Kütübü Sitte - 1.Cilt — Sayfa 247

Hz. Peygamberin İlmi Yayma Tedbîrleri

Kütübü Sitte - 1.Cilt kitabının 247. sayfası — Hz. Peygamberin İlmi Yayma Tedbîrleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Verebilecekleri tek cevap şudur:

- O rivâyetler bence sahih değil?

Tekrar sorun:

- Aynı mevzuda kitaplarda gelen farklı rivâyetlerden birini hemen kabul edip diğerini külliyen reddetmede ölçünüz ne?

Bu kimselerin kem-küm edip, eğip-büğüp verecekleri bütün cevaplar: "Bence" de düğümlenecektir. Yukarıdaki cümle sahibinin bir başka incisi de şu: "Yâni, Vahy-i Metluv dediğimiz şey Kur'ân, vahy-i gayr-ı metluv olayı diye bir olay olmadığı kanaatindeyim."

Dine müteallik en küçük âdâbın kabul veya reddinde "bence"ye değil, kaynaklarda gelen objektif delile dayanan İslâm dünyasında 14 asırdır, milyonlarca ulemanın Kur'ân ve hadîste gelen sayısız delillere dayanarak benimsediği ve ona müsteniden dinin ikinci kaynağı bilip, teşriatını tedvîn ettiği, vahy-i gayr-ı metluv hakikatını şahsî "kanaat"ine dayanarak bir solukta inkâr eden insana Allah'tan idrak ve iz'an dilemekten başka ne yapılabilir? Bu kimseler, hadîs yerine "bence'lerini ikâme ederek yeni bir din, semâvilikten çıkarılarak arzileştirilen, ilâhilikten çıkarılarak beşerîleştirilen, bir kelime ile Laisize olmuş bir İslâmiyet ortaya koymaya, müslümanları müslümanlık perdesi altında dinlerinden etmeye çalışmaktadırlar. İblisâne bir desîse. "Ancak şüphesiz ki şeytanın hîlesi zayıftır" (Nisa, 7). Ve bir dâne-i hakikat bir harman yalanı yakar.

Şu halde, ümmete, milletin "zamâne" tavsifine bihakkın mâsadak "benceci'lerin ne kadar bâtıl bir yolda gittiklerini ümmete göstermek, iddialarının ilmen çok yanlış(1), dinen hıyânet ve cinâyet olduğunu açıklamak gerekmektedir. Bu bir vazife ve vecibedir. Bu sebeple, İslâm dininin ilme verdiği ehemmiyeti, Hz. Peygamber'in, ilme, ilim talebine teşvîklerini, ilmin ve okuma-yazmanın yaygınlaşması için aldığı tedbîrleri, kurduğu müesseseleri burada açıklayacağız.

Hadîsler, umûmiyeti göz önüne alınınca, birinci asrın sonlarına kadar resmen yazdırılmamıştır bu doğru. Ancak şurası da kesin bir gerçektir: Hadîsler, resmen yazdırma zamanına kadar, birçok kimseler tarafından yazılmış ve yazılı nüshalardan ezberlenmiştir. Yetkili hocaların kontrolünden sonra verilen rivâyet iznine sâhip kimseler tarafından kontrollü ve murâkabeli olarak tedrîs edilmiştir.

Asıl mevzuya geçmeden, konumuz açısından ehemmiyet taşıyan mühim bir hususu bir kere daha tekrar etmek isteriz: Kur'ân ve hadîslerde "öğrenilmesi", "öğretilmesi" ve "seyahatler yaparak taleb edilmesi" övülmüş teşvîk edilmiş olan ilimden, Selef, çoğunluk itibâriyle "hadîs"i anlamış, "ilim"le öncelikle hadîsin kastedildiğini söylemiştir. Öyle ise, Resûlullah'ın "ilim" adına aldığı bütün tedbirler, yaptığı bütün teşvikler, zihinlerde ilim lehine hazırlanan münbit zemin, rûhlarda estirilen ilim rahmetiyle dolu bulut rüzgarları öncelikle hadîs'in işine

Kütübü Sitte - 1.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir