Kütübü Sitte - 1.Cilt — Sayfa 257
Kur'ân ve ilim
Kütübü Sitte - 1.Cilt kitabının 257. sayfası — Kur'ân ve ilim bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
bunu, ilme ve etrafındaki âlimlere borçludur. Öyle ki, Filistin'den çok uzak mesâfede bulunan Sabâ'dan, Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar celbedip getirecek güçte ilim sâhibi bir istişâre hey'etine sâhipti.
"Süleymân: "Ey cemaat! Bana teslîm olmalarından önce, hanginiz o kraliçenin tahtını yanıma getirebilir?" dedi (...). Kitabın bilgisine sâhib olan biri: "Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm" dedi".
Eşsiz saltanata mazhar Hz. Süleymân (aleyhisselam)'ın şahsen, karınca ve
kuşların dilinden anlayacak kadar üstün, vüs'atli ve ince bir ilim sâhibi olması mes'elemizin bir başka yönüdür.
Hz. Süleymân'ın saltanatını gerçekleştiren ilmin sâdece askeriyeyi ilgilendiren ilimler olmayıp, medenî hayatı alâkadar eden her sahayı içine aldığını ifâde zımnında Kur'ân-ı Kerîm mimârî'den misâl verir: Sabâ'dan gelen Belkıs, Hz. Süleymân'ın pâyitahtında son derece ileri bir mimârî ile karşılaşır. Öyle ki, misâfir edileceği sarayın dış kapısından içeri girer girmez, aşılması gereken bir havuzla karşılaştığını sanır ve hemen eteklerini toplamaya yeltenir. Vak'ayı âyetten tâkib edelim:
قِيلَ لهَا ادْخُلي الصّرحَ فَلَما رَاَتْهُ حَسِبْتَهُ لُجّةً وَكَشَفَت عَن سَاقَيْهَا قَالَ إنّهُ صَرحُ مُمَرّدٌ من قَوارِير
"Ona: "Köşke gir" dendi. Salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleymân: "Doğrusu bu, camdan yapılmış mücellâ bir salondur" dedi.
Bugün mimârî ve mesken inşaatının yüzlerle ifâde edilen sanayi koluna bağlı olduğu bilinmektedir. Her bir sanayi dalı, ayrı bir ilim ve ihtisas şûbesini temsil eder. İlim, ahlâk ve tekniğin ifâdesi olan medenî seviye ile mesken arasındaki yakın alâkayı görmek için Afrika yerlilerinin kulübeleri ile Amerika gökdelenleri arasındaki farkın, berikini ve ötekini inşâ eden insanlar arasındaki farktan ileri geldiğini düşünmek yeterlidir kanaatindeyiz.
Burada, Hz. Süleymân'la ilgili olarak verilen misâl husûsunda şöyle bir itiraz akla gelebilir: "Kur'ân'da zikredilen o vak'alar Hz. Süleymân'a Cenâb-ı Hakk'ın ihsan ettiği mû'cizelerden ibârettir, mû'cizenin ilimle, teknikle bir alâkası olmamalıdır!"
Peygamberlerin mû'cizeye mazhariyeti elbette haktır, gerçektir, kesretle vâkidir. Ancak Hz. Süleymân (aleyhisselâm) misâlinde olduğu üzere, üstünde düşünüp, ibret olacak yönünü araştırmadan "mû'cizedir" diye bir kalemde geçip gitmek de doğru değildir. Neml Sûresi dikkatlice okunduğu takdirde, Hz. Süleymân'ın mazhar olduğu nimetlerin -ki belli bir zâviyeden "mû'cize" diye tasvîf etmemiz câiz olabilir- Hz. Nûh'un mazhar olduğu Tûfan veya Hz. Lût'un mazhar olduğu
Kütübü Sitte - 1.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir