükmü kesinleşince, onlar da bu eve hapsedilirler. Altıyüzle dokuzyüz arasında oldukları tahmîn edilen Kureyzâ yahudilerinin de buraya hapsedilmesi göz önüne alınırsa, bu evin oldukça geniş ve umuma açık faaliyetlere müsait olduğu anlaşılır. Nitekim, yahudi şâir Ka'b İbnu'l-Eşref'in katlinden sonra müslümanlarla yahudîler arasında muâhede akdetmek üzere hey'etler bu evde toplanmışlardır.
Yukarıda işâret edilen rivâyetlerin bir kısmında, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in muayyen zamanlarda hey'etleri, kaldıkları yerde ziyâret ederek, onlara, İslâm hakkında tanıtıcı bilgi verdiği tasrîh edilir.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde İslâm'ın neşri için durumu müsaid olan diğer evlerden de istifade edilmiş olduğunu gösteren bir rivâyet, Fâtıma bintu Kays'dan gelmektedir. Kocası tarafından boşanmış olan Fâtıma, durumunu Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e anlatınca Resûlullah, iddetini Ümmü Şerîk'in yanında geçirmesini, önce emreder, sonra bu emri geri alarak, âmâ olan Abdullah İbnu Ümmi Mektûm'un yanında kalmasını söyler.
Mevzûmuzla ilgili tasrihât, Hz. Peygamber'in ilk emrinden, yâni Ümmü Şerîk'in yanında kalması için verdiği emirden vazgeçiş sebebini açıklarken kaydedilmiş olmaktadır: "O çok misâfir ağırlar..., ona Ashâbımdan ilk muhâcirler uğrarlar... İbnu Ümmi Mektûm'un evinde iddetini geçir..."
İbnu Hacer Ümmi Şerîk hakkında açıklayıcı şu bilgiyi kaydeder: "O, Ensârdan zengin bir kadındı. Allah yolunda büyük harcamalar yapardı, evine misâfirler inerdi".
Kaynaklarımız Ümmü Şerîk'in ismi ve hattâ Mekkeli mi, Medîneli mi olduğu husûsunda bâzı ihtilâflar kaydederlerse de bizim için ehemmiyetli değildir. Ümmü Şerîk diye tesmiye edilen birçok sahâbi hanım mevcuttur, iltibas buradan gelebilir. Hz. Ömer (radıyallahu anh) öldürüldüğü zaman, ashab-ı şûrâ'nın yukarda ismi geçen Fâtıma bintu Kays'ın evinde toplandığına dair gelen rivâyet de husûsî evlerin amme işlerinde kullanılmasına bir başka örnek olarak zikredilebilir.
Hz. PEYGAMBER DEVRİNDE KÜTTAB VAR MI?
Okuma-yazma öğretilen mahal ve müesseselerden söz ederken Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde çocukların öğretimine mahsus müstakil müessese açılmış mıdır, diye bir soru hatıra gelebilir.
Günümüzde okul, mekteb dediğimiz, daha önceki zamanlarda "sıbyan mektebi", "mahalle mektebi" denen bu çeşit müesseselere, Arablar, Sahâbe devrinden beri küttâb demiştir. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde küttâb'ın mevcûdiyetini te'yîd eden herhangi sarîh bir rivâyete, bütün gayret ve dikkatimize rağmen rastlayamadık. Bâzı müellifler, bu müesseselerin Ashâb devrinde mevcûdiyetini ifâde eden ve bir kısmı bizzat Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerinden yapılan rivâyetlere dayanarak Hz. Peygamber'in sağlığında "küttâb"ların açılmış olduğu hükmüne varırlar. Rivâyetler gerçekten, çok kesin bir şekilde Hz. Ebû Bekir devri dâhil, Ashâb'ın sağlığında küttâbların açılmış olduğunu sarâhaten göstermekte ise de, Resûlullah devrinde mevcûdiyetine kesinlikle hükmetmemiz için yeterli sarâhatten uzaktır. Her hâl ü kârda kat'î bir dille "yok" da denemez. Zira Ashâb devrindeki küttâbların Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) devrinden intikali de pek alâ mümkündür.
Söz konusu rivâyetlerden biri Anbese İbnu Enbâr'dan geliyor. Şöyle der:
"Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anh) biz küttâb'ta talebe iken bize uğrar ve selâm verirdi".
Hz. Âişe (radıyallahu anhümâ)'den gelen rivâyet:
"Biz, ramazan ayını bize ihyâ etmeleri için küttâbdan çocuklar alırdık...". Diğer bir rivâyette, yine Ümmühâtü'l-Mü'minîn'den olan Ümmü Seleme (radıyallahu anh)'nin küttâbın muallimine birisini göndererek: "Bize yün didiverecek köle çocuklardan gönder, hür olanlardan gönderme" diye haber saldığını görmekteyiz. Bu rivâyet köle çocukların da ta'lîme iştirâk ettirildiklerinin güzel bir delili olmaktadır.
Şu rivâyet, Hz. Ebû Bekir devrinde küttâbların mevcûdiyetini gösterdiği gibi, bu müesseselerin, öğretimde zarurî olan kara tahta, tebeşir ve silgiye tekabül eden yardımcı malzemelerle bidâyetten itibâren teçhiz edildiğini te'yîd eder: "Enes (radıyallahu anh)'e soruldu: "Râşid halifeler Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (radıyallahü anhüm ecmâin) devrinde terbiyeciler (yazı levhalarını silme husûsunda) nasıl yaparlardı?" Enes cevap verdi: "Her terbiyecinin bir incânesi (içinde bez ve kaftan yıkanan kap) vardı. Her çocuk sıra ile bir gün temiz su getirir, incâneye dökerdi, tahtalarını onunla silerlerdi". Enes diyor ki: "Sonra yere bir çukur açarlar, o suyu oraya dökerler, çukur suyu emerdi".
Bâzı rivâyetler, bir kısım muhaddislerin, sebbûrece denen ve işi bitince atılabilecek hûsûsi yazı levhaları taşıdığını göstermektedir:
Eslemu'l-Alevî anlatıyor: "Ebân İbnu Ebî Ayyâş'ı, Enes'ten dinlediği hadîsleri sebbûrece'ye yâni levhalara yazarken gördüm".
Sahâbe devrinde artık, çocukların okullaştırılması işi öyle yaygınlaşmış, muallimlik öylesine "meslekîleşmiş" ve "müesseseleşmiş"dir ki, sahâbeden
Kütübü Sitte - 1.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir